Namık Açıkgöz: Eğitimin önündeki en büyük engel 'sınavlar'

Sitemiz, enpolitik.com yazarlarından Prof. Dr. Namık Açıkgöz, Milli Eğitim Bakanı, Prof. Dr. Ziya Selçuk'un konuşmalarını değerlendirerek, eğitimin önündeki en büyük engelin sınavlar olduğunu dile getirdi.
Eklenme Tarihi: 12.09.2018 09:39:00 - Güncellenme Tarihi: 12.09.2018 09:46:04

İnternet gazetemiz enpolitik.com köşe yazarlarından Prof. Dr. Namık Açıkgöz, bugünkü köşesinde Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'un açıklamalarını değerlendirdi. Her konuşmasının gündem yarattığını ve konuşmalarının can kulağı ile dinlenesi güzellikte olduğunu kaydeden Açıkgöz, sınavların eğitimin önünde büyük engel olduğunu da yazdı. 

İşte Prof. Dr. Namık Açıkgöz'ün “Gözetmensiz sınav değil, sınavsız eğitim" başlıklı yazısının tamamı:


"Millî Eğitim Bakanı Prof. Dr. Ziya Selçuk, 2018-2019 Eğitim-Öğretim Yılı Mesleki Çalışma Programı açılışında konuştu. Sayın Bakan her konuşması ile gündem yaratıyor. Siyasî farklılıkları ortadan kaldıran bu konuşmalar, kamuoyunda ciddi bir gündem yaratıyor. Özellikle sosyal medyada…

DOĞA VE İNSAN

3 Eylül günü Meslekî Çalışma Programı açılışında konuşan sayın bakan bazı ciddî hususlara temas etti. Ben doğa ile zenginleşme konusundaki şu cümlelerine bayıldım:

“İnsanı araçlarda zengin, amaçlarda yoksul kılan bir çağda yaşıyoruz. Doğayı yok etmek, uygarlık oldu bu çağda. Biz millet dediğimizde sadece insanlardan bahsetmemeliyiz, kurdu, kuşu, ormanı hepsini milletin içinde ele almalıyız.”

Doğa’yı milletin içine almak… Evet… Doğa ve millet… Yani doğa ve insan… Bunlar birbirlerinin tamamlayıcısıdırlar. Ve insan topluluklarının “millet” olabilmeleri için doğa ile ilişkisinin şekillendirilmesi gerekir. Doğa’nın verdikleri ve insanın yeniden ürettikleri bir araya gelince ancak millet olunur. Yoksa vasıfsız bir insan kalabalığı seviyesinden yukarı çıkılamaz. Ayrıca doğayı yok etmekle uygarlık arasındaki olumsuz ilişkiye de dikkat çekmesi, sayın bakana ayrı bir nitelik kazandırmıştır. Geçenlerde bir yazımda “şehir vahşettir” demiştim. Tam da kastettiğim budur işte.

ÖĞRENCİ SAYISI KÜLFET Mİ NİMET Mİ?

Sayın bakanın nimet-külfet mukayesesi yaptığı cümleleri de harika. Şöyle diyor sayın bakan:

 “150 ülkeden daha fazla sayıda öğrenci sayımız var. Hakkını verdiğimizde bu büyük bir nimet, veremediğimizde de büyük bir külfet olur.”

Müthiş bir mukayese… 150 ülkenin nüfusundan daha fazla eğitim-öğretim gören genç nüfusumuz var ve yıllardan beri bu nüfusla ilgili yakınmaları dinler dururduk. Bakan bey, bu birikimi bir nimet olarak görmenin ve buna göre bir sistem kurmanın gereğinden söz ediyor. Yani bardağın dolu tarafına göre üretilecek politikalara dikkat çekiyor.

KAHROLSUN SINAVLAR!...

Bakan beyin bu konuşmasındaki en çarpıcı cümle şu:

“İsterim ki bir okul çıksın ‘Gözetimsiz sınav yapıyoruz.’ desin!…”

Yıllardan beri, sınavı gözetmensiz yapan bir akademisyen olarak şunu tecrübe ettim: Sınavlar mevcut hâliyle eğitimin önündeki en büyük engeldir. Öğrenciyi sınav odaklı, yani sonuç odaklı yetiştirme sistemi, süreç aşamasında verimli olamıyor. Öğrenci, bilgiyi sınavda sorulduğunda verilecek cevaptan ibaret zannediyor. Oysa bilginin insanları hayata hazırladığını öğretmeliydik. Bilgiyi edinen öğrenci, bunu bir-iki saatlik bir sınavın değil, hayatın parçası olduğunu anlamalıydı. Tıpkı esnaflık ve zanaatkârlıkta olduğu gibi… Esnafın veya zanaatkârın yanında meslek öğrenen çocuk, asla formel bir sınava tâbi tutulmaz; o, ustasının yanında, hayatı ve hayatta kullanacağı meslekî bilgiyi öğrenir. Çıraklıktan kalfalığa, kalfalıktan ustalığa geçişteki aşamalar da formel sınavların iticiliği yoktur. Bir ritüeldir ve insana zenginlik katan bir ritüeldir.

Ayrıcaaaa…

Tarihe yön vermiş insanların hiç biri sınava tâbi olmamış insanlardır.

Aristo, sınav nedir bilmedi ama insanlığa yön verdi…

Palton akademisini kurdu ama giriş için sınav yapmadı; sadece geometri bilmeyi şart koştu…

Descartes zamanında sınav yoktu…

İbn Sina, Farabî, El-Harezm’i, Birûnî, Mevlana Celaleddn-i Rumî, Yunus Emre, Karacaoğlan, Fuzûlî, Mimar Sinan sınav sıkıntısı çekmeden insanlık birikimine katkıda bulundular.

Sistemi sınava; yani sonuca değil de sürece odaklarsak, hem eğitimde yüksek kaliteler elde ederiz hem de toplumsal bir “eğitim travması”ndan kurtuluruz.

Lafı bitirmeden söyleyeyim… PISA, MISA… Bunları ciddiye almayın. Bunlar modernitenin ürettiği illüzyonlardır ve her şeyi, ancak ölçülebilirse değerli gören zihniyetin dayatmasıdır bunlar. Matematiğin m’sini bilmeyen insanların tekerleği bulduğundan bîhaberdir bu PISA’cılar. Bu yüzden kendimizi bunlara göre değil, “nitelikli ve mutlu insan”a göre ayarlayalım.

Sayın bakana tavsiyem, “gözetmensiz sınav yapmak” değil; sınavı ortadan kaldıran bir sistem geliştirmektir."

http://enpolitik.com/haber/199134/namik-acikgoz-egitimin-onundeki-en-buyuk-engel-sinavlar.html

Sizin Yorumunuz:

*
*