19 Mayıs: Samsun Raporu ve Türklük vurgusu

Bugün 19 Mayıs 1919, bir milletin tarihinin yön değiştirdiği, yeniden yazıldığı, onurlu bir kurtuluşun 99'uncu yıl dönümü, bugün, Samsun'a 9'uncu Ordu müfettişi olarak çıkan Mustafa Kemal Paşa'nın 'Türk' bilincini uyandırdığı, Kurtuluş Savaşını başlattığı günün 99'uncu yılı...
Eklenme Tarihi: 19.05.2018 09:27:00 - Güncellenme Tarihi: 19.05.2018 12:56:58



Milletlerin geçmişinde yol bulmanın, iz seçmenin, aydınlığa çıkmanın imkansız görüldüğü, bulanık, fırtınalı, karanlık dönemler vardır. Böyle günlerde umutsuzluk veba gibi yayılmakta, kurtuluşu kimileri parçalanmakta, kimi bireysel direnişte kimi ise topyekun bir mücadelede görmekteydi. 

İşte 19 Mayıs 1919, Anadolu'nun bitap, tarumar, düşman elinde ve umutsuz günlerinde milletçe onurlu bir kurtuluşun adı oldu. 19 Mayıs 1919 Türk milletinin kurtuluşu tarihi bir dönüm noktası olmakla beraber 'Türklük' bilincinin ve milliyet kavramının oluşmasında da tarihi bir rol oynadı.



 Osmanlı Devleti,Osmanlı İmparatorluğu birinci dünya savaşında Çanakkale'de destan yazmasına rağmen Almanya'nın yanında yer alması sebebiyle, yenik düşmüş ve itilaf devletlerince işgal edilmiş ve paylaşılmıştı. Hemen her sokakta, her şehirde işgalcilerin zulmü karanlık bir gök gibi Türk milletinin üstüne çökmüştü. 

İstanbul bölgesi birleşik güçler, İzmir bölgesi Yunanlılar, Antalya bölgesi İtalyanlar, Maraş-Antep bölgesi Fransızlar, Musul-Kerkük bölgesini İngilizler, Kars bölgesini de Ermeniler işgal etmişler, Türk halkı Ankara, Samsun dolaylarında sıkışıp kalmışlardır. Acı olan sahne Beş yüz bin kişinin kanının döküldüğü Çanakkale Boğazından itilaf devletlerine ait donanmanın elini kolunu sallaya sallaya İstanbul'a girmesidir. Donanma İstanbul limanına yanaştığı ve askerlerin karaya ayak bastığı sırada Mustafa Kemal'in söylediği söz çok manidardır ve gelecekte olacakların habercisi gibidir. "Üzülmeyiniz geldikleri gibi giderler" gerçekten de öyle olmuştu bin bir kıyım ve acı getiren işgalciler, geldikleri gibi gitmişlerdi. 


'Geldikleri gibi giderler' sözüyle kalmayıp, gitmeleri için Anadolu'da büyük kurtuluşu başlatan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Samsun'a çıkması ile bir ulusun tarihini değiştirmiş adeta yeniden yazmıştı. 

Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’da ilk ayak bastığı yer Samsun’du. Bu nedenledir ki, Samsun Millî Mücadele’nin başlangıç noktasıdır ve Millî Hareketin ilk evresini teşkil etmektedir. Samsun, ileride Kuva-yı Milliye Ruhu şekline dönüşecek olan 19 Mayıs Ruhunun tecelli ettiği mekandır. 

19 Mayıs; bağımsızlık ruhunun oluşmasında başlangıç tarihidir. Fikir ve karar sahibi Mustafa Kemal Paşa’nın hedefine varan yolda ilk adımdır. Şevket Süreyya Aydemir’in anlatımıyla, “Mustafa Kemal’in yeni hayatı, yeni âlemi, onun 1919 Mayısının 19’uncu günü Samsun kıyısında Anadolu karasına ayak basmasıyla başlar, yani onun zuhurunun, hem kendi kaderine hem milletin tarihine, hem çağımızın akışına, çeşitli yönlerden yön ve şekil veren safhası o gün, orada ve Mustafa Kemal’in Samsun kıyısına ayak basmasıyla başlamıştır.”

Samsun ve çeteler

Dönemin şartları içinde Samsun ve dolayları mütareke Türkiye’sinin en çapraşık çete faaliyetlerine sahne olan ilidir. Mevcut çete faaliyetlerinin çoğunluğunu Pontusçu Rumlar oluşturmaktaydı. Mustafa Kemal Paşa’nın. IX. Ordu müfettişliğine atanmasının başlıca nedeni de bu yöredeki Rumları, orada yaşayan Türklere karşı korumak ve Anadolu’da kurulmakta olan millî cemiyetleri dağıtmaktı. Onun bu göreve atanmasındaki isabetlilik, şahsî kaygı ve korkuların bariz şekilde ön plâna çıktığı günlerde ‘“Millî Mukavemet” fikrini en üst düzeyde düşünen ve bunun uygulaması için çaba gösteren kişi olmasından kaynaklanmaktaydı. O daha İstanbul’a gelmeden önce sahip olduğu bu düşüncesini bir sır olarak saklamış; Anadolu topraklarına ayak basar basmaz bu düşüncesini uygulamaya başlamıştı.


Samsun raporu ve Türk Milliyetçiliği

Mustafa Kemal Paşa, Samsun’a gelir gelmez müfettişliğin kendisine yüklediği vazifeleri yerine getirmek amacıyla Samsun’da kaldığı beş-altı gün içinde durumu incelemiş, ve beraberinde gelen arkadaşlarından Refet (Bele) Beyi Samsun (Canik Sancağı)’a mutasarrıf atamış, daha sonra da Erzurum’da bulunan XV. Kolordu komutanı Kâzım Karabekir ve Ankara’da bulunan XX. Kolordu Komutanı Ali Fuat (Cebesoy) Paşalara telgraf çekerek, Samsun’a geldiğini bildirmiş ve kendisiyle ilişki kurmalarını istemiştir.

22 Mayıs 1919 tarihinde hazırlamış olduğu rapor, birçok noktalarda, Ordu Müfettişliği talimatının sınırlarını aşarak, bütün memleketin kaderi ile ciddî bir şekilde uğraşmış olduğunu göstermektedir. Millî Mücadelenin ilk ana programını teşkil eden rapor, özetle şu fikirleri kapsamaktaydı:

1. Samsun bölgesi Rumları siyasî emellerinden vazgeçerlerse, asayiş kendiliğinden düzelir.

2. Türklüğün yabancı mandasına ve kontrolüne tahammülü yoktur.

3. Yunanlıların İzmir’de hakları yoktur. İşgal geçicidir. Millet, millî hakimiyet esasını ve Türk milliyetçiliğini kabul etmiştir. Bunu gerçekleştirmeye çalışacaktır.

Bu rapor, 19 Mayıs Ruhunun dayandığı temelleri tespit etmesi bakımından önemlidir. Raporda, Rum azınlığın faaliyetlerine, Yunanlıların İzmir’i işgaline açıkça karşı çıkış vardır. Bununla birlikte Türklüğün yabancı mandasına tahammülü olamayacağının açıkça ilan edilmesi ve millî mücadele hareketinin referanslarını Türk Milliyetçiliği fikriyatına bağlanması fevkalade önemlidir.


Mustafa Kemal Paşa, Samsun’da önce güvenliğini sağlayacak tedbirleri aldı ve ordu ile ilk teması kurdu. Daha sonra hem Anadolu’nun içlerine doğru biraz daha ilerlemek hem de Samsun’un İngiliz işgalinde bulanması ve civarındaki Rum çetelerinin faaliyetinden ötürü karargâhını 25 Mayıs’ta Havza’ya nakletti. 

Havza’da halkı millî mücadele fikri etrafında toplamaya ve hazırlamaya çalıştı. Türk İstiklâl Harbi’nin ilk yıllarındaki bu tip teşebbüsler Millî Mücadele’nin ordudan çok “Kuva-yı Milliye”ye dayanması ve Anadolu direnişini halka mal etmek amacına hizmet etmişti.

Amasya Tamimi ile başlayan Milli Mücadele hareketini halka mal etme çabası kongrelerin toplanmasıyla başarılı bir seyir takip etmiş, özellikle Erzurum ve Sivas Kongrelerinde Kuva-yı Milliye Ruhu, adeta bir iman şeklinde Anadolu Türk halkı tarafından benimsenmiş ve kabul görmüştür. Bu kabul Erzurum Kongresi sırasında mahallî nitelikli olmakla birlikte ülke bütünlüğünün esas alınması kongrenin en önemli özelliği olarak ortaya çıkmıştır. Erzurum Kongresi’ndeki bu eksiklik Sivas Kongresinde giderilmiş, “19 Mayıs Ruhu”, “Kuva-yı Milliye Ruhu”, “Müdafaa-i Hukuk” adları ile şekillenen bu kavramlar, “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” adıyla tek bir isim, tek bir fikir, tek bir ideal altında birleştirilmişti.

19 Mayıs 1919 tarihinde ete kemiğe bürünen ve 4 yıl süren Kurtuluş Savaşı,  28-29 Ekim 1923 gecesi “Yarın Cumhuriyeti ilân edeceğiz” sözleriyle zafere ulaşmış, Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti Devleti 29 Ekim 1923'te kurularak ilan edilmişti. 


Atatürk’ün Samsun’a ayak bastığı tarih olan 19 Mayıs aynı zamanda “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanmaktadır. “Gençlik” kavramı Atatürk için ayrı bir önem taşımaktaydı. Atatürk gençlerden sık sık bahsederken, yaş sınırı dışında fikri olarak gençliği yani, fikirde yeniliği ifade etmiştir. 

Atatürk, Millî Mücadele’yi başlatmak üzere Samsun’da Anadolu topraklarına bastığı 19 Mayıs 1919 tarihinin önemi nedeniyle 19 Mayıs’ı Türk gençliğine armağan etti.

Atatürk: “Gençler!Benim gelecekteki emellerimi gerçekleştirmeyi üstlenen gençler!

Bir gün bu memleketi sizin gibi beni anlamış bir gençliğe bırakacağımdan dolayı çok memnun ve mesudum” derken Türk gençliğine olan güvenini de anlatmıştır. Atatürk’ün şu sözleri hepimiz için bir rehber olmalıdır: “Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kâfidir” demiştir. 

19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı, ulusal düzeyde kutlanan resmi bir bayram olmadan önce, uzun bir süre yerel düzeyde kutlanmıştır. 19 Mayıs günü, Atatürk’ün Samsun’a çıkıp Milli Mücadele’yi buradan başlatmasının onuruna, Samsun halkı tarafından Gazi Günü olarak 1926 yılından itibaren mahalli bir gün olarak kutlanmıştır. Ulusal resmi bir bayram olarak kabul edilmemesine karşın ilk kez 1935 yılında ulusal düzeyde kutlanmıştır. Atatürk’ün ölümünden yaklaşık beş ay önce resmi bir bayram olarak kabul edilmiştir. Atatürk yalnızca 1938 yılında yapılan kutlamalara katılmıştır.

Süleyman Bulut’un Büyük Atatürk’ten Küçük Öyküler kitabında Atatürk'ün 'Dağ başını duman almış' marşını nasıl söylediği şöyle anlatılıyor: 

"Dağların bulutlara değen tepeleri yeni yeni pembeleşmekteydi. O anda, Mustafa Kemal, daha önce kimsenin duymadığı bir marşı söylemeye başladı: 

 Dağ başını duman almış, Gümüş dere durmaz akar. Güneş ufuktan şimdi doğar, Yürüyelim arkadaşlar… Sesimizi yer, gök, su dinlesin, Sert adımlarla her yer inlesin! Bu gök, deniz nerede var? Nerede bu dağlar taşlar? Bu ağaçlar, güzel kuşlar, Yürüyelim arkadaşlar…” (Falih Rıfkı Atay, Babanız Atatürk)"

Marş bugün milyonlarca genç tarafından hep bir ağızdan söyleniyor. 

Kaynak: atam.gov.tr/leblebitozu.com

haber: enpolitik.com/ Melek S. Tunç

http://enpolitik.com/haber/195252/samsun-raporu-ve-turk-milliyetciligi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*