Göktan Ay, siyasetin sanat ve kültüre bakışını anlattı

İletişim alanında doktora yapmış, Müzdak Başkanı ve Enpolitik.com internet gazetesi köşe yazarı, İTÜ TMD Konservatuarı Sanatçı Öğretim Üyesi Dr. Göktan Ay ile politika, adayların iletişim hataları, siyasetin sanat/kültüre bakışını konuştuk…
Eklenme Tarihi: 07.08.2018 08:09:00 - Güncellenme Tarihi: 07.08.2018 08:05:58

Enpolitik: Yerel seçimlerin  “öne alınmasını” neden savunuyorsunuz?

AY: Başkan ve MV seçimleri erkene alınma kararı alınca  yazmıştım. Ve, “sonuçları ne olursa olsun” demiştim. Şimdi, 4 yıl için Başkan ve MV  seçimi  yapıldı. Partiler ve adaylar, yaptıkları hatalar/sevaplarla sonuçlara razı oldular. AK Parti; kendi içindeki temizliği yaparken, seçim kararı alınca her şey durdu. Görevden alınanlarla  kaldı. Oysa bir çok Belediye Başkanı’ndan bahsediliyordu; halktan uzaklaşan, kibirli olan, çalışmayan, paralele hizmet eden v.b.

Şimdi dört yıl için seçim yapıldı, tekrar Mart 2019’da yerel seçimler yapılacak ve yine Başkanlar 4 yıl görev yapacaklar. Oysa, bir bütünlük olmalı diye düşünüyorum. Tıpkı; rektörün 4 yıl, dekan ve müdürlerin 3 yıl seçilmesi/atanmasındaki yanlışlık gibi… Başkan 100 günlük programını açıkladı. Mutlaka, yüz günün sonuçları beklenmeden,  Kasım 2018 içinde yerel  erken seçim  ilan edilmeli ki,

2019 ekonomik, kültür/sanat  ve yatırırım bakımından kazanılsın.

Enpolitik: Yerel seçimlerde parti mi, aday mı mühim?

AY: Elbette parti de önemli ama, aslolan adaydır. Örnek olarak, bir zamanlar ilçem  Şişli’de CHP den değil de, DSP’den aday olan Sn. M.Sarıgül’ün çoğunluk oyuyla seçilmesi  verilebilir. Sn.Sarıgül, Şişli adaylığı  için yoğun çalışıyor, ama CHP’den bir ses yok!...Aday koyacaklar mı? Yoksa Sn.H.İnönü’mü olacak? İnönü olursa, Sn.Sarıgül istifa edip, başka partiye mi geçecek veya bağımsız mı seçime girecek? Bu  bölünme olursa  AK Parti Şişli’yi kazanabilir mi? İnanın  Şişli’de nereye gitseniz bu konular dillendiriliyor ve enerjiler boşa akıyor.

Şu anda, MV olarak 7100 sayılı yasa görüşmelerinde tanıştığım  ve telefonla bilgi verdiğim Sn.Selçuk Özdağ’ın; çalışkanlığı ve halkta karşılığı olan sempatikliği ve çözümcü yaklaşımı ile Manisa Büyükşehir Belediyesi Başkanı olmasında büyük yarar görüyorum.

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı, Prof.Dr.Sn. Y.Büyükerşen’i  ise, partiler üstü bir konumda görüyorum.

Bu arada; “yıllardır partide görevliyim, şu kadar MV yaptım” diyenlerin (AK Parti ilk altı)ne kadar sevildiğini, İstanbul  2.bölge MV seçim sonuçları  açıklandığında olumsuz olarak görülmüştür.

Başkan; “yöresinde sevilen yeni isimleri bulun ve bildirin” diyerek, işi ciddi tuttuğunu gösteriyor. Çünkü, kazanmak odaklı çalışıyor.

Enpolitik: Hala, seçim sonuçları tartışılıyor. Kısaca sonucu toplayabilir misiniz?

AY: Evet, hala sonuçlar tartışılıyor. Neden, herkes, her başkan, her aday ben başarılıyım diyor, tıpkı; idari görev yapan, makamlara atananlar gibi. Çünkü; ülkemizde başarının/başarısızlığın  ölçütü yok!

Bana göre seçimin sonuç analizi şudur: HDP’nin barajı aşacağını, MHP’nin barajı aşamayacağını, Sn.Akşener’in, Sn. İnce’nin adaylığı sonrası ivme kaybettiğini, Sn.İnce’nin 6 milyonluk Maltepe mitingini gören AK Parti’ye kırgın/kızgın olan muhafazakar sağ seçmenin (SP dahil);  “eyvah CHP’mi geliyor”, “kazandıklarımızı kayıp mı edeceğiz”, “HDP’yi Meclis’te kim frenleyecek” korkusuna kapıldığı, sağ/milliyetçilik refleksiyle hareket ederek, AK Parti yerine MHP’ye yönlendiği” kesindir.



Enpolitik: İletişim Dr. ve sanatçı-akademisyen olarak, adayların iletişim yanlışları nelerdir?

AY: Eskiler; “Söz ağızdan çıktı mı, kurşun gibidir, geri girmez” derler. Yani, bir söz söylemeden önce iyi düşünmek gerekir. Şimdi, biz yıllardır; ülkeyi yönetenlerden, makam sahiplerinden, köşe yazarlarından  güzel Türkçe kullanımı, argo kelime kullanmamalarını v.b. istiyoruz. Tabii ki, parti liderlerinden ve MV’den istemekte hakkımız olsa gerekir. Seçim döneminde hatalar çok olmuştur, biz önemli gördüğümüz birkaç maddeyi yazalım;

Önce, “siyaset; insanları inandırma sanatıdır” diyelim  ki, yazdıklarım  yanlış anlaşılmasın.

1/ AK Parti adayını belirlerken, diğer üç partinin Sn.Gül etrafında dolaşmaları, ol(a)mayacak bir aday üzerinde zaman kaybetmeleri, sonra “zorunlu olarak” aday çıkarmaları olumsuz olarak görülmüştür. Sn.Gül’ün aday olacağını beklemek, zaten bir bilgisizlik ve iletişim hatasıdır. Seçimler bitmiş, ama hala  Sn.Gül’den bir yorum çıkmamıştır. Bu arada Sn. Karamollaoğlu’nun “bilge başkan” olmadığı da anlaşılmıştır.

2/ AK Parti dışındaki adayların; “HDP Eşbaşkanı   demokrasi hapisten çıksın”  söylemleri, “teröre destek veriyorlar” diye karşı atakla/iyi bir şekilde işlenmiştir. Özellikle sağ seçmenin;  terör örgütlerine olan hassasiyeti göz ardı edilmiştir. Bu söylem,muhalif adaylara çok puan kaybettirmiştir.

3/ Sn.İnce’nin; “Apoletlerini sökeceğim” söylemi, tamamen bir iletişim hatasıdır. Bunu çok daha güzel bir dille söyleyebilir ve toplumu ikna edebilirdi… Yine, halkımızın ordu ve paşalar üzerindeki hassasiyeti göz ardı edilmiştir. “Millet bahçeleri”ni de alay konusu yapmıştır. Bu söylem, çok puan kaybettirmiştir. Özellikle seçim gecesi  hukukçu olan Sn.B.Tezcan’ın, yaptığı açıklamalar bir iletişim hatasından öte; olay çıkarabilecek,halkı  yanlış yollara sevk edebilecek bir beyandır.

4/ Sn.Akşener’in; “TİKA ve MİT kapatılacak” v.b. söylemleri bir anlatım ve iletişim hatasıdır. TİKA önemli işler başarmaktadır. Bu konularda kullanılan dil yanlış olmuştur. Halkımızın bu kurumlar üzerindeki hassasiyeti  de göz ardı edilmiştir.

5/ Sn.Erdoğan, zaten “yardımcılarının kim olacağını” açıklamayacağını söylemişti. Ancak, bu sözleri eleştiren diğer adaylar da isim açıklamamışlardır. Bu, ciddiyet bakımından kuşku yaratmıştır.

6/ Sn.İnce’nin  ivme  kazanmasıyla, üç parti oturup bir “değerlendirme yap(a)mamış”, aynı kitleye seslendikleri ve kazanamayacaklarını gördükleri halde, ısrarla kampanyalarına devam etmişlerdir. Bu bir strateji  ve aralarındaki iletişimsizlik hatası olmuştur.

7/  Kampanyaların sonuna doğru Kandil ve Menbiç  dolaylarına  giren ordumuzu eleştiren muhalif liderler, seçmenin  kafasında; “Ne oluyoruz? Bunlar ne yapıyorlar? Ordumuz sınır ötesindeyken bunlar söylenir mi? v.b. ” sorularına sebep olmuşlardır. Oysa, ordumuz AK parti’nin değil, bu milletin ordusudur,  Sn.Erdoğan bunu da  fırsat bilip, çok iyi kullanmıştır.

8/ Sn.Erdoğan yaptıklarıyla/yapacaklarıyla/projelerle halkı etkilerken, diğer adaylar aynı tabana yönelmiş; bir süre sonra tekrarlara düşmüşler, halkın sorunlarından uzak  tamamen   Sn.Erdoğan karşıtı politika yapmışlardır. Millet bahçesi, kek, pasta v.b. eleştirileri; gereksiz, seçmeni etkilemeyen söylemlerle  bir iletişim hatası olarak kaydedilmiştir.

Ayrıca Başkan; her Bakanın yanına mutlaka güvendiği bir ismi atıyor, kontrolü elden kaçırmıyor. Bu bir iletişim şeklidir.


Enpolitik: Seçim sonrası muhalefetin iletişimdeki tutumu hakkındaki  görüşleriniz nelerdi?

AY:  Şöyle diyebiliriz;

1/CHP: Seçim sonrası toplanan kredi, Sn.İnce tarafından ““bir Amerikalı bana dedi ki”, “Erdoğan  Pensilvanya’ya  kiminle  gittiğini açıklasın, ben biliyorum” dedikten sonra, “seçimden sonra açıklayacağım” demesi (hala açıklamadı), seçim gecesi “YSK’nın önünde sandalye ile orada olacağım” demesine rağmen ortada gözükmemesi, “ahde vefalıyım, aday olmayacağım”  demesine rağmen Sn.Kılıçdaroğlu’na bayrak açması, “benim ağzımdan kurultay sözü duymayacaksınız” demesine rağmen “duyulması” güven kaybına  yol açmıştır. CHP, aldıkları %30 oyun zevkini çıkartıp, yükseltmek için yeni politikalar kuracağına, aylardır kongre söylentileri ile çalkalanmaktadır. Acaba, Sn.İnce’nin; “yeni dönemde (4 sene sonra) Cumhurbaşkanı olmazsam, hemen kongreyi toplayacağım” noter tasdikli  açıklamasına ne kadar güvenilecektir. Sn.Sarıgül’de kurduğu (YDH) parti ivme kazanmışken, kendi kararı ile CHP’ye şans vermek için, partisinin seçimlere katılmasını engellemiş ve güven kaybına yol açmıştır.  Önümüzde  acil yerel seçimler varken kongre kavgasına girmek olmamış,  Sn.İnce aceleci davranmıştır. CHP,hızla adaylarını belirleyip yarışa başlamalıdır.Son durumda, Sn.İnce taraftarları gereken sayıyaulaşamamıştır.

Başka bir örnek; 15 yıldır öğrendik ki, Sn.Erdoğan, atadığı bir kişiyi birileri -özellikle CHP- istedi diye görevden almıyor, konuyu soğutuyor, sonra bir ara hallediyor. Son Bakanların atanmasında, ibr söylemi üzerine  CHP, “S.Soylu derhal görevden alısın” diyerek, Sn.Soylu’nun yerini garantilemiş oldu. Halk olarak biz öğrendik, CHP hala öğrenemedi!..Bunlar; yanlış bir iletişim politikalarıdır.

2/SP: Seçimden sonra ortada gözükmemektedir. Hayal kırıklığı yaşandığı açıklanmıştır. Sürprizli bir durum olmayacağı baştan belliyken, neden hayal kırıklığına uğradığı anlaşılamamıştır. Seçmenin; aslı varken, hizmet yapılırken, yardım alırken, kendilerine vaat vermeyen ve iktidara gelemeyecek bir partiye yönelmesi akla terstir.

Not: 05.08.2018’de, Saadet Partisi bir açıklama yapmıştır; Bu yılın Ekim ayında yapılması planlanan olağan kongrenin, yerel seçimlere odaklanmak için seçim sonrasına ertelendiği, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlunun; teşkilatlara, seçimlere hazırlık ile aday belirleme çalışması yapmaları talimatını verdiği bildirilmiştir...

Seçimin muhasebesi yapılmadan, eski kadrolarla gidilecek bir yerel seçimden yeni bir başarı çıkmaz. Bu bir iletişim kuralıdır.

3/ MHP: “Sürpriz” bir sonuç alınmıştır. Başta da yazdığımız gibi, bu MHP yönetiminin bir başarısı değildir. MHP; 9 kere seçim kaybetti diye CHP Genel Başkanını dile dolarken, Sn.D.Bahçeli’nin de aynı durumda olduğunu  dile getirmemektedir. MHP; terör dışında hiçbir politika geliştirmemektedir. Son çıkan 7100 Sy. Yrd.Doç.lik yasasında dahi, 35.000 Y.Doç.tin yanında durmamıştır. Partide, hala  Sn. S.Yalçın’ın ağırlığı/söylemleri hissedilmektedir. Sn.Yalçın, çok sert söylemlerde bulunan, bazı yazılarımızda dilini eleştirdiğimiz bir politikacıdır. Sn. Bahçeli’nin, son katliam üzerine  attığı  tweet şudur:  “Vatan bölünmez, bayrak inmez,şehitler ölmez, ezan dinmez” Bu sağlıklı düşünen her kişinin kalbindeki söylemdir.  Tokat’ta, gençliğimin geçtiği yıllarda ülkü ocaklarından 1970’li yıllarda duyduğum sözler…Ama, 40.000 şehidimiz var!..MHP liderinin, yine sorumluluk almadan bir süre daha liderlik yapacağı anlaşılmaktadır. Af’fın peşine düşmesi ilginçtir. Bu arada yeni ve ayağı yere basan politikalar üretmeli, çeşitli mesleklerin sıkıntılarına el atmalı (Y.Doç.ler ve devlet sanatçıları) topluma yararlı çözümlere imza atmalıdır.

4/ IP: Sn.Akşener; ekran ambargosuna  ve Sn.İnce’nin ivme kazanmasına rağmen, iyi bir çalışma yapmıştı. Sn.Akşener; MV olmadığı için olsa gerek, sorunlar yaşandı. Başarıyı, yeterli görmeyenler onu küstürdü. Oysa, durum özeti yukarda yazdığım gibidir. Sn.Akşener, halkta karşılığı olan bir isimdir. Ancak, bizim gibi “erkek egemen” anlayışlı  bir toplumda etrafınıza bir şey dağıtmazsanız başta kalmanız zordur. Sn.T. Çiller’in şansı iktidarda olmasıydı, unutmayalım, o da bir süre devam etmiştir. İP’nin durumunu tahlil etmek için, bir seçim dönemi daha geçirmek gerekir.  Sn.Akşener, yeniden seçilse de işi zordur!..diye yazarken, İP’de sular durulmadı ve İP Kurucular Kurulu üyeleri Nevzat Bor, Yusuf Halaçoğlu, Özcan Yeniçeri istifa ettiği haberi geldi. (Biz siyasetçi değiliz, ama bu isimleri bekliyorduk.)

5/HDP: Tamamiyle, eş başkanın hapiste olmasından yararlanmış, Demokrasi adı altında diğer partilerden oy  gelmesi ile barajı aşmıştır. Ancak, seçilen HDP  MV’nin halka karşı konuşmaları tepkilere neden olmaktadır. Hem, Türkiye Cumhuriyeti’nin kaynaklarından yararlan, seçimle gel, 18.000 Tl maaş al, saygın bir yerde bulun, hem de sürekli T.C. aleyhinde söylemler yap…Bu asla olmamalı..Madem ki, T.C.’ye tepkililer; “o zaman aldıkları maaş ve yollukları geri iade etsinler”,  kendilerini  “ikilemden” kurtarsınlar. Bugüne kadar sert söylemlerle kimse kazanmadı. TBMM’ye girmenin ve yeni yöntemler/yollar göstermenin çabasına girmeliler.



Enpolitik: Başkanlık seçimlerinden sonraki geçen sürede eğitim ve kültür/sanatta umutlu musunuz?

AY: AK Parti, sürekli “kültüre/sanata/sanatçılara karşı” görüntüsü verdi. Bakanlıklara ilgisiz kişileri atadı. Mesela; Sn.H.Çelik (gözü MEB’teydi ve oldu, ama başarılı olamadı), Sn.E.Mumcu, Sn.A.Koç  (-şekeri yüzünden- uyuyor dediler, ama iyi işler çıkardı), Sn.E.Günay (çalıştı ama bakanlığı paralele teslim etti,kaçaklardan biri olan Polis Akademisi Öğr. Gör. Önder Aytaç, danışman olarak karşıma çıkmış (2008) ve bilgileri benden almıştı. Sonra arayarak benim hakkımda hiçbir yazışma olmadığını söylemişti. Sonra anladık ki;  Bakanlığın benim hakkımdaki  kadro nakli istek yazımı yok etmişti.), Sn.Y. Topçu, Sn.M. Ünal, Sn. Ö. Çelik, Sn.Nabi Avcı (bize göre çalıştı,şurayı gerçekleştirdi, ilişkileri iyiydi) Sn.N. Kurtulmuş (Başbakan Yard. alındığı için küsmüştü ve hiçbir işe karışmadı) hiçbir katkıda bulunmadılar, geçen zamandaki enerjiler boşa gitti…Hala, kültürde sorunlarla uğraşıyor,devlet sanatçılarının özlük haklarını iyileştirmek için verilen sözlerin gerçekleşmesini bekliyoruz.

Şunu söylemek isterim ki; eski başarısızlıklara imza atmış, yönetimlerde bulunmuş, yetki paylaşmış, onaylamış eski simlerle, yeni başarıların elde edilmesi mümkün değildir.

Yani, bir Bakan/Genel Müdür/Dekan/Müdür başarısız olmuş ise; “o yönetimde bulunmuş, işlere imza atmış, kararlara evet demiş” yönetim kurulu üyelerinden bir kişiyi makama atamak doğru olmaz. Yeni isimler, düşünceler,yöneticiler daha yararlı olacaktır.

Bakan, İstanbul’daki projeleri gezdi, talimatlar verdi, ama kadro sorununu yeni isimlerle çözmesi gerek!..

1/MEB’te iki siyasi Bakan Yard. ataması yapıldı. Ama, henüz Bakan Sn. Prof. Dr.Z.Selçuk’un eğitimci atamaları olmadı.Şansına LYS sonuçları açıklandı ve başarısızlıklar ortaya çıktı. Bu başarısızlıkta, eğitimci olmayan Bakanların yanında öne çıkan,  en büyük sorumlu olan Sn.Y.Tekin, tweetterde helallik istiyordu!... Şimdi, azaltılan Anadolu Liseleri kontenjanı nasıl artırılacak? %15 öğrencinin seçtiği İHL’ler boş mu kalacak? Meslek Liseleri’nde aynı durumda. Açık liseler öğrenciler için çözüm değil…

2/Kültür’de 3 Bakan Yard. da eski görevdekiler. Henüz yeni  bir atama/yapılanma açıklanmadı. Eğitim içinde sanat, sanatın içinde eğitim sarmal vaziyettedir. Çözümcü idarecilerle yeni döneme intibak edilebilir.

Ayrıca, kurulacak olan ofislerde; kimlerin görevlendirileceği/ bakanlıkların neresinde olacağı ya da etki/görev alanları  henüz belli değildir.

Kısaca bu yapılanmada, güncel işler yürüdüğü için hızlı ve doğru hareket etmek şarttır.

Yetkililerin, yeni  çıkan kararnameleri dikkatle takip etmelerinde yarar vardır.

Bazıları Şura öneriyor ki, boşuna masraftır. Yapılan eski  şuralardan alınacak ama, uygulanmamış  çok önemli kararlar vardır.

Mesela; 2011’de YÖK tarafından yapılan Arş.Gör çalıştayında (Güzel sanatlar/sanat tasarımı alanı) alınan kararlar uygulanmamıştır. http://www.musikidergisi.net/?p=1869

Tenakuzları içinde barındıran 7100 Sy.yasa mutlaka revize edilmelidir.

Küstürülen ve istemediği bir unvana düşürülen  35.000 Y.Doç.’in, mutlaka üst unvanlara yükselmesi sağlanmalıdır.

UDS ve YDS’yi yasal olmayan yollarla geçen ve soruşturma açıldığı söylenen kişilerin soruşturmaları acilen sonlandırılmalıdır.

Eğitimde; “kalite, liyakat,etiklik, üretim” kazanmalı, yanlış yapan akademisyenlere yer verilmemelidir.

Türkiye, çok çalıştay/kongre/şura yapan, ama sonuçları; makamlarca dikkate alınmayan ve uygulamayan bir ülke konumundadır.

Sn.Bakan’ın bu konuları  da değerlendireceğini umuyoruz.

http://enpolitik.com/haber/197905/goktan-ay-siyasetin-sanat-ve-kulture-bakisini-anlatti.html

Sizin Yorumunuz:

*
*