REFERANDUM VE MHP

16 Nisan 2017 Anayasa referandumu, yönetim sistemimizde ciddi değişikliklere imkân sağlayacak. 1923’ten beri uygulanan temsili demokrasinin içinde tabiri caizse “kuvözdeki çocuk” muamelesi ile ikide bir elden gittiği iddia edilen cumhuriyet, gerçek rayına oturuyor. Popülist veya vesayetçi jakoben cumhuriyet gidiyor; demokrasi ile at başı beraber gidecek sistem nihayet geliyor. Hem de “cumhurbaşkanlığı hükûmeti” anlayışıyla, çift başlılığı ortadan kaldırıp yürütmeyi güçlendirecek bir anlayış hâkim oluyor.

TÜRKEŞ NE DİYOR?

Bizim kuşak, bu sisteme yabancı değil. Birkaç defa yazdım. 1970’li yıllarda, rahmetli Türkeş “Başkanlık Sistemi” terimini, net ve açık bir şekilde, fikrinin en önemli unsurlarından bir olarak ısrarla ifade etmiştir. Meselâ, onun Dokuz Işık adlı kitabının 1978 baskısının 267. sayfasında başkanlık sistemi “GÜÇLÜ İKTİDAR-GÜÇLÜ İDARE, TEK BAŞKAN-TEK MECLİS” başlığı arlında, net bir şekilde dile getirilmiştir.

Türkeş, fotoğrafını da verdiğimiz sayfada kelimesi kelimesine şöyle diyor:

“Milliyetçi Hareket, tek başkan, tek meclis sistemini savunur. Çağımız kuvvetli, âdil ve hızlı icra (yürütme) çağıdır. Türk Milleti, dünya imparatorluklarını kurduğu devirlerde, kuvvetli, âdil ve hızlı icra sistemini uygulamıştır. Kuvvetli ve hızlı icra, icra gücünün tek elde toplanmasıyla mümkündür. Bunun için tarih ve töremize uygun olarak başkanlık sistemini savunuyoruz. İcrayı, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık olarak ikiye bölemeyiz. Her konuda bütünleşmeci olduğumuza göre, icranın başında da bütünleşmeci olmalıyız. Türk tarih felsefesi ve tarihinde icra organı, hiçbir zaman bölünmemiş, yani, tek bir başkan tarafından yürütülmüştür. Milliyetçi Türkiye’de de demokratik millî cumhuriyet ilkesi içinde başkan, Türk milletinin yürütme organının tek başkanı olacaktır.”

Takip eden paragrafta, 12 Eylül 1980 darbesi ile kaldırılan senatonun gereksizliğine temas edilmiştir.

Başkanlık sistemini sadece politik bir enstrüman olarak değil de bir Türk tarihi ve felsefesi çerçevesinde izah eden rahmetli Türkeş, neredeyse hayatını bu sistemin uygulanmasına vakf etmişti. Tahmin ediyorum, bu görüşünün arkasında rahmetli Dündar Taşer gibi misyon ve vizyon sahibi ideologlar vardı.

ŞİMDİNİN “HAYIR”CI MHP’İLERİ

12 Eylül 2010 Anayasa referandumunda “hayır” cephesinde yer alan MHP, o hatasından döndü ve şimdi, kendi fikrî tarihinde de yeri olan bir referandumda parti olarak “evet” deme kararı aldı. Bu, son derece isabetli bir karardır ve MHP, tabiî olarak ülkenin % 70’lik kesiminde yer almalıdır.

Gelin görün ki, “Lider, teşkilat ve doktrin tartışılmaz” diyen bir gelenekten gelen MHP; “Fikirde hür emirde robot” vecizesini bir ideolojik düstur olarak yaşayan MHP’liler, şimdi ne doktrine bakıyorlar ve teşkilata ve ne de lidere!... Gereksiz bir Tayyip Bey ve Ak Parti muhalefetiyle, belirsiz alanlara savruldular. Sosyal medyada hayli aktif olan bu savrulmuşların o kadar da fazla ve etkin olmadıkları, Devlet Bey’in mitinglerindeki büyük kitlenin yanında bir azınlık oldukları ortaya çıktı.

Fakat şöyle bir gerçek var: “Hayır”cı MHP’liler, artık MHP saflarında yer tutamazlar. Herhâlde, referandumdan sonra Kemalist çizgiye yaklaşmış yeni bir milliyetçi partimiz olacak.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/1005/referandum-ve-mhp.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar