18 MADDE KİMİN UMURUNDA?

Günlük siyaseti sadece siyasetçilerin ağzından takip etmem. Çünkü onların konuşmalarının amacı zaten beni etkilemektir. Doğru söyleseler bile amaçları beni etkilemek olduğu için onları her zaman ihtiyatlı bir şekilde dinlerim.

Siyasetin nabzı sokaklarda atar. Sokaklarda, esnaf dükkânlarında, mahalle kahvelerinde atar… Buralardaki insanları dinlediğin zaman siyasetin gerçek nabzını tutmuş olursun.

Son 2 haftadır, değişik yerlerde halkı dinliyorum. Mümkün olduğu kadar yönlendirmeden ve referandumda vereceğim oyu belirtmeden dinliyorum.

ERDOĞAN FAKTÖRÜ

Aklından “evet” geçenler de “hayır” geçenler de tek bir yerde birleşiyorlar: Recep Tayyip Erdoğan’ın adında birleşiyorlar.

“Evet” diyecek olanlar, 18 maddeyi okumadan, sırf  Tayyip bey istediği için “evet” diyor; “hayır” diyenler de 18 maddeyi hiç okumadan sırf Tayyip bey istedi diye “hayır” diyorlar. Yani, 18 madde büyük kalabalıkların umurunda değil.  BU yüzden olsa gerek her iki taraf da 18 maddeden ziyade başka konuları dile getiriyor propaganda konuşmalarında.

CHP çok öfkeli referandum konusunda. Adamlar işi denize dökmeye kadar getirdiler, baksanıza… Bu denize dökücü zavallı, 18 madde çerçevesinde konuşsa, denizi sadece tatil için hatırlardı ama onun aklı 18 maddede değil… Aklında 18 madde olmayınca da kalabalıkları gaza getirip meseleyi gaza konusu yapmaya kalkıyor. Tabii ki en yakın gazamız da Yunanı İzmir’de denize dökmekti… Adamcağızın tarih bilgisi o kadarcıkla sınırlı olduğu için düşman dedin mi aklına İzmir’deki deniz geliyor.

Daha önceki seçimlerde “karnını kaşıyan adam” ve “koyun” olan seçmen kitlesi, şimdi utanmadan Yunan oldu!... Yazık senin kültürüne ve insanlığına!...

MHP’nin “hayır”cıları da çok öfkeli.

CHP’nin öfkesini anlarım. Yeni sistemde onların cukkaları tamamen gidecek ellerinden; MHP yeni sistemde bir şey kaybetmeyecek ki? Niye hırçınlaşıyorlar anlamak zor. Sadece aynı mahalleden beslendikleri için duyulan hınç, bu kadar sürmemeli.

SONUCU REİS VE MHP BELİRLEYECEK

1 Kasım’da Ak parti’nin oyu % 50’nin biraz altında idi. Aradan geçen zamanda bir yıpranmışlık payı göz önünde bulundurulursa (Fetöcü iftirası ile hayatları karartılan Ak Parti sempatizanlarını ve çevresini de unutmayalım. Maalesef bu konuda rehabilite edecek bir şey yapılmadı ve bu kitle Ak Parti’ye kırgın.) bu oran % 47’lere çekilmiş olabilir. Referandumda başarmak için bu % 3’lük açığı kapatıp öte geçmek şarttır. Bunu sağlayacak olan da MHP’nin tabanıdır.

1979’daki TBMM Başkanı seçiminden itibaren Türkiye için her zaman dar zamanların partisi olan MHP, daha sonra başörtüsü meselesinde (410 elin kaosa kalktığı iş) ve Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmesinde de Türkiye’nin önünü açmıştır. 2010 referandumunda ve 2014 Cumhurbaşkanlığı seçiminde taktik hata yapan MHP, 16 Nisan 2017 referandumunda doğru yerde duruyor. Yani % 70’lik yerde duruyor. MHP’nin 48 yıllık tarihi, bu duruşu gerektiriyordu çünkü. Ayrıca genel duruş yanında başkanlık meselesindeki özel duruşu da MHP tarihinin gerektirdiği yerde durmayı şart haline getirmiştir. (Geçen günkü yazımı hatırlayın… Rahmetli Türkeş Başkanlık sistemini, felsefî olarak bir siyasî konu şeklinde işleyen ilk şahsiyettir.)

Son MHP mitingleri de göstermiştir ki, MHP’deki “hayır”cılar, kopardıkları gürültü kadar çok değil. Meydanlar Devlet bey ile beraber “evet” diyor ve MHP’nin tarihî duruşuna lâyık bir duruş sergiliyorlar. Laf aramızda, MHP’lilerinde 18 madde pek umurlarında değil. Sadece Devlet bey bu maddelerden başkanlık sistemine “evet” dediği için onlar da “evet” diyorlar.

MHP tabanındaki hareketlilik aradaki % 3’lük açığı kapatıp öte de geçeceğe benziyor. Biraz seçim yorgunluğu, biraz da eski hesaplar sorulduğunda (Habur, Fetöcülere kol kanat germe, barış sürecinin yanlış yönetimi, Kuzey Suriye’de PKK’nın üslenmesine rıza göstermek) mahcup olan Ak Parti tabanına kalsa referandum işi zora girecek gibi. MHP’nin diri tabanının devreye girmesi ve Reis’in gümbür gümbür meydanlara inmesi, referandum sonucunu şimdiden belli ediyor.

HERODOT CEVDET VE “REFERANDUM MEVZUSU”

Yazımı bitirmeden bir kadirşinaslık örneği sergileyelim.

Dün yayımlanmaya başlayan Herodot Cevdet’in “Referandum Mevzusu” harika olmuş. Geçen ay bir yazımda referandum için “sosyal medya dili”nin kullanılmasının şart olduğunu söylemiştim. Herodot Cevdet üzerinden yapılan propaganda şekli, dediğime uyuyor. Kim akıl ettiyse, tebrik ederim.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/1028/18-madde-kimin-umurunda.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar