Günlük tutan ilk sadrazam: Mahmut Şevket Paşa

11 Haziran 1913'te Bayezid Meydanı'nın Divanyolu'na çıkan noktasında bir cenaze alayının kapattığı, yolun açılmasını bekleyen Mahmut Şevket Paşa'nın da içinde bulunduğu otomobile dört bir taraftan ateş açıldı... ​Mahmut Şevket Paşa hayatını kaybetti.
Eklenme Tarihi: 11.06.2018 12:41:00 - Güncellenme Tarihi: 11.06.2018 14:13:11

11 Haziran 1913'te Bayezid Meydanı'nın Divanyolu'na çıkan noktasında bir cenaze alayının kapattığı, yolun açılmasını bekleyen Mahmut Şevket Paşa'nın da içinde bulunduğu otomobile dört bir taraftan ateş açıldı... Mahmut Şevket Paşa hayatını kaybetti.

1856 yılında Bağdat'ta doğan ve çocukluğunun büyük bölümünü Bağdat’ta geçiren, bundan ötürü Arap lakabıyla anılan Mahmut Şevket Paşa, sert bir mizaca sahip, süratle iş gören ve görülmesini isteyen bir Osmanlı Paşası’ydı. 

Abdülmecid devri mutasarrıflarından olan Çeçen asıllı Kethüdazade Süleyman Bey’in oğlu olan Mahmut Şevket Paşa, Mekteb-i Harbiye ve Erkan’ı harbiye okullarından mezun olduktan sonra Erkan-ı Harbiye Dairesi'nde tercüman olarak çalışmaya başladı. Arapça ile birlikte Almanca ve Fransızca dillerine hakimiyetiyle bilinen Mahmut Şevket Paşa, silah satın alma komisyonunda yer alıp Almanya ve Fransa’ya seyahat ederek, alınacak silahların seçiminde önemli rol oynadı. 

II. Abdülhamid dönemi önemli projelerinden olan Hicaz demiryolu hattında, ferik rütbesini almasının ardından telgraf hattının kurulmasından sorumlu memur olarak atandı. Ancak verilen bu görev Mahmut Şevket Paşa’nın II. Abdülhamid’e olan duygularını tamamen değiştirdi.

Kosova valiliği görevi sırasında İttihat ve Terrakki Cemiyeti ile ilişki kuran Mahmut Şevket Paşa, rejim aleyhtarlığına göz yumdu. II. Meşrutiyet’in ilanıyla ve İstanbul'dan Meşrutiyet'in korunması için Üçüncü Ordu'dan avcı taburlarının istenmesi üzerine siyaset sahnesinde hızla yükselmeye başladı. 31 Mart Vakası'nın ardından İstanbul'a yürüyen Hareket Ordusu'nun başında İstanbul'a geldi ve şehirde sıkı yönetim ilan etti. 

Kısa zaman içinde etkin bir rol oynayarak ll. Abdülhamid'in tahttan indirilmesinde ve Sultan Reşad'ın (V. Mehmed) tahta çıkarılmasında etkili olan Mahmut Şevket Paşa, V. Mehmed’in sadrazamı oldu.Eskiden beri tam olarak anlaşamadığı İttihat ve Terakki ileri gelenleriyle, sadrazam olarak iktidarının paylaşılmasına izin vermeyen bir kişiliğe sahip olan Mahmud Şevket Paşa arasındaki sürtüşmeler giderek büyüdü ve cemiyet onu bir tehdit olarak görmeye başladı. Harbiye Nezareti’ndeki çalışmalarını tamamladıktan sonra yola koyulan Mahmut Şevket Paşa, Beyazıt civarlarında silahlı saldırıya uğrayarak öldürüldü. 

23 Ocak 1913 tarihinden 11 Haziran 1913'e kadar 4 ay 19 gün boyunca sadrazamlık yapan Mahmut Şevket Paşa'nın en önemli özelliklerinden birisi görev süresi boyunca günlük tutan tek sadrazam olmasıdır.

Son dönem tarihçileri tarafından hem tartışılan hem de merak konusu olan günlüğe ilişkin Habertürk yazarı Murat Bardakçı, 01.12.2013 tarihinde bir yazı kaleme aldı. Bardakçı, yazısında Mahmut Şevket Paşa'nın günlüğünden kısa alıntılara yer verdi. 

Murat Bardakçı, yazısındaki ilgili bölümde şu ifadelere yer verdi:

"  Mustafa Kemal ile Enver Bey arasındaki ilk çekişmelerin ayrıntıları da günlükte

İşte, Mahmud Şevket Paşa'nın günlüklerinden bazı bölümler:

* 19 Şubat 1913 Çarşamba:
...Başkumandan vekili İzzet Paşa'dan aldığım telgrafnamede, Fahri Paşa ile Fethi ve Mustafa Kemal Beyler'in istifa etmekte oldukları ve istifa sebebinin de Gelibolu Umumî Kuvvetler Kumandanlığı'na tayin edilen Hurşid Paşa ve Kurmay Başkanı Enver Bey'le aralarının açılması olduğu bildiriliyor idi.
Fethi Bey namuslu metin bir zabittir, aşırı da değildir. Ancak, Mustafa Kemal Bey'in Trablusgarp'ta Enver Bey ile geçinemediğini haber almış idim. Fethi Bey de güzel ahlâk sahibi olmakla beraber biraz kıskanç­tır. Gazeteler, Enver Bey'e daha ziyade ehemmiyet vermişlerdi. İttihad ve Terakki Cemiyeti de Enver Bey'e daha ziyade meyilli idi.
...İki kumanda heyeti arasındaki anlaşmazlık o dereceyi bulmuş idi ki hemen o gün Gelibolu'ya gitmeye karar verdim.
* 20 Şubat 1913 Perşembe:
...Hurşid Paşa ile Enver Bey bizi karşıladılar. Gelibolu'ya çıktım. Memurlar ve asker bizi karşıladı. Askerin önünden yürüyerek geç­tikten sonra atlara binerek Bolayır'a gittik.
...Fethi Bey'i çağırdım. Üzüntülerimi beyan ettim. Fethi Bey evvelâ Bâbıâlî olayından (23 Ocak 1913'teki Bâbıâlî baskınından) bahsetti ve bu olay ile hükümetin çıkmaz bir sokağa sokulduğunu ileri sürdü.
...Evimde daha önce beni ziyaret etmiş ve Kâmil Paşa Hükümeti'nin memleketi tahrip etmekte olduğunu ileri sürerek fikrimi sormuştu. İttihad ve Terakki Cemiyeti ile Bâbıâlî olayı konusunda aynı görüşte olmadığımı fakat bir emrivâki karşısında kaldığımı, olay gecesi sadâreti kabul etmemem halinde İstanbul'da büyük bir kıtâl yaşanacağı ve İstanbul limanındaki yabancı savaş gemilerinden asker çıkartılarak şehrin yabancılar tara­fından istilâ olunacağı düşüncelerine dayanarak sadareti kabul etti­ğimi, fakat ...fikrimce barış yapılmasının devletin menfaatlerine uygun gelmesi sebebi ile İstanbul'a dönüşümde barış anlaşmasını imzalayacağımı söyledim.
...Onu çıkardım, Enver Bey'i çağırdım.
Enver Bey, meselenin çözümü için kendisinin İstanbul'da askerî harekât şubesine alınmasını ve Fethi Bey'in Umumî Kuvvetler Kumandanlığı Kurmay Başkanlığı'na, Mustafa Kemal Bey'in de Bolayır Kolordusu Kurmay Başkanlığı'na tayinini teklif etti. Kumandanlar için birşey söylemedi. Fahri Paşa'nın yolsuzca hareketi üzerine orada kalmasını uygun bulmamış idim. Enver Bey'in teklifi hoşuma gitti. Fedakârlık gösteriyor idi. Kendisi gidiyor ve arkadaşlarının hatırını hoş etmek istiyor idi.
Ondan sonra hatırları kalmasın diye Mustafa Kemal ve Kurmay Binbaşı Sabih Beyler'i ayrı ayrı çağırdım. Onlarla da yine bu mesele üzerine sathî şekilde konuştum.
* 21 Şubat 1913 Cuma:
Sabah erkenden kalktığımda vapur henüz hareket etmemiş idi. Bir mektup ile bir de şifreli telgraf getirdiler.
Mektup, Fethi ve Mustafa Kemal Beyler'den; şifre de başku­mandan vekili İzzet Paşa'dan idi. Fethi ve Mustafa Kemal Bey, meselenin Enver Bey'in kendilerine veya arkadaşlarına ifade ettiği şekilde içlerinden birinin Umûmî Kuvvetler ve diğerinin de Bolayır Kolordusu Kurmay Başkanlığı'na tayini ve Enver Bey'in de İstanbul'a alınması ile çözülmesi halinde Enver Bey ile aralarında bir şahsiyet meselesi çıkacağı ve dolayısı ile böyle kesin olmayan tedbirlerin alınmaması istirhamında bulunuyorlar; Fahri Paşa ile karşılıklı itimat yaratmış oldukları için bunun ihlâl olunmamasını ve çarenin Fahri Paşa ile beraber her ikisinin de oradan kaldırılmalarından ibaret olduğunu yazıyorlar idi.
İzzet Paşa ise meselenin öyle sanıldığı gibi basit olma­dığını ve dolayısı ile İstanbul'a dönüşümde müzakere yoluyla tedbir alınmasının daha muvafık olacağını yazıyordu.
* 19 Mayıs 1913 Pazartesi:
...Saraya gittim. Hazine-i Hassa Nazırı, Haydarpaşa'da kırk bin liraya arsanın parası ile Sirkeci'de apartman yapmak istiyordu. ...Buna dedim ki, "Zamanımızda elde edilen para ile apartman edinmeği kocakarılar dahi yapabilir. ...Bunun üzerine çok durmayarak sa­vuştu. ...Saray adamları arasında bir kumpanya kurulduğu ve başını başmabeyincinin teşkil ettiği haber alınıyor idi. ...Bakalım ne yapa­cağız.
Padişahın huzuruna Sultanların maaşlarından, binaların tamira­tından ve padişahın Eyüp'te inşa ettirdiği türbe ile mek­tepten bahis buyuruldu ve birgün mektebi ziyaret etmekliğim arzu edildi. Daha sonra, Sultanzade Fahreddin Bey'in intiharı mevzubahis edildi. Aklını kaybettiği anlaşıldı. Padişah, Sultan Aziz'in de intiharından önce delirdiğini ve hattâ hapsedilmiş olduğunu unutarak Yıldız'a gitmek üzere bir hayvan getirilmesini emrettiğini, sonra hamama koştuğunu ve hamamda kalmasının annesi tarafından yasaklanması üzerine odaya çıkarak ve kimseye haber vermeden kapıyı kapatarak kolunun damar­larını kestiğini, Sultan Aziz'in Midhat Paşa tarafından katledildiği hakkındaki rivayetin de iftira olduğunu hikâye buyurdu. Sultan Aziz, doktoru Marko Paşa'dan en kolay intihar şeklinin sıcak bir banyonun ardından ayak­lar ile kolları ustura ile çentiklemek şeklinde olduğunu ve böylelikle ruhun hiç hissedilmeksizin tes­lim edilebileceğini öğrenmiş imiş."

Mahmut Şevket Paşa'nın cenazesi ise 31 Mart Şehitleri anısına dikilmiş Abide-i Hürriyet'in bulunduğu Hürriyet-i Ebediye Tepesine gömülmüştür.



Kaynaklar: wwwbeyaztarih.com / www.kimkimdir.gen.tr / Habertürk
Enplitik.com / Hanzade Karaşın 

http://enpolitik.com/haber/195866/gunluk-tutan-ilk-sadrazam-mahmut-sevket-pasa.html

Sizin Yorumunuz:

*
*