Şiirin en ucunda duran şair: İlhan Berk

İkinci Yeni şiir akımının temsilcilerinden İlhan Berk’in bugün doğumunun yüzüncü, ölümünün onuncu yılında şiirleri ve sözleriyle anılıyor.
Eklenme Tarihi: 28.08.2018 11:06:00 - Güncellenme Tarihi: 28.08.2018 11:14:03

"yaşamadım ben, yazdım, okudum sadece.
hayat ya yaşanır ya yazılır zaten.
yaşasaydım yazmazdım…"

 İkinci Yeni şiir akımının temsilcilerinden İlhan Berk’in bugün doğumunun yüzüncü, ölümünün onuncu yılında şiirleri ve sözleriyle anılıyor.

Behçet Necatigil’in deyimiyle ‘Şiirimizin uç beyi’ İlhan Berk, şiirleriyle yeni nesle ulaşmaya devam ediyor ve ölüm yıldönümünde kendi dizeleriyle anılıyor.

İlhan Berk, 18 Kasım 1918’de Manisa’da doğdu. İlk şiirleri Manisa Halkevi dergisi, Uyanış, Varlık, Çığır gibi dergilerde çıktı. 1944 yılında Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü’nün Fransızca Bölümü’nü bitirdi. Destansı yönünün ağır bastığı, adeta bir Türk Walt Withman’ı olarak adlandırıldığı dönemde İstanbul (1947), Günaydın Yeryüzü (1952), Türkiye Şarkısı (1953) ve Köroğlu’nu (1955) yayımladı.

1953 yılında Yenilik dergisinde yayımladığı "Saint Antoine’ın Güvercinleri", İkinci Yeni adını alacak şiir akımının ilk işaretlerinden birisi oldu. Bu şiirle beraber "söze dayalı" şiir anlayışını reddetti ve gerçekçi şiirden uzaklaştı. Şiirin düz yazıdan farklı olan kaynağını derinlemesine inceleyerek özgün bir dil tutumu geliştirdi. 

"Bir yaprağın düşmesi yeter"

Şairi şiirin zanaatçısı kılan bir anlayışı vardı. “Kimi zaman kendimi salt şiire bırakırım” diyen tutkulu bir meslek erbabı olan İlhan Berk, “Yazmak, özellikle de şiir yazmak, bir ihtiyaçtır. Yazmak eyleminden ancak o zaman söz edebiliriz. Kökene, her seferde de kökene dönmektir. (…) Her zaman yazmak olasılığı vardır. Direnme yeterdir, şiir her zaman başka bir ihtiyaçtır. Bunu derinden duymadıkça başarılamaz. Oysa bir yaprağın düşmesi yetebilir şiir yazmak için. Ama değil, çok başka bir şey gerekiyor: Kendindenlik’tir bu. Oysa, direndikçe bir kıpırtılar olur hep. Buna güvenmemeli. Beklemeli. Beklemeli. Yazmalı, yazmalı da diyebilirim, ama hiçi, hiçi yazmaktır bu. Nice kağıtlar gidip gelecektir, yazılacaktır ama çaresizlik sürecektir hep. Yazmak zaten silmek, boyuna silmektir. Benim yaptığım da bu.” Diyor.

"Yaşamaz şair, yazar"

 “Bir sayrılığım var benim” diyordu bir söyleşide: “Dünyaya, dünya ile benim arama hiçbir şey koymadan bakarım. Birbirine benzeyen iki şey yoktur; bunu bilmemiz bile yeter. Yeter çünkü gerçeklik, öz ile varoluşun birliğidir. (Hegel’in kulakları çınlasın). Her sözcük dünyayı yoruma tutmak, ona bir anlam vermekte yatar. Yazmak, budur. Bir çakıltaşı tansığıyla doludur. Bir toplu iğnenin de öyküsü vardır. Dil, bunda başı çeker. Şairin bütün varlığı dilin içinde döner. Bu alışveriş her şeyidir onun. Yaşamaz şair, yazar. Bu, yaratıcı yalnızdır, ayrılmıştır demektir.” 

İlhan Berk şiir, deneme, çeviri ve antoloji türünde pek çok esere imza atmıştı.

"Kül" kitabıyla 1979 TDK Şiir Ödülü, "İstanbul" ile 1980 Behçet Necatigil Şiir Ödülü, "Deniz Eskisi" ile 1983 Yedi Tepe Şiir Armağanı, "Güzel Irmak" ile 1988 Sedat Simavi Edebiyat Ödülü’nü alan İlhan Berk’in şiirleri pek çok dile çevrilmişti.

İlhan Berk, 28 Ağustos 2010 yılında tedavi için yattığı Bodrum Devlet Hastanesi'nde hayata gözlerini yumdu.

Bizde şairimizi ölüm yıldönümünde sevilen şiirlerinden birisiyle anıyoruz... 

Ne Böyle Sevdalar Gördüm

pembe-gul

Ne zaman seni düşünsem
Bir ceylan su içmeye iner
Çayırları büyürken görürüm.
Her akşam seninle
Yeşil bir zeytin tanesi
Bir parça mavi deniz
Alır beni.
Seni düşündükçe
Gül dikiyorum elimin değdiği yere
Atlara su veriyorum
Daha bir seviyorum dağları Köroğlu…


Kaynak: Hürriyet/insanokur.org/ listelist.com

Enpolitik.com/Hanzade Karaşın

http://enpolitik.com/haber/198598/siirin-en-ucunda-duran-sair-ilhan-berk.html

Sizin Yorumunuz:

*
*