Aldı nemçe bizim nazlı Budin'i

Ailesiyle balkanlar turuna çıkan yazarımız Kerime Yıldız, hem geziyor hem de dumanı üstünde o anları sıcağı sıcağına yazıyor. Bugünkü durağı ise Budapeşte...
Eklenme Tarihi: 29.06.2017 09:55:26 - Güncellenme Tarihi: 29.06.2017 09:55:26

Budapeşte’deyiz. Bizim nazlı Budin’de.

Diyarbakırlı İhsan Bey’in işlettiği Ararat Kebapçı’daki kahvaltıdan sonra yürüyerek Zincirli Köprü’ geçtik ve Budin Kalesi’ne ulaştık.

Osmanlı, 1526 Mohaç Meydan Savaşı’ndan sonra teslim aldığı Budin'de 1541 yılında eyâlet teşkilatını kurdu. Budin’i genç bir kız gibi nazladı. Budin de Osmanlı’ya naz yaptı. Şehir adâletin ve barışın diyârı oldu.

Rivâyete göre Osmanlı, kaleyi aldığında Macar krallarının oturduğu saraya Kızıl Elma Sarayı adını vermiş ve halkın ziyâretine açmış. Saray, Budin’e geldiğinde Kanûnî’ye ev sâhipliği yapmış. Kânûnî, sarayın duvarına kendi el yazısıyla şu beyiti yazmış:

“Gâziler meskenidir bunda beyim gayr olmaz

Burda zulmeyleyenin âkıbeti hayr olmaz.”

Cânım Muhibbi...Altına şu hadis-i şerifi de kazımış:

“Bir saatlik adâlet, yetmiş yıllık ibâdetten iyidir.”

Osmanlının âdil yönetimi altında bir buçuk asır huzur içinde yaşayan Budin’den, Avusturya kralları hiç vazgeçmediler. Geriye almak için bir çok teşebbüste bulundular. Nihâyet 1686’da geriye aldıklarında bu nazlı şehri çok incittiler.

Budin Kalesi

Esir düşen on iki bin Müslüman kızın içindeki müftü kızı, Tuna türkülerinin en hüzünlüsünü söyledi:

Ben güzel Budin’de müftü kızıydım

Anamın babamın iki gözüydüm

Ben de bir yuvada körpe kuzuydum

Aldı Nemçe bizim nazlı Budin’i

Sabah ezanında düştü bir yıldız

Deftere yazıldı on iki bin kız

Aman padişahım bizde İslâmız

Aldı Nemçe bizim nazlı Budin’i

Budin Kalesi’ne yokuş yukarı çıkarken bir yerde Tuna’ya karşı oturduk ve  bu hazin türküyü hatırladık.

Nihad Sâmi Banarlı’nın ifâdesiyle hiçbir vatan toprağı Tuna kıyıları kadar Türk kanı içmemiş; hiçbir vatan toprağı Tuna kadar bu kanla bayraklaşmamıştır.

Kalede dolaşırken bir Nemçe atlısının ayakları altındaki Türkü tasvir eden heykel dikkatimizi çekti. Demek Viyana’daki heykelin bir benzeri burada da varmış.

Budin Kalesi'ndeki heykeller 

Budin Kalesi’ni, öğlen sıcağında dolaşmak gerçekten çok yordu. O yorgunlukla Gül Baba’ya doğru yürümeye başladık. Ben, yarı yolda pes edip taksiye binmek zorunda kaldım. Türbe’ye ulaştığımızda restorasyon sebebiyle kapalı olduğunu görünce önce çok üzüldük ama TİKA adını görünce üzüntümüz, haklı bir gurura dönüştü. TİKA, bir ecdâd yâdigârını daha ihyâ ediyordu.

Bulduğumuz ilk ağaç altına çöküp Müslüman Türk’ün Macaristan’a vurduğu mührün en zarif temsilcisi, Macar ovalarının mânevî fâtihi Gül Baba’yı yâd ettik. Kânûnî’nin Zigetvar’daki türbesine bile tahammül edemeyen vandalizmin, Gül Baba’nın zarâfeti karşısında diz çökmesine tebessüm ettik.

Budin Kalesi'nden Tuna ve Budapeşte manzarası

Akşam yine İhsan Bey’in lokantasına gittik.

İhsan Bey, hayatından çok memnun. Lokantasında  Macar elemanlar da çalışıyor. “Macarlar ırkçı değil. Almanya’da bir Alman, asla Bir Türk’ün yanında işçi olarak çalışmaz.” deyince meseleyi daha iyi kavradık.

Çaylarımızı içerken yağmur yağmaya başladı. Keyfimize diyecek yok. O kadar çok çay içtik ki İhsan Bey, “Yemek ikram olsun; çayların parasını alayım.” diye latife yaptı. Çay da çay ama!

Nasipse yarın Viyana yolundayız.

http://enpolitik.com/haber/143340/aldi-nemce-bizim-nazli-budini.html

Sizin Yorumunuz:

*
*