Ulaş Salih Özdemir


Çalışan olmak mı kolay, Kurucu olmak mı?

Hayatın dönüm noktalarından biridir: “Bir işletmede maaşlı çalışan mı olayım, yoksa kendi işimi mi kurayım?”


Hayatın dönüm noktalarından biridir: “Bir işletmede maaşlı çalışan mı olayım, yoksa kendi işimi mi kurayım?”

Kimi için güvenli bir maaş cazip gelir, kimisi içinse riskin içinde saklı olan özgürlük daha parlaktır. Ama işin özünde iki taraf da kendine özgü bir yük, sorumluluk ve kazanç barındırır.

Çalışan Olmanın Artıları

Bir işletmede çalışan olmanın en büyük avantajı güvenliktir. Ay sonunda cebine girecek maaşı bilirsin. Sosyal hakların, izin günlerin, hatta kimi zaman emekliliğe dair güvencelerin vardır. Çalışan, işin devamlılığını sağlamak için taşın altına elini sokar ama işletmenin batması ya da büyümesi gibi riskler doğrudan onun sırtında değildir.

Bir diğer artı ise daha az stres. İşin bir bölümünden sorumlusundur. Muhasebesini, pazarlamasını, yatırım planlarını ya da işin büyümesini düşünmek zorunda değilsindir. İşini yapar, çıkış saatinde kapını kapatır ve evine gidersin.

Çalışan Olmanın Eksileri

Ama madalyonun bir de öbür yüzü var: Çalışan olmanın en büyük dezavantajı özgürlük kısıtlılığıdır. Kararlara yön veremezsin, işin gidişatında söz hakkın sınırlıdır. Belki bir fikrin vardır ama patronun onayı olmadan uygulanamaz.

Üstelik çalışan, çoğu zaman kendi emeğinin karşılığını tam alamadığını düşünür. Yaptığı iş, işletmeye katma değer sağlarken kazancının büyük kısmı kurucuya gider.

Kurucu Olmanın Artıları

Bir işletmenin kurucusu olmak, çoğu kişi için hayalini gerçekleştirmek anlamına gelir. Kendi fikirlerini hayata geçirme şansı, işin patronu olma gururu, hatta toplumsal saygınlık... Bunlar kurucu olmanın manevi getirileridir.

Maddi açıdan da potansiyel daha yüksektir. Bir çalışan maaşı ne kadar iyi olursa olsun sınırlıdır. Oysa kurucu, iş büyüdükçe kazancını katlayabilir.

Bir başka büyük artı da özgürlüktür. Çalışma saatlerini sen belirlersin. İşin vizyonunu, misyonunu, hedeflerini sen şekillendirirsin.

Kurucu Olmanın Eksileri

Fakat kurucu olmanın gölgesinde yüksek risk vardır. İşletme tutmazsa, sadece zamanını değil, belki de yıllarca biriktirdiğin sermayeni kaybedebilirsin. Çalışan, işten ayrılıp başka bir yere geçebilir ama kurucu için işten ayrılmak “işini kapatmak” demektir.

Stres faktörü de cabası. Bir işletmenin kurucusu, sadece kendi değil, aynı zamanda çalışanlarının ekmeğinden de sorumludur. Çalışan maaş bekler, müşteri memnuniyet bekler, devlet vergi bekler… Bu yükler çoğu zaman uykusuz geceleri beraberinde getirir.

Sonuç

Özetle, çalışan olmak güvenli bir limanda demir atmaya benzer; kurucu olmak ise fırtınalı bir denizde kaptanlık yapmaya.

Hangisi doğru, hangisi yanlış değildir. Kimi için huzurlu bir maaşlı iş, hayatın en güzel armağanıdır. Kimi içinse kendi yolunu çizmek, riske rağmen daha tatmin edici gelir.

Belki de asıl mesele şudur: İnsan kendini, risk mi yoksa güven mi besler? İşte bu soruya verdiği cevap, onun yolunu belirler.

##

Bir gün her şey biter; acılar diner, yaralar kabuk bağlar, unutursun… 

İçinde zaman zaman intikam ateşi kabarsa da, bilirsin ki kinle yürüyen yol karanlıktır.

 Asıl güç, öfkeye teslim olmamakta; asıl erdem, sana kötülük edene bile iyilikle karşılık verebilmektedir. 

Çünkü hayat, kötülüğü büyütmeyi değil, iyiliği çoğaltmayı hatırlayanların yanında olur.”

##

Bitmeyen bir karalama belki de hayat,

Sonunu bizim çizdiğimiz.

Belki de her çizikte yeni bir bitiş ve başlangıçları olan..