20. yüzyılın en dokunaklı kadın şairi: Füruğ Ferruhzad

20. yüzyılın en büyük kadın şairlerinden, ruha kelimelerle dokunan, İran'ın kederli şairi Füruğ Ferruhzad...
Eklenme Tarihi: 01.08.2018 11:42:00 - Güncellenme Tarihi: 01.08.2018 12:50:27


"İnsanı sessiz kalmaya zorlayan acı onu bağırmaya zorlayan acısından çok daha ağırdır" / Füruğ Ferruhzad

20. yüzyılın en büyük kadın şairlerinden, ruha kelimelerle dokunan, İran'ın kederli şairi Füruğ Ferruhzad... 

Gün batımını, buğday tarlalarını, toprağı, gördüğü, duyduğu, duyumsadığı her sesi, her duyguyu şiirlerine ve sinemasına olduğu gibi yansıtmış, kadın kimliği ile var olma mücadelesi vermiş, edebiyatın cesur kalemi Füruğ Ferruhzad tanınmaya değer bir isim olarak karşımıza çıkıyor...

Zor bir coğrafyada, hem kadın hem de özgür olarak hayatta kalıp, sanat icra etmek, sanatını icra ederken özgün ve cesur olmak isterken, toplumun sert kuralları ve gerçekleri ile ters düşmüş, yaşadıkları ruhunda derin yaralar açmış, 32 gibi genç bir yaşta ise hayatını kaybetmiş 20. yüzyıla damgasını vurmuş bir kadın şair Füruğ Ferruhzad.

32 yıllık ömrüne biri ölümünden sonra yayımlanmak üzere 5 şiir kitabı, birçok kısa belgesel film sığdıran Füruğ, aynı zamanda Modern İran Sineması’nın temellerinin atılmasında ciddi katkıda bulunmuş, kendinden sonrakileri cesareti ve yaratıcılığı ile etkilemiş bir isim...

Kendinden önceki dönemde rastlanmadık biçimde şiire kadın sesini, algısını, ruhunu katmıştır. Elbette sakınılmadan kendi olma arzusu taşıyan bu şiirler, dönemin muhafazakar çevrelerince eleştirilmiş hatta, bir anlamda ötekileştirilmişti.

"Arsızlıkla damgalanan
boş kinayelere gülen bendim.
Kendi varlığımın sesi olayım
istedim yazık ki 'kadın'dım"


İsmi Farsça ışık anlamına gelen Füruğ Ferruhzad, 5 Ocak 1935’te Tahran’da doğar. Füruğ, zekası ve şiddetli duyarlılığından dolayı ne babası ne de kendi yaşıtı okul arkadaşları ile bağdaşamaz, onlara yabancı kalır. Şah Rıza’nın ordusunda subay olan babasının otoriter ordu düzeninde yönettiği bir evde büyür. Babasından gördüğü en iyi fayda, onun zengin kütüphanesini inceleyebilmesiydi. Dokuzuncu sınıfa kadar okuduktan sonra Kemal-ül Mülk Teknik Okulu’nda resim ve terzilik dersleri alır, bir yandan şiirler yazar..

Ev ve okuldaki baskı onu, yeteneklerini farkeden ve ona olumlu yaklaşan ilk kişiye yönelmesine neden olur. Böylece 16 yaşındayken, iki katı yaşındaki akrabası resim ve edebiyatla uğraşan Perviz Şapur’la 1951’de evlenir. Perviz Şapur’un sanatçı kişiliğine rağmen aile evinden daha farklı bir mutsuzluk ve huzursuzluğun içine düşer. 1953’te oğlu Kamyar doğar. 17 yaşındayken Günah adlı şiiri Roşenfekr Dergisi’nde yayımlar.

Cesur, minik ve çekici bir kadın olan Füruğ Ferruhzad Ahwaz’da sıkı kıyafetler giyen ilk kadındır. Füruğ bu kasabada uzun süre kocasıyla birlikte kalamaz. Evlilikleri 1954 yılında boşanma ile sonuçlanır; çocuğunun velayeti ise eşine verilir. İran kanunlarına göre boşanan kadına çocuğun velayeti verilmemekteydi; çocuğundan ayrı düş(ürül)mek, onun ruh dünyasında derin yaralara sebep olur.

1955 yılında ilk şiir kitabı Esir yayımlanır. Esir’de yer alan şiirler daha çok şairin hayatındaki olumsuzluklar, özellikle başlamasından kısa bir süre sonra ayrılıkla sona eren evliliği, sıkıntıları, ümitsizlikleri ve yalnızlıkla kararmış hayatında gelişen olayların etkisinde kaleme alınmıştır.

Hangi El İle

Seviyorum onu…
Tohumun ışığı sevdiği gibi
Tarlanın rüzgarı sevdiği gibi
Kayığın dalgayı sevdiği gibi
Kuşun yüksekleri sevdiği gibi
Seviyorum onu…
Aşk ne ile
Ebedileştirilebilir?
Hangi öpücükle, hangi dudakla?
Ne zaman, hangi gecede?
Yok olup giden ben gibi…
Günler gibi…
Mevsimler gibi…
Yuvalar gibi…
Evlerin damındaki karlar gibi…
O da sonunda
Gölgeler arasında toz olacaktır
Eski bir fotoğraf gibi
Yırtılıp kaybolacaktır
Hangi el ile
Aşk ebedileştirilebilir?
Hangi elle?



"Acaba saçlarımı yeniden
rüzgârda tarayacak mıyım?
Acaba bahçelere menekşe ekecek miyim
ve sardunyaları
pencere ardındaki gökyüzüne koyacak mıyım?
Dans edecek miyim yeniden bardaklar üstünde?
Kapı zili acaba beni
yeniden sesin bekleyişine doğru götürecek mi?"


Füruğ Ferruhzad dinlenebilmek için Avrupa seyahatine çıkar. 1956’da ise kocası Perviz Şapur’a ithaf ettiği ikinci şiir kitabı Duvar yayımlanır. Ancak bu eseri klasik şiir taraftarları ve gelenekçiler tarafından yoğun eleştirilerle karşılanır. Kocasından ayrılmasından sonra kaleme aldığı bu eserinde şair bir kadının duygularından ve iç dünyasından bahseder. Kitapta yalnızlık, şaşkınlık, güçsüzlük, karmaşık rüyalar içinde yaşayan, hayali bir yaşantıyla uğraşmakta olan şair, hemen her şeye isyan etmektedir. 

'Sinemaya girişi'

1958’de Füruğ Ferruhzad üçüncü koleksiyonu “Esian” (İsyan) göründü ve onu henüz ünlü şair olarak, umut verici olarak kurdu. Romancı Sadeg Chubak, bir görüntü yönetmeni olan İbrahim Gülistan’a iyi bildiği Ferruhzad’ı tanıttı. Daha sonra Ferruhzad, Gülistan’ın yakın bir ortağı oldu. Gülistan’ın asistanı olarak görüntü yönetmeni oldu. Karısı ile partilere katılıyordu. Aynı zamanda Tahran’ın kuzeyindeki Gülistan tarafından ödenen bir apartmanda yaşıyordu. Füruğ Ferruhzad’ın tartışmalı yazar ve görüntü yönetmeni Ebrahim Golastan (İbrahim Gülistan)’la olan ilişkisi şairin kişisel yaşamında ölümüne kadar önemli olmaya devam etti.



1962’de “The House Is Black” (Kara Ev) başlıklı bir Leper Kolonisi ile ilgili belgesel film yaptı. Film uluslararası beğeniyle karşılandı ve birçok ödül kazandı. Bu filmin konusu “İranlı cüzzam hastaları ve onların sorunları” ile ilgiliydi.

1963’te UNESCO, Füruğ Ferruhzad ile ilgili otuz dakikalık bir film yaptı. Ayrıca Bernardo Bertolucci, İran’a onu röportaj yapmak için geldi ve şairin hayatı hakkında on beş dakikalık bir film yapmaya karar verdi.

1964 yılında Füruğ’un dördüncü şiir koleksiyonunda, Tovallodi Digar (Another Birth) şairin yaklaşık altı yıl boyunca bestelediği otuz beş şiiri içeriyor.

1965 yılında Füruğ Ferruhzad’ın beşinci koleksiyonu “Soğuk Sezonun Başlangıcına İnelim” denildi ve ölümünden sonra yayınlandı.

Henüz 32 yaşında tTrafik kazasıyla hayatını kaybeder

14 Şubat 1967 Pazartesi günü Füruğ annesini ziyaret etti. Daha sonra öğle yemeği sohbetinden sonra geri dönerken döner yolda, Darüşşal Marvdosht ve Logumanoddowleh sokaklarının kesiştiği noktada cip istasyonu vagonu yaklaşmakta olan bir aracın önüne geçmek için savrulur ve bir duvara çarpar. Arabadan fırlar ve otuz iki yaşında baş yaralanmasından ölür.

1950’lerin ortalarındaki geleneksel evlilik İran’daki kadınların durumunu ve “Captive”, “The Wedding” gibi şiirlerde artık konvansiyonel (anlaşmaya dayalı) bir yaşam yaşayamayan bir eş ve anne olarak kendi durumuyla ilgili duygularını açıkça şiirlerinde dile getiriyor.

Füruğ Ferruhzad’ın Sanatı ve Edebi Kişiliği


Füruğ Ferruhzad, şiirlerinde kadınların sorunlarını ele almakta, İran toplumunun kadınlara karşı uyguladığı ayrımcılığı eleştirmektedir. Onun bu fikirleri zaman zaman şiddetli tartışmalara yol açmıştır. O İran’da kadınların yaşamlarının daha iyi hak ve koşullara kavuşmasını savunmaktaydı. Dönemindeki Şah’ın despotluğuna karşı çıkmıştır. Hiciv şairi olarak da tanınır.

Şiirlerinde derin bir yalnızlık duygusu dikkat çeker. Genç yaşta aşk şiirleri söylemeye başlayan Füruğ, ilk şiirlerini Rûşenfikr (Aydın) gibi haftalık dergilerde yayınlamaya başladı. Füruğ’un şiirlerinin kadını; prangalardan kurtulmuş ve aile sorunlarının dışında bir dünyaya göz dikmiştir. Bu durumu şu dizelerinden anlarız:

Füruğ Ferruhzad, çevresinde olup biten her şeyi şiirlerinde yansıtmıştır. Örneğin, bir buğday tarlasının hoş kokusunu olduğu gibi bizlere aktarır. 

“Ben yeşil buğday salkımlarını
Göğsüme alarak sütle besliyorum.
Ses, ses, sadece ses,
Su akışının sesi
Ve dişi toprak kabuğunun üzerine
Yıldız ışığının düşüş sesi
Ve aşkın yayılma sesi
Ses, ses, sadece ses kalıcıdır.”

kaynak: turkedebiyati.org/leblebitozu.com

haber: enpolitik.com / Melek S. Tunç

http://enpolitik.com/haber/197717/20-yuzyilin-en-dokunakli-kadin-sairi-furug-ferruhzad.html

Sizin Yorumunuz:

*
*