Göktan Ay


Bakan Sn. Yusuf Tekin Öğretmenlerden Neden Uzaklaşıyor?

Geçen yazımızda MEB Bakanımız Sn. Yusuf Tekin’in mülakat ile ilgili sözlerine yer vermiş ve Sn. Erdoğan’ın bu ara yeni atandığı için “ses çıkarmayacağına” zamanı gelince affını isteyeceğine kesin gözüyle bakılıyor.


Geçen yazımızda MEB Bakanımız Sn. Yusuf Tekin’in mülakat ile ilgili sözlerine yer vermiş ve Sn. Erdoğan’ın bu ara yeni atandığı için  “ses çıkarmayacağına” zamanı gelince affını isteyeceğine kesin gözüyle bakılıyor.

Bakan önce “mülakat yapılacak” dedi, tepkiler üzerine “adam gibi mülakat yapacağız” dedi.

Tepkiler devam edince “kul hakkı yemeyeceğiz” dedi.

Tepkiler devam edince; “mülakatla ilgili adil, objektif ve şeffaf bir sistem oluşturmak istiyoruz. Tüm değerlendirme detayları bir kılavuzda yayımlanacak. Biz kul hakkı yemek istemiyoruz" dedi.

Elbette bu söylemler kafa karıştırdı;

“Demek ki, daha önce yapılan %100 Sınav notu yanlış mıydı?.”

“Daha öncekilerde adam gibi yapılmamış mıydı?”

“Daha öncekilerde kul hakkı mı yenilmişti?”

“Daha öncekilerde objektif ve şeffaf bir sistem oluşturulmamış mıydı?

 söylemleri “sosyal medyada” dile getirilmeye ve yazılmaya  başlandı.

Aksaray Üniversitesi  Eğitim Fakültesi’nden, Sivil Toplum Gönüllüsü 

Prof. Dr. Süleyman Yıldız Hoca bile dayanamadı ve şöyle bir tweet attı; “Sayın  Yusuf Tekin,

Bakanım; Bizler Eğitim Fakültesi Öğretim Üyeleri olarak, Fakültemizde öğretmen adaylarına MEB’in eğitim-öğretim programları çerçevesinde, öğrenciye alan bilgisini de, pedagojik formasyon dersleriyle nasıl öğretmesi gerektiğini de öğretiyoruz.”

Bakan Yusuf Tekin, Atatürk Üniversitesinin 2023-2024 Akademik Yılı açılış törenine katıldı ve "Diyorum ki gelin, Türkiye Yüzyılı'nın başlangıcını hep beraber toplumsal bir seferberlik yılı ilan edelim. Hepimiz önce kendi üstümüze düşeni yapmakla başlayalım." dedi. 

Kime gelin diye seslendi, ne için geleceklerdi anlaşılamadı. Öğretmenler aylardır “mülakat kalksın, Sn. Erdoğan seçim öncesi söz verdi” dediği halde, kulaklarını tıkayan MEB ve Sn. Bakan oldu. 

MEB, olumlu bir adım atsa fena mı olurdu?

Öğretmenlerle zıtlaşmak, onları karşısına almak MEB’e, Sn. Bakan’a bir şey kazandırmayacaktır.

Bakanın son açıklaması mülakatta ısrarlı olduğunu gösterdi; “Müfredatta yeni bir revizyon gündemde, kasımda açıklayacağız. Biz 'istihdam ettiğimiz öğretmeni’ görmek zorundayız. Öğretmenin ne öğretmek istediğini, nasıl öğretmek istediğini görmemiz lazım.” dedi ve üniversiteleri eleştirerek  yeni bir soru ile tartışma başlattı; Hala istihdam ettiğimiz sınıf öğretmenlerinin sizce bitişik heykel yazısı öğretmen konusunda herhangi bir lisans dersi almıyor olması normal mıdır? Üniversitelerimiz bu anlamda Bakanlığın politikalarını izlemezse, mezun ettiği kişileri bu anlamda donanımlı hale getirmezse, bu koordinasyonu nasıl sağlayacağız?”

Eyvah, yine yeni bir revizyon mu?…

Nerdeyse Ak Parti’de 9 Bakan 9 müfredat revizyonu yapılmış oluyor…

Kimler yapıyor?

Liyakatlı kişiler mi?

Eğitim döneminde doğru mu?

 

“Yükseköğretim Kurulu'nun koordinasyonunda Eğitim / Eğitim Bilimleri Fakülteleri ve öğretmenlik lisans programlarıyla ilgili ilk defa yeniden yapılandırma çalışmaları, 1997-1998 yıllarında MEB Milli Eğitimi Geliştirme Projesi kapsamında gerçekleştirilmiş olup 2006 ve 2009 yıllarında da kısmi düzenlemeler yapılmıştır. Daha sonra gelişen şartlar ve ihtiyaçlar dolayısıyla 2012 yılında eğitim sisteminde gerçekleştirilen yapısal değişikliklere bağlı olarak Eğitim Fakülteleriyle ilgili de yeni düzenlemeler gerçekleştirilmiş; bölüm ve anabilim dallarıyla lisans programları gözden geçirilerek gerekli düzenleme ve güncellemeler yapılmıştır. Yeni programlar, 2018-2019 eğitim ve öğretim yılından itibaren uygulanmaya başlanmıştır. 2018 yılında güncellenen öğretmenlik lisans programlarındaki dersler, önceki dönemlerdeki gibi, Alan Eğitimi Dersleri (AE) %45-50; Öğretmenlik Meslek Bilgisi Dersleri (MB) %30-35 ve Genel Kültür Dersleri  (GK) %15-20 olmak üzere yine üç grupta toplanmıştır.” (YÖK/18 Ağustos 2020)

Oysa YÖK 2020’de Eğitim Fakültelerine Yetki Devri yapmıştı;  “Bundan böyle Eğitim/Eğitim Bilimleri Fakültelerinin öğretmenlik lisans programlarının geliştirilip güncellenmesi çalışmalarının, Türkiye Yeterlikler Çerçevesi ile Milli Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenen Öğretmenlik Mesleği Yeterlikleri dikkate alınarak ilgili yükseköğretim kurumları tarafından yapılmasının en doğru tercih olduğu düşünülmektedir. Zira eğitimde program geliştirme, dinamik ve süreklilik arz eden bir süreçtir. Üniversitelerimiz, bu dinamik süreci yönetebilecek düzeyde kapasiteye, öğretim elemanlarımız da program geliştirme ve güncelleme konusunda yetkinliğe sahiptir.” https://www.yok.gov.tr/Sayfalar/Haberler/2020/egitim-fak%C3%BCltelerine-yetki-devri.aspx

Ve bu karar zamanın YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç tarafından (her projede olduğu gibi) “YÖK'TEN EĞİTİM FAKÜLTELERİNİN MÜFREDATLARINA YÖNELİK TARİHİ KARAR” diye duyurulmuştu. Sonuç ne oldu, Eğitim Fakülteleri üzerine düşeni yapmadı, Bakanlık/YÖK Başkanı/Dekanlar/Bölüm Başkanları vb. değişimlerle iş uykuya yatırıldı.

Şimdi Bakanın söylemlerini dinleyince YÖK, Eğitim Fakülteleri ve MEB ile bir koordinasyonun hala kurulamadığı ortaya çıkıyor. 

Yazık oluyor…