Prof. Dr. Namık Açıkgöz yazdı: Akademyanın gönüllü köleliği...

Sitemiz enpolitik.com yazarlarından Prof. Dr. Namık Açıkgöz, ABD'nin modern üniversite temelinde 1950'lerde yerleştirdiği, akademide 'atıf indeksi' sistemini eleştirerek, YÖK'e çağrıda bulundu.
Eklenme Tarihi: 26.09.2018 15:10:00 - Güncellenme Tarihi: 26.09.2018 15:06:58

Günümüzün modern üniversitelerinde üretilen bilgilerin 'bilgi' olma meşruiyetini kazanabilmesi için ABD'den bir tür onay alması gerektiği gerçeğine dikkat çeken sitemiz enpolitik.com yazarı Prof. Namık Açıkgöz, YÖK'e konuyla ilgili çağrıda bulundu. 


“Ürettiğim bilginin değerli olması için niye ABD sistemine dâhil olmam gerekiyor?” diye soru sormadan kabullenilen bir teslimiyettir bu. Diğer tabirle, akademyanın gönüllü köleliğidir bu" diyen Açıkgöz, "Akademik yayımlarda atıf indeksi saplantısı" başlıklı yazısında şöyle açıkladı: 

"Olması gereken şey  “üniversitelerin bilgi üretmesi”dir; sadece “aktarması” değil. İnsanlığın üretilen bu bilgilerle ilerleyeceği düşünülür ama ben size bir sır vereyim, insanlık, kendisi için en değerli bilgilerin büyük kısmını bugünkü anlamda üniversitelerin ve bugünkü anlamda “akademya”nın olmadığı zamanlarda üretmiştir. Modern zamanların üniversitesi ise, üniversite olmayan zamanlarda üretilen bilgileri tekrarlamak veya anlamaya çalışmakla meşguldür. Bu sırrımı kimseye söylemeyin; sizi modern üniversite tapınak şövalyeleri aforoz ederler.

Neyse…

Biz üniversitelerin sabah akşam bilgi ürettiğini farz edelim. Modern zamanların üniversitelerinde üretilen bilgiler, “bilgi olma meşruiyeti”ni  ABD’den alıyor. Şayet üretilen “şey”e ABD “bilgi” diyorsa bilgidir; demiyorsa bilgi falan değildir. İşin en tuhaf tarafı, neredeyse bütün dünya, ABD’nin bu “bilgi meşruiyeti sistemi”ne boyun eğmiştir. (İran’da falan nasıldır bilmiyorum.)

ABD bunu nasıl yapıyor?

ABD, modern üniversite anlayışının temeline 1950’lerde atıf indeksi sistemini yerleştirdi.

Ne demek “atıf indeksi”?

Bilim adamları bilimsel makalelerini bilimsel dergilerde yayımlarlar. ABD, kurduğu sistemle, belirli şartları taşıyan dergileri güya tararlar. Bilimsel çalışmalarınız, bu indekslerce taranmayan dergilerle yayımlanmışsa, Kopernik de olsanız, dediğinizin hiçbir hükmü yoktur. Bilimsel makalenizi ille ABD’nin belirlediği şartlarda çıkan dergilerde yayımlayacaksınız!

Ne demektir bu?

Bu, bilimsel bilginin ABD’nin ayağına gelmesi demektir. Yani bu ülkenin kaynaklarıyla bir bilgi üreteceksin ama bunun değerli bilgi (bilgi olma meşruiyeti) özelliği kazanması için ABD’nin indekslerine girmesi gerekir. İşte bu sistem dâhilinde bilimsel bilgi tıpış tıpış ABD’nin ayağına gitmektedir.  200 yıllık ABD, bilginin güç olduğunun farkında ve insanlık ne üretiyorsa, bu bilginin onun ayağına gitmesi için kendince makul bir sistemi çalıştırmaktadır. Benim kızdığım husus, bizim üniversitelerin bu sisteme teslim olmasıdır. Sorgusuz sualsiz bir teslimiyettir bu.  “Ürettiğim bilginin değerli olması için niye ABD sistemine dâhil olmam gerekiyor?” diye soru sormadan kabullenilen bir teslimiyettir bu. Diğer tabirle, akademyanın gönüllü köleliğidir bu.

Biz Türkolojide ezdik geçtik ama pek çok alanda SSCI (Social Sciencse Citation Index), SCI (Science Citation Index), AHCI (Arts and Humanities Citation Index) başta olmak üzere bazı indeksler tarafından taranan dergilerde makalesi yayımlanma şartı saplantısı var.

Yukarıda da ifade ettiğim gibi ABD’nin indekslerinde yer alan dergilerde makale neşretmenin pratikteki amacı, dünyanın ABD’ye hizmet etmesidir; felsefî tabir le söyleyelim ABD “epistemik monopol” (bilgi tekelciliği) olma ve dünyayı bilgi ile kontrol etme değirmenine su taşımaktır.

Fen bilimleri, tıp, mühendislik, ekonomi alanlarında üretilen bilgileri kendisi için de kullanabilecek olan ABD, gönüllü kölelik demek olan “atıf indeksi sitemi”ni rahat bir şekilde uyguluyor ve dünya da bu sisteme paşa paşa uyuyor.

Hadi “Eski YÖK” zamanında YÖK’e “fenciler, tıpçılar, mühendisler” hâkimdi ve bunlar da zaten atıf indeksi sistemini sorgulamadan kabul ediyorlardı; ya şimdinin “Yeni YÖK”ü bu sistemi niye devam ettirir anlamak mümkün değil. Köprülü, Tanpınar, Tarlan, Kaplan’ın yayınları SSCI; SCI ve AHCI yayınları mıydı? Bu büyük şahsiyetler günümüzde yaşasalardı, doçent ve profesör olamazlardı, biliyor musunuz?

“Yeni YÖK”ten istirhamımız, sistemi SSCI, SCI, AHCI ve benzeri atıf indeksi saçmalıklarından kurtarmasıdır."

http://enpolitik.com/haber/199585/prof-dr-namik-acikgoz-yazdi-akademyanin-gonullu-koleligi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*