Osmanlı'dan Anadolu'ya kadim bayram kültürü

Her ne kadar günümüzde bayram kültürü yerini 'tatil kültürüne' bırakmış olsa da kültürel bakımdan son derece zengin olan ülkemizde birbirinden farklı bayram gelenekleri Osmanlı'dan bu yana Anadolu'da yaşatılmaya devam ediyor.
Eklenme Tarihi: 14.06.2018 12:01:00 - Güncellenme Tarihi: 14.06.2018 12:30:34

Günümüzde yoğun iş hayatlarından, günlük hayatın koşuşturmacasından yorgun düşen insanlar, yaz aylarına da denk gelmesi ile beraber bayramları tatile gitmek için bir fırsat olarak değerlendirse de, eskiden bayramlar insanları kaynaştıran, bir araya getiren, yardımlaşmayı ve paylaşmayı öne çıkaran günlerdi. 

Dünya'nın en köklü ve kadim medeniyetlerinden biri olan Osmanlı'da da yine bayramların dayanışma,yardımlaşma, güven, hoşgörü ve paylaşma gibi anlamı vardı. Osmanlı'dan başlayan ve Anadolu'ya uzanan, günümüzde ise kısmen yaşatılan Osmanlı ve Anadolu'da Bayram kültürü şöyleydi:

11 ayın sultanı Ramazan Osmanlı döneminde heyecanla beklenirdi. Ramazanın habercisi hilali müjdeleyenlere 150’şer kuruş verilirdi.

Zimem defteri

Osmanlı’da Ramazan günlerinde zenginler, hiç tanımadıkları mıntıkalardaki bakkal, manav vb. dükkânlarına girer, onlardan Zimem defterini yani veresiye defterini çıkarmalarını isterdi. Baştan, sondan ve ortadan rastgele sayfaların yekununu yaptırıp, “Silin borçlarını… Allah kabul etsin” der, giderlerdi. Borcu ödenen, borcunu ödeyenin kim olduğunu; borcu sildiren, kimi borçtan kurtardığını bilmezdi.

Bir tatil geleneği 'cerre çıkmak' 

Cerre çıkmak Ramazan geleneklerinden birisiydi. Osmanlı Devleti’nde medreselerde yaz tatilleri “Üç Aylar”da verilirdi. Bu tatillerde seçilmiş medrese talebeleri hem kendi bilgilerini pekiştirmek, hem de dinî konularda halkı aydınlatmak için İmparatorluğun farklı bölgelerine gönderilirlerdi. Bu gönderme olayına “cerre çıkmak” denirdi.

Medrese öğrencileri için cerre çıkmayı bir noktada bugünkü üniversitelerin staj eğitimleri gibi anlaşılmasında da bir sakınca yoktur.

İftarda kapılar açık tutulurdu

Osmanlı’da Ramazan’da halk, eşine-dostuna iftar vermeyi büyük bir ibadet kabul eder, misafir ağırlamak için çırpınılırdı. Ramazan boyunca iftar vakitlerinde kapılar açık tutulurdu. Böylece yolda kalan ve ihtiyacı olan herkes istediği eve girer iftar sofrasına dâhil olurdu. Bunun için tanıdık olmaya gerek yoktu ve iftar için gelenin kim olduğu da asla sorulmazdı.

Arife çiçeği

Osmanlı’da bayramların bilhassa çocuklar için ayrı bir yeri vardır. Bayramlıklarıyla sokakta gezen çocuklara “arife çiçeği” denilirdi.Osmanlı’dan gelen “Arife Çiçeği” kavramı; bayramdan birkaç gün önce yapılan alışverişin ardından çocukların sabırsızlanarak giysilerini bayramdan bir gün önce, yani Arife günü, giyerek dolaşması olarak tanımlanırdı.

Sultan'ın camiye gelişi ile başlardı


Osmanlı’da bayram, Sultanın bayram namazı için camiye gelişiyle başlardı. Namaz sonrasında saraya dönen padişah önce annesinin elini öpüp ardından diğer aile efradıyla bayramlaşırdı. Padişah, bayram tebriğinin ardından güzel işlemeli keselerle çocuklara para saçarak onları sevindirirdi.

Yürüme adabı

Merdivenden çıkarken erkek arkadan gelirdi ki hem vücudu ifşa olmasın hem de hanımı düşerse tutabilsin diye. Aynı sebeple merdivenden inerken yine erkek önden inerdi. Yolda küçük, büyüğünün önünden yürüyemezdi.

Kahvenin yanında su verilmesi geleneği

Kahvenin yanında su gelirdi. Şayet misafir toksa önce kahveyi alır, açsa suyu alırdı. Ona göre ya yemek sofrası hazırlanır ya da meyve ikram edilirdi.

Kapı tokmağının anlamı

Kapıların üstünde iki tokmak olurdu; biri kalın biri ince. Gelen kadınsa kapıyı ince tokmakla vururdu. Evin hanımı kapıyı ev haliyle bile açardı. Erkekse kalın tokmakla kapıyı vururdu. Evin hanımı kapıyı ya örtünüp açar ya da bir mahremi (kocası, oğlu vs.) açardı.

Pencerinin önüne konulan çiçeklerin bile anlamı vardı

Pencerenin önünde sarı çiçek varsa “Bu evde hasta var .. Evin önünde hatta bu sokakta gürültü yapma” anlamına gelirdi. Pencerenin önünde kırmızı çiçek varsa “Bu evde gelinlik çağına gelmiş , bekar kız var. Evin önünden geçerken konuşmalarına dikkat et ve küfür etme” anlamına geliyordu.

Osmanlı'dan Anadolu'ya

Osmanlı Devleti geleneği, göreneği ve kültürü ile dünya ülkelerine beşiklik etmiş, yol göstermiş, bugün ise var olduğu Anadolu topraklarında bıraktığı değerler kısmen de olsa ayakta kalmayı başarmıştır.

Osmanlı'nın ardından Bayramları bayram gibi yaşayan Anadolu'nun birbirinden güzel ve farklı gelenekleri şöyle:

Ebebiş / Ankara-Kızılcahamam 


Ankara Kızılcahamam'da çocuklar bayram namazı öncesi veya sonrasında bir araya gelir. Çocuklar kendi aralarında bir ebe belirler. Ebe eşliğindeki çocuklar, mahalledeki tüm evlerin kapılarını çalar ve hep bir ağızdan “Ebebiş ebebiş, vermeyen çürük diş” tekerlemesini söyler. Ev sahipleri çocuklara “Ebebiş” yani harçlık veya şekerleme verir.

 Bayram Çıkarma / Kastamonu-Taşköprü


Kastamonu Taşköprü'ye bağlı Kızılcaören Köyü, bayram günleri adeta dolup taşıyor. Komşu köylerden birçok insan bayram namazı için Taşköprü'ye geliyor. Namaz çıkışında cami bahçesinde bir halka oluşturan erkekler öncelikle bayramlaşıyor. Taşköprülüler, köylerine gelen misafirlerden birkaçını evlerinde kahvaltıya davet ediyorlar. Kahvaltının ardından sohbetler ediliyor ve evin hanımları öğlen için yemekler pişiriyor. Hazırlanan yemekleri evin erkekleri cami bahçesine getiriyor ve kurulan masalarda ikramlar yapılıyor. Yemeğin ardındansa misafirler kendi köylerine geri dönüyor. 

Bayram Konatı / Bartın 


Anadolu’da ilginç bayram gelenekleri Bartın'da halk arasında siniye 'Konat' denir. Bartın'da erkekler bayram namazını kılıp, bayramlaşmaya başladıkları sırada cami hoparlöründen duyuru yapılır. Duyuruda, bayram için konat yapılacağı ve saat kaçta başlayacağı belirtilir. Erkekler eve döner ve hanımlarının konat için yemekler yapmasını bekler. Hazırlanan yemekler konatta yani sinide caminin misafirhanesine götürülür. Yöresel yemeklerin ağırlıkta olduğu konat, tüm köy halkı tarafından öğle namazının ardından yenir. 


Çocuk Sevindirme / Elazığ-Maden



 
Arefe gününden bir gün önce çörekler ve şekerlemeler hazırlanır. Arefe sabahı ise hazırlanan çörek ve şekerlerle birlikte aileler kabir ziyaretleri yaparlar. Mezar başında dualar edilirken çocuklara getirilen ikramlardan dağıtılır. Aynı şekilde kabir ziyaretinin ardından da çocuklara şeker verilir. 

Dede-Salıncak Kurma / Denizli-Çardak 



Denizli'nin Çardak İlçesi'nde bayramların ikinci ve üçüncü günleri öğle namazının ardından gençler bir araya gelir. Köydekilerin “Dede” dediği ağaca salıncak kurulur. Salıncak kurulduktan sonra çocuklara şeker ve çikolata dağıtılır. Ardından salıncağa binen kişiyi diğerleri sallamaya başlar. Bu sırada ise maniler, tekerlemeler söylenerek eğlence arttırılır. 

Helesa / Sinop 



Helesa geleneğinin ortaya çıkmasıyla ilgili Sinop'ta yaygın olarak anlatılan bir efsane bulunuyor. Fırtınalı bir günde, bir gemi Sinop limanına demir atmış. Gemi haftalarca limanda kalmış ve erzakları tükenmiş. Geminin kaptanı yaşanan bu durumdan kurtulmak için bir şeyler düşünmeye başlamış. Gemiciler ellerinde fenerlerle kapı kapı gezip maniler söylemeye başlamış. Mani söyledikleri için de halk gemicilere para vermeye başlamış. Sinop'a bu gelenek halen yaşatılıyor. Ramazan ayında ve bayramda gençler fenerle kapı kapı dolaşır ve mani söylerler. Toplanan para ise bir hayır kurumuna bağışlanır. 

Memecim Giliği / Sivas 



Memecim Giliği, Sivas yöresine ait susamsız, tuzsuz bir simittir. Arefe günü, Sivaslılar bu simitten yaparlar. Bayram sabahı ise çocuklar ellerine bir sopa alır ve kapı kapı gezmeye başlar. Çocuklar kapılar açılır açılmaz “Memecimin havası, madelerin tavası, gökten rahmet, yerden bereket, amin amin bir gilik'' manisini söyler. Ev sahibi de sopaya simitten geçirir. Eğer evde simit yoksa çocuklara şeker ya da para verilir.

 Ziyrat Yeri Toplantısı / Kastamonu-Araç


 Kastamonu'nun Araç İlçesi'nde yapılan bayram geleneği çok eski yıllara dayanıyor. Arefe akşamı köy halkı, helva ve ekmekler hazırlar. Bayram sabahı ise köylüler topluca kabir ziyareti gerçekleştirir. Herkes vefat eden yakınlarına, komşularına vs. dua ettikten sonra mezarlığın en yüksek yerine topluca çıkılır. Burada yosun tutmuş ve üzerinde isim bulunmayan bir mezar bulunmakta. Köylüler bu mezarın etrafında bir halka oluşturur ve imam eşliğinde dua etmeye başlar. Bu sırada gençler ise helvaları ekmeklerin arasında yerleştirir. Mezarlık çıkışında herkes hazırlanan helvalı ekmeği yer. (Söz konusu isimsiz, eski mezarın köye ilk yerleşenlerden kaldığı düşünülüyor.) 


Kahke / Gaziantep


 Anadolu’da ilginç bayram gelenekleri Kahke; su, yağ ve unla yapılan bir tür yiyecektir. Gaziantepliler, arefe günü kahkelerini hazırlar. Hazırlanan kahkeler bayram ziyareti için gelenlere ikram edilir. Çocuklar da kapı kapı dolaşır kahke ve harçlık toplar.

kaynak: yenisafak.com/islamveihsan.com

haber: enpolitik.com/Melek S. Tunç

http://enpolitik.com/haber/195987/osmanlidan-anadoluya-kadim-bayram-kulturu.html

Sizin Yorumunuz:

*
*