Abdülhamid'in sabrı!

TRT1 ekranlarında yayınlanan, ES Film’in yapımcılığında çekilen ve her bölümü büyük merak uyandıran dönem dizisi Payitaht Abdülhamid’in bu hafta yayınlanan 35. bölümünde neler yaşandı? İşte cevabı;
Eklenme Tarihi: 27.01.2018 19:51:22 - Güncellenme Tarihi: 27.01.2018 19:51:22

TRT1 ekranlarında yayınlanan, ES Film’in yapımcılığında çekilen ve her bölümü büyük merak uyandıran dönem dizisi Payitaht Abdülhamid’in bu hafta yayınlanan 35. bölümüne; Abdülhamid’in, Karaso ile mecbur kaldığı anlaşma koşulları, Düyun’u Umumiye’nin eşkıyalık yaparak devletten aldığı haraçlarla ülkeyi ne denli etkilediği, Wilhelm’in Kudüs’e girmek istediği kutsal kapıyı korumak adına, Sultanın şehrin duvarlarının yıkılması pahasına ona açtırdığı başka bir kapı ve kızı Naime ile göz yaşları içinde konuşmaları, geceye damgasını vuran konulardandı

Yönetmenliğini Emre Konuk’un yaptığı, senaryosunu Ayça Mutlugil, Hale Çalap ve Hamza Akyıldız’ın kaleme aldığı Payitaht Abdülhamid’in bu hafta yayınlanan bölümünde olanlar:

Wilhelm, Abdülhamid’in karşısına düşman Karaso’yu çıkarttı…
Wilhelm, kendi ülke menfaatleri için deniz donanması ile ilgili İngilizler ve Parvus’la anlaşınca Kudüs’e gitti, ancak demir yolu ve petrol şirket yetkilisi olarak Osmanlı'nın başına bela olacak Emanuel Karaso’yu getirdi. Sultan Abdülhamid, karşısına çıkan bu sürpriz ve  bir de rüşvet alan İzzet Paşa'nın kendisine onu izzetli biri gibi savunması sebebiyle,  içine şüpheler yerleşti. 

Karaso, Mahmud Paşa’yı oğluyla tehdit etti…
Mahmut Paşa, Saray koridorunda Karaso’ya bu görevin çok uzun sürmeyeceğini dile getirdi. Karaso ise, ona eski anlaşmalarını hatırlatıp onu sevdikleri ve bilhassa oğlu Sabahattin ile tehdit etti. Mahmud Paşa ise  Sultan Abdülhamid’i her şeye rağmen uyarma ihtiyacı duydu…Karaso’nun sanıldığı ve anlattığı gibi izzetli olmadığını belirtti ve “Karaso hem devletin hem de sizin düşmanınızdır. Ama bunu benim söylediğim ifşa edilirse ben altından kalkamayacağım büyük bedeller ödeyeceğim. Bu bedel benimle alakalı değil sevdiklerimle alakalı. Ama yemin ederim Karaso sizin düşmanınızdır. “ dedi.  

Parvus: ‘Karaso, sen devletin başına sardığım en büyük bela olacaksın!”
Parvus Osmanlı’nın başına sardığı Karaso’ya; “Sen devletin başına sardığım en büyük bela olacaksın! Bütün bunları demir yolu ve petrol için yapıyoruz, unutma! Şimdi git onları mağdur edecek anlaşma yap!” dedi.

Abdülhamid'in kızını anlatırken döktüğü gözyaşı..
Hatice’nin çıkarttığı yangından onları Kemalettin ve Vasfi kurtardı. Bu yangından kurtulan Naime’yle babası Abdülhamid’in konuşması, dün gecenin izleyiciyi duygulandıran ve ağlatan sahnelerinden oldu. Abdülhamid’in yangında ölen küçük kızı Ulviye’nin yangında vefat hikayesini göz yaşları içinde Naime’yle paylaşması seyirciyi duygulandıran ve Bülent İnal’ın göz yaşlarının onları da ağlattığı sahnelerden oldu. Hatice ise Saraya Kemalettin'e tekrar yakın olma ümidiyle döndü ve ona 'Vasfi'yi göreve gönder' notunu yazdı. Kemalettin ise kendisinden ümidini kesmesi için yeni bir karar alarak Vasfi ile Hatice'yi Anadolu’ya birlikte gönderme kararı aldı. 

Dilşad’ın sonu…
Dilşad, Theodor Herzl hayranlığının kurbanı oldu. Ve dün gece Vladimir’in silahından çıkan kurşun ile sırtından vurularak diziye veda etti. Alman-Osmanlı anlaşma belgelerini Herzl'e veren, sonrasında hem babası Selim Paşa'ya, hem de devlete ihanetiyle bunalıma giren Dilşad, teyzesine gitmeden önce Herzl’e veda etmek için uğradığında Vladimir tarafından alıkoyuldu. Ve oradan kaçmak isterken yakalanarak öldürüldü.  Kızının kollarında vefatıyla büyük acı yaşayan Selim Paşa'nın haykırışı dün gecenin çarpıcı sahnelerinden oldu. 

Vergi toplama bahanesiyle maliyeyi sömüren Düyun’u Umumiye…
Demir yolu işinde söz sahibi olabilmek için demir yoluna getirdiği 4 yılda bitirme şartıyla Almanların petrol işletme hakkına sahip olmalarına mani olmanın yollarını arayan Sultan Abdülhamid, Düyun-u Umumiye’in aldığı vergilerin dışındaki devlete gelecek paradan bunu temin etmeyi planladı. Ancak Hüseyin Paşa'nın Parvus’a durumu yetiştirmesi ve onun Düyun müdürüyle işi halletmesi üzerine müdür Abdülhamid’e, devlete verilecek para olmadığını söyledi. Sultan Abdülhamid’in Düyun’u Umumiye ile ilgili olan konuşması da dün gecenin sert ve etkileyici sahnelerindendi.. Abdülhamid şunları söyledi: “Borç taksiti aynı, gelir artıyor lakin bize kalan para yok! Siz eşkıyalık mı yaparsınız. Vaktiyle alınan borçları tahta çıktığımda kucağımda buldum.  Osmanlı maliyesini nizama sokmak ve borçları ödemek için Düyun’u Umumiye’yi kurmaya mecbur kaldık. Lakin sizin dolandırıcı olduğunuzu hesaba katmadık. Çağımızın eşkıyaları... Milletin malına göz dikmiş eşkıyalar... Bunların arasında en güçsüzü olmayacağız.” 

Bor Madeni satışına kolcuların baskını!
Sultan Abdülhamid, Düyun’u Umumiye’nin üçkâğıtçı yaklaşımının ardından, bor maden kaynaklarıyla ilgili alıcı bulunması ve petrolün elden gitmemesi için çözümü buldu. Amerikalılara bor madeni satışı yapılacaktı. Ancak Hüseyin Paşa'nın Düyun’u Umumiye ile ilgili araştırma yapmasını istediği Şehzade Abdülkadir, Amerikalı tüccardan bunu öğrenip dayısına yetiştirince olanlar oldu. Tam yükleme yapılacakken kolcular ve Duyün’u Umumiye’den görevliler de geldi ve bor madeni kaçakçılığı var diyerek sandıklara el koyuldu. Tüccar da anlaşmayı iptal etmesinin ardından o sırada Karaso ile anlaşmaya oturan Abdülhamid’e haber geldi… Ve Osmanlı’nın daha fazla para veremediği bir şekilde imzalar atıldı. Abdülhamid’in  hüzünlü konuşması gecenin dikkat çeken konuşmalarından oldu… “Biz türlü belalarla mücadele ettik petrolümüzü kaptırmamak için. Şimdi elimizden gidiyor, ben milletime nasıl cevap veririm? Ben milletimin malını nasıl zayi ederim, nasıl hesap veririm? ”

Mahmud Paşa'nın planı kimi yakacak?
Hüseyin Paşa’nın Şehzade’den bor satışı ile ilgili öğrendiği bilginin hainlere sızdırılması ile ilgili resmi belge yazan Mahmud Paşa, bunu Tahsin Paşa vasıtasıyla Abdülhamid’e verir. Ve dizinin final sahnesinde bu işin sorumlusu olarak Abdülkadir babasının huzuruna çıkar… Şehzadenin ve Hüseyin Paşa'nın durumu gelecek haftanın belirleyici konuları arasında…

Şehzade Firuze’yi Saraydan kovdu..
Firuze’nin Saraya yerleşme ve Sultan olma planı bozuldu. Onun geçmişini araştıran Lütfü,  bu gerçeği açıklamak için  Saraya döndü. Fakat Hatice, kendisine yardımlarından ve Bidar Sultan’a düşmanlığı nedeniyle ona bu durumu  söyleyince, Firuze yine kurtulmanın yolunu buldu ve asker zindana atıldı. Onu zindanda görmeye giden Firuze, askerle konuşurken Şahzadenin de onu dinlediğinden habersiz yalanını ifşa etmiş oldu. Ve gerçeği öğrenen Şehzade onu Saraydan kovdu.

İslam kapısından çıkmayacağız, evimizden çıkmayacağız…
Dün gecenin çarpıcı sahnelerinden bir diğeri de; Wilhelm'in  Kudüs’e Babül Halül kapısından girmek üzere olduğu haberleriyle Sultan Abdülhamid’in duruma el koyduğu sahneler oldu. Hz. Ömer, Selahaddin Eyyubi, Yavuz Sultan Selim’in Kudüs’ü fethederek girdiği kapıdan, dünyaya buranın Hami’si benim! demeyi hesaplayan Wilhelm’ e Abdülhamid’in cevabıyla, Kudüs’ün Sultanının kim olduğu mesajı halk tarafından verildi.. Ve Wilhelm’e girmesi için şehirden başka kapı açıldı. Wilhelm Kudüs’e girmeden evvel gazetelere yazılan “Wilhelm, Kudüs’e Fatih gibi girdi” yazısı yalan haber olarak kaldı... Abdülhamid’in sözleri ise izleyiciden tam not aldı: “Haksız yere bir insan öldüren bütün insanları öldürmüştür. Kudüs ilk kıblemiz, miraç mucizesinin müjde şehri. Eğer bizim zamanımızda Kudüs ölürse, düşerse bütün İslam beldeleri düşer, İslam beldeleri ölür, şehirler ölür.. Kudüs'ün izzetini koruyamazsak kendi izzetimizi kaybetmişizdir. Kudüs evimizdir. Evinden çıkamazsın, çıkacağın kapı islamdır. İslam kapısından, evimizden çıkmayacağız. “

Payitaht Abdülhamid, 2 Şubat Cuma ve her Cuma TRT 1”de!

http://enpolitik.com/haber/158649/abdulhamidin-sabri.html

Sizin Yorumunuz:

*
*