HALK OYLAMASI ve ANKARA MESELESİ

Halkoylaması sonuçları, “Ankara meselesi”ni bir daha gözler önüne serdi.

Elbette müzmin başkanın son olarak pirus zaferi ile kazandığı 44.8’lik belediye seçimlerinden sonra bu sonuç kabul edilebilir görünüyor.

Ya 7 Haziran ve 1 Kasım seçimleri?

7 Haziran’da Ak Parti, yüzde 41’de kalmış; 1 Kasımda ise 48.8’e yükselmişti. Ne tesadüf değil mi? halkoylaması sonucu da aynı: 48.8 Çünkü işin içinde Tayyip Bey var!

Bu sonuç, üzerinde dikkatle durmayı hak ediyor. Artık, yanlış ve üstelik yorgun ata oynamaktan vaz geçmelidir!

Müzmin başkan, bu sonuçlardan sorumluluğu olduğunu kabul etmiyor. Hatta “100 yerine 95 aldım” diye zafer narası atıyor. Buna düpedüz pişkinlik derler!

Eğer Ankara’da “Başkan kalsın mı gitsin mi?” şeklinde bir oylama yapılsa idi, şehrin 4’te 3’nün kararı “gitsin” olurdu.

Başkan var mısın oylamaya? Hadi, hodri meydan!

Ankara, her bakımdan kirlendi. Rant ve yolsuzluk kirliliği ile ilgili ayyuka çıkan söylentiler üzerinde durmuyorum. Ailenin, etrafın görülmemiş yükselişini tefsir etmek istemiyorum. Ankara’da herkes biliyor, Büyükşehir’de işler normal yürümüyor. Nasıl yürüdüğünü de erbabı biliyor!

Biz gelelim esas meselemize: AK Parti belediyeciliği, Ankara’da iflas etmiştir! Belediyeciliği kanalizasyon, kaldırım, asfalt olarak görürseniz, Ankara da diğer belediyeler gibi. Fakir mahallere yiyecek, kömür yardımı yapılıyor. “Eh daha ne istiyorsunuz?” denilebilir.

Belediyeler halkın sosyal hayatına yönelik çabalarını artırmalıdır. Kültürel alanı ihmâl eden bir belediye, asla bu devride kendini belediye saymamalıdır.

Türkiye, okullaşma oranında bir hayli mesafe katetti. İlköğretim, ortaöğretim derken yükseköğretim de yaygınlaştı. Peki, buna paralel bir kültürel gelişme sağlanabildi mi?

Ankara’da 5 devlet üniversitesi var. Özeller de bir o kadardır her hâlde.

Ankara’da Millî Kütüphane’den başka kütüphane yok! Ankara’nın merkezindeki Adnan Ötüken Kütüphanesi bitmez tükenmez bir tadilata alınmıştır.

Millî Kütüphane, ders çalışma mekânı hâline getirilmiştir. Sizin büyükşehir belediyeniz, gençlerin kitap okuyacağı, ders çalışacağı bir tek kütüphane bile açmamıştır, 20 küsur yıl boyunca. Peki, kaç tane yeni stadyum, spor salonu yapmıştır?

Neden bütün yatırım ayaklara yapılmaktadır?

Neden çocuklarımızın kafalarını geliştirmeyi önemsiz buluyoruz?

Diğer mesele: Şehrin tarihî kimliğinin en fazla saldırıya uğradığı dönem, bu başkanın dönemidir. Şimdi birileri çıkıp, “Hacıbayram bölgesinde yapılanları görmüyor musun?” diyecek.

Ankara’nın en önemli dinî merkezinin uzun süre çökertilme amaçlı ihmâlinden sonra yapılanlar, görülmeyecek gibi değildir. Birçok bina, cilâlanarak yeniden yapılmıştır. Bu binaların birçoğu, hâlen boştur. Tabelaları vardır, fakat boştur. Çünkü ismi var cismi yok derneklere, vakıflara peşkeş çekilmiştir.

Bundan daha kötüsü şudur: Hacıbayram semti yeniden yapılırken dinî alan kimliği değil, ticarîleştirme esas alınmıştır. Burada yapılan "Hacı Bayram-ı Velî Çarşısı"dır!

Ankara’da bu başkana kadar “velî”li bir ticaret merkezi yoktu. Veli, "Allah dostu" demek. Bunlar, Allah dostundan ticaret postu çıkardılar! Bu, dinin ticaretleştirilmesidir! Geçenlerde gençlerle bir Ankara gezisi yaptık. Hacıbayram’da turu tamamlarken gençler, hâliyle acıkmıştı. Buralarda, onların yemek yiyeceği yerler kalmamıştı. Bir öğrencinin, Hacıbayram civarına konuşlandırılan lokantalarda yemek yemesi ne haddine!

Dinin, dinî sembollerin bu kadar ayaklar altına alındığı bir dönem görülmemiştir. Belki de dünyanın en büyük oyun, eğlence merkezi Ankara’ya yapılmaktadır. Onun da girişine bin yıl boyunca inşaa ettiğimiz, gördükçe bize kutsalı, ezanı, namazı, duayı hatırlatan sembol yapıların kopyaları dikilmiştir.

Camiden, türbeden, medreseden geçerek eğlenmek!

Böylesi, ancak şeytanın işi olabilir!

Ankara 7 Haziran’da yüzde 41’i görmüştür. Bundan sonra bu başkanla görüp göreceği rahmet budur!

http://enpolitik.com/kose-yazisi/1076/halk-oylamasi-ve-ankara-meselesi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar