Masumiyetin katledildiği yer: Başbağlar

Erzincan'ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünde 1993 yılında terör örgütü PKK'nın en büyük sivil katliamlarından olan Başbağlar Katliamı'nın acısı 25 yıldır dinmiyor.
Eklenme Tarihi: 05.07.2018 12:01:00 - Güncellenme Tarihi: 05.07.2018 12:39:23

Bugün 5 Temmuz 1993’de yaşanılan Başbağlar katliamının 25. yıldönümü. 33 Başbağlarlı, PKK’lı teröristler tarafından, “Sizleri Sivas’ın intikamını almak amacı ile öldürüyoruz” açıklaması ile katledildiler..


2 Temmuz 1993 yılında Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında planlanan provokasyon sonucu Madımak Oteli yakılmış, 33 insan bu provokasyonda yaşamını yitirmişti. O günden sonra Sivas'ta ve Türkiye'de bir iç savaşın fitili ateşlenmiş Alevi ve Sunni halkının bir arada kardeşçe yaşadığı Sivas'ta tarihin en korkunç katliamlarından biri gerçekleşmişti: 33 masum insanın, masumiyetin öldüğü Başbağlar Katliamı...

Başbağlar-Sivas ve derin devlet

2 Temmuz 1993 Sivas olaylarından hemen sonra, 5 Temmuz 1993’te, Erzincan’ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar Köyü’nü basan PKK'lı katiller, 33 sivili katledip köyü ateşe verdiler. Katiller, bu katliamı “Sivas’ın intikamı” için işlediklerini hem köylülere sözlü olarak anlattılar, hem de bıraktıkları bildiride bunu açıkça ilan ettiler. 100’e yakın katilin işlediği bu cinayet sonucu yapılan yargılamada sadece bir kişi mahkum oldu.


'Madıkmak'ın intikamı'


Köyü basan katiller tarafından köylülere tam 1.5 saat propaganda yapıldı ve öldürülmek için seçilen erkeklere neden öldürülecekleri anlatıldı. 2 Temmuz’da Sivas’ta çıkan olaylarda hayatını kaybedenlere karşılık katledilecekleri ifade edildi. Propagandadan sonra ise köyün erkekleri kurşuna dizildi ve 28 kişi hayatını kaybetti. Olaydan sonra bölgede yapılan incelemede, yüzlerce boş kovan bulundu. Daha sonra köy ateşe verildi ve 214 ev, köy okulu ve köy camii yakıldı. Bu yangınlar sırasında da 1’i çocuk, 4’ü kadın, 5 kişi öldü. O gün Başbağlar’da toplam 33 kişi can verdi. Katliamın ve kundaklamanın ardından köye bırakılan bildiride, “Sivas’ın intikamı alındı” deniliyordu.

Sadece 1 kişi mahkum oldu

Bütün görgü tanıklarının ifadesine göre eli silahlı yaklaşık 100 kişi tarafından işlenen bu katliamdan sonra başlayan yargılamalarda toplam 20 kişi gözaltına alındı. Yargılama sonunda sadece bir kişi mahkûm edilirken, geri kalanlar serbest bırakıldı.

Katliamın acısının aradan geçen süreye rağmen ilk günkü gibi taze olduğu köyde yaşayan vatandaşlar, çeyrek asır önce yaşadıkları ve halen dinmeyen acılarını hafızalarından silemiyor. Köyde, şehit edilenler her yıl olayın yaşandığı tarihte törenle anılıyor. Özellikle yaz aylarında köylerine gelen vatandaşlar, Başpınar köyünde bulunan şehitlik ve köydeki şehitlik anıtında dua ediyor.
 Katliamı yaşayan yaralı olarak kurtulan Başbağlar Köyü Muhtarı Ali Akarpınar, yaptığı açıklamada, katliamın üzerinden 25 yıl geçtiğini ama olayın faillerine ilişkin sonuca bir türlü ulaşılamadığını söylüyor.


Katliama 'takipsizlik' verildi


Adalet için yoğun çaba sarf ettiklerini dile getiren Akarpınar, şöyle konuştu: 

"Başbağlar 25 yıldır adalet arıyor. Çalmadığımız kapı, gitmediğimiz makam kalmadı ama bu güne kadar sonuç alamadık. 1994 yılında Devlet Güvenlik Mahkemesinde (DGM) başlayan davanın 4 duruşması Erzincan, 24 duruşması İzmir DGM'de görüşüldü. 1998 yılında Başbağlar olayı takipsizlikle kapandı. Daha sonra sivil ve yargı önünde bir çok denemelerimiz oldu. 2013 yılında 23. dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Hakları Komisyonuna da davamızı anlattık. Oradan da sonuç alamadık." 


'Başbağlar görünmez oldu'


Muhtar Akarpınar, olaya ilişkin Devlet Denetleme Kurulu'nca Ankara'ya çağrılarak dinlenildiklerini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Devlet Denetleme Kurulu'na elimizdeki bilgi, belge ve dokümanlarla gidip 7 saat açıklama yaptık. Dava dosyası Sivas olayı ile birleştirildi ancak Sivas olayıyla ilgili rapor hazırlandı, Başbağlar'la ilgili hazırlanmadı. O dosya içinde Başbağlar'a tek satır yer verilmedi. Sivas olaylarının intikamının alınması amacıyla Başbağlar katliamının yapıldığına ilişkin buraya bir bildiri bırakılmıştı. Buna rağmen maalesef Başbağlar olayı görünmez oldu." 


Gözyaşları içinde anlatıyor

Katliamda eşi, oğlu ve yakınlarını kaybeden Elif Akpınar, gözyaşları içinde katliamı şöyle anlatıyor:

 "Olay öncesi torunum köyün basıldığını söyledi. Gelip kapıyı kırıp 'Kocalarınızı evden çıkarın' dediler. Evimden ayakkabılarımı giymeden beni çıkardılar. Biri kadın 3 terörist bizi dere kenarına götürdü. Altınlarımızı, bileziklerimizi elimizden aldılar. Komşum teröristlere 'Neyimiz varsa evde altın, para ne isterseniz alın, bizi bırakın' dedi. Erkek terörist elindeki silahı komşumun ağzına sorarak susturmaya çalıştı. Katliamda oğlumu, kocamı, yeğenimi, kardeşimi, tüm köylülerimi, bütün komşularımı kaybettim.  Bizi evden çıkarıp derenin içerisine topladılar orada bizi öldürseler bundan iyiydi. Benim 25 senedir ne acı çektiğimi bir Allah biliyor. Tek dileğim bu katillerin bulunması" şeklinde konuştu.

Konuya ilişkin bugünkü köşesinde 'Acıları yarıştırmayalım!' başlıklı bir yazı kaleme alan Ali Karahasanoğlu ise şunları kaydetti:

"Bugün 5 Temmuz 1993’de yaşanılan Başbağlar katliamının 25. yıldönümü..

33 Başbağlarlı, PKK’lı teröristler tarafından, “Sizleri Sivas’ın intikamını almak amacı ile öldürüyoruz” açıklaması ile katledildiler..

Ve 25 yıldır..

Madımak ile Başbağlar... 

Adeta turnusol kağıdı oldu..

İnsanların olaylara bakış açılarını deşifre etti..

Sol pencereden olaylara bakan birisi mi?

“Sivas” dedi.. “Madımak” dedi.. “Gericiler” dedi.. “Yaktılar” dedi.. “Aydın ve sanatçılar toprağa verildi” dedi..

Bir defacık olsun..

“Bu olay derin bir el tarafından organize edilmiş olabilir” demediler..

“Bizi birbirimize düşürmek isteyen çevreler, Madımak’ı istismar ederek, hemen üç gün sonrasında Başbağlar’ı kana buladılar.. Kabul edemeyiz” demediler..

“Sivas’tan dolayı 33 kişiye idam cezası verildi.. Ama Başbağlar için tek bir kişiye, tek bir ceza yok.. Bu nasıl bir ülke?” demediler..

Diyemediler..

Başbağlar’da ölen insanlara yakınlık hissedenler ise..

Sivas’ta kasıtlı bir fiil ile olmasa da..

Sonucu itibari ile 37 insanın ölümünün vahametini her daim söylediler, tekrarladılar..

Başbağlar olaylarının gerçek faillerinin ortaya çıkarılması için talepte bulunurken.. 

Aynı talebi, Sivas için de dillendirdiler..

Sivas davasının Ankara DGM’de görülmesini örnek gösterip..

Başbağlar davasının da, Ankara DGM’de veya İstanbul DGM’de görülmesini istediler..

Talepleri kabul görmedi. Mağdurların davayı takip edemeyeceği İzmir’e taşıma işlemi yapıldı, yargılama İzmir DGM’de yapıldı.. 

Sonuçta da Başbağlar katliamı sebebi ile, fail olarak kimseye ceza verilmedi..

“Bir acıyı, bir başka acı ile yarıştırmayın” dediler..

Eyvallah, yarıştırmayalım..

Ama..

Acıyı yaşatanlar, “Sivas’ın intikamını alıyoruz” demişlerse..

Bunu hatırlatmayalım mı?

“Acıyı yarıştırmayalım” diyenler..

Sürekli “Sivas” deyip..

Sürekli “Madımak” deyip..

“Başbağlar”ı ağızlarına bile almamışlarsa..

Sorduğunuzda, “Başbağlar’da ne olmuştu ki?” diye mal mal suratınıza bakmışlarsa..

“Acıları yarıştırmayalım” diyerek, Başbağlar’ı unutulmaya mı mahkum edelim?..

Onlar hatırlatmıyorlar..

Onlar söylemiyorlar..

Biz de mi unutalım?..

Biz de mi, görmezden gelelim?..

Evet, Sivas’ta 37 insan öldü..

Ama, o etkinliklere katılanların içinden ölenlerin sayısı, 33 idi.. (4'ü de otel görevlisi ve göstericilerdendi.)

Madımak’ta ölen 33 kişiye misilleme olarak, Başbağlar’da 33 insan öldürüldü..

Sayıdaki ince hesapla yapılan bu misillemeyi yok mu farzedelim?

PKK’lı teröristlerin yaptıkları misilleme yetmiyormuş gibi..

Bir de Seyfi Dede’nin ekolünden gelen yüksek yargı üyeleri..

Aynı mantıkla..

“Sivas’ta 33 kişi öldü.. 33 kişiye idam” kararı vermişlerse..

“33 sayısı”ndaki misilleme anlayışını, intikamcı kafa yapısını, ortaya koymayalım mı?

Google’da “Madımak” yazın, arayın..

1 milyon 740 bin sonuç geliyor..

Bir de “Başbağlar” yazın, arayın..

150 bin sonuç geliyor..

“Acıları yarıştırmayın” diyenlerin..

Hemen hepsi..

Sabah akşam “Madımak” diye Sivas’taki olayları ajite edenlerdir..

“Madımak” deyince, 1 milyon 740 bin sonucun gelmesini hazırlayanlardır..

Madımak’ı sürekli konuşan, onu tartışan, tartıştıranlardır..

Bir anlamda..

Başbağlar’ın da tartışılmamasını, gündeme gelmemesini sağlayanlardır..

Öyle ya: “Acıları yarıştırmayalım..”

Biz acımızı içimize atalım..

Biz, Madımak’ın katili olmadığımız halde..

Madımak’ın gerçek katillerini biz savunmadığımız halde..

Sırf yargılanan insanların içindeki masum insanların, adil yargılanmasını istediğimiz için..

Katil gibi gösterilelim..

Ama onlar..

Onlar, Başbağlar’ın gerçek katillerinin bulunması için iki kelimelik bir çağrıda dahi bulunmayıp..

Katillerin hangi örgütten olduğu ayan beyan ortada olduğu için, o örgüte kınama yapmayıp..

Bize akıl versinler:

“Acıları yarıştırmayın!”

Yani diyorlar ki..

“Bizim acımızın sorumlusu siz olmadığınız halde..

Siz bizim acımızın hesabını verin. 

Acımızı yaşayın.. 

Acımız ile yatın, acımız ile kalkın..

Ama bizler, sizin acınızın sorumluları ile kol kola girelim..

Onları koruyup kollayalım..

Onların her daim propagandalarını yapalım. Sizler, bu gerçekleri görmeyin, anlatmayın, deşifre etmeyin..”

Acıları yarıştırmayalım..

Ama..

Acılar üzerinden “Madımak’taki 33 kişiye karşılık, 33 Başbağlarlı can vermeli.. Yetmez.. Sivas’taki 33 kişiye karşılık, 33 kişiye de idam cezası verilmeli”propagandası yapanları da, deşifre edelim.."

kaynak: resmitarihyalanlari.com

haber: enpolitik.com/Melek S. Tunç

 



http://enpolitik.com/haber/196734/masumiyetin-katledildigi-yer-basbaglar.html

Sizin Yorumunuz:

*
*