FUTBOLDA KALİTENİN ADI: BEŞİKTAŞ

Süper Lig’in boyu kısaldı. Genellikle bu dönemlerde, gazeteler, lider takımın hedefe yürüyor olmasını “…….. Şampi….” şeklindeki başlıklar eşliğinde yazarsa da, biz adını şimdiden koyalım; “Şampiyon Beşiktaş”…

Üstelik bunu bugün söylüyor da değiliz. Bilenler bilir, Beşiktaş ve “diğerleri”nin ilk birkaç hafta oynadıkları futbolu gördüğümüzde, “bu yılın şampiyonu şimdiden belli” diyerek, çevremdeki KaraKartalları tebrik etmiştim.

Peki, nasıl bu kadar emin konuştuk, konuşabildik? Futbol zemininin oldukça kaygan olduğu Türkiye sahasında…

Sadece sahaya yansıyan futbola bakarak değil elbette?

Okumakta olduğunuz yazının da ana konusu olduğu üzere, oynanan futbolun dışındaki birçok bileşene bakarak bu kadar net söyleyebildik sözümüzü. Hatta şimdiden söylemiş olalım ki, Beşiktaş ve “diğerleri” odağında olağandışı şeyler olmaz ise, Beşiktaş önümüzdeki birkaç yıla adını yazdırabilir. Üstelik sadece Türkiye’de değil, Avrupa’da da…

Daha açık mı söyleyeyim? Memnuniyetle…

Bu sene Süper Lig’de ve özellikle Avrupa’da oynadığı heyecan verici, renkli ve baskılı futbolun üzerine koyarak ilerlerse ve birkaç nokta transfer yaparsa, en azından UEFA Kupası’nı kaldırması hiç de sürpriz olmaz.

Net konuşuyorum, çünkü yıllardır Avrupa’da bu kadar baskılı, bu kadar hızlı, bu kadar çok yönlü oynayan bir Türk futbol takımı hatırlamıyorum. Hafızamı zorladığımda, bir tek, Fenerbahçe’nin Inter’i 1-0 yendiği unutulması çok zor olan o harika maç geliyor aklıma. Bu sene izlediğimiz Beşiktaş maçlarının neredeyse tamamında aynı heyecan, aynı futbol vardı.

Kendinden emin, oyununu kabul ettiren, geriye düştüğünde dahi panik havasına girmeyen, doldur boşalt telaşına düşmeyen bir oyun ve işini bilen sakin bir takım.

İzlediğim maçlarının hiçbirinde -geriye düştüğünde dahi- “eyvah” demedim. Aksine, her defasında “çevirir bu maçı” diye düşündüm. 1-2’lik Lyon maçında da, “biz bu Lyon’u Türkiye’de çerez yaparız” diyenlerdenim. Rövanş maçının son anlarına kadar da düşüncem değişmedi. Ne yaparsınız ki, penaltı konusu başka bir boyut…

Nihayetinde üzüntüyle, sevinç ve tebrikler birbirine karıştı. Fakat asla bir kırgınlık ve öfke söz konusu olmadı. Olmadı, çünkü Kartal takır takır bir futbol oynayarak o aşamaya geldiği gibi, elenirken de ayakta alkışlanacak bir futbol sergiledi.

…..

Bu pembe tablo nasıl oluştu peki?

Bir kuruluştan, bir örgütsel yapıdan söz ettiğimize göre, doğal olarak, en başta yönetim…

Beşiktaş iyi yönetiliyor. Ülke standartlarının çok çok üzerinde bir yönetim kalitesine sahip... Birçok konuda olduğu gibi, kalite odaklı yapılanma konusunda da, yönetimin desteği açıkça görünüyor. Aslında, “bu bir Beşiktaş klasiği” de diyebiliriz. Efsane Başkan rahmetli Süleyman Seba’dan bugüne kadar bazı dönemlerde duraksamalar yaşanmışsa da, belli bir standardın altına düşmeyen kaliteli bir yönetim söz konusu Kartal’da…

Kaliteli işler, kaliteli insanlar eliyle üretilir.

Yönetimin kaliteli işlere öncülük etmesi, omuz vermesi, sabırlı bir şekilde hedefe yürümesi, kısacası, her şeyin başı kaliteli yönetim.

Oraya buraya dalmayan, gereksiz yere hakemlerle ve rakiplerle söz dalaşına girmeyen, kısacası işine bakan, işine odaklanan bir yönetim anlayışı. Son zamanlarda öne çıkan sloganlarından ilham ile söylenecek olursa, “Efendi Yönetim”…

Hiç mi konuşmuyor, hiç mi bir şeye itiraz etmiyor Beşiktaş yönetimi? Etmez olur mu? Ediyor fakat olur olmaz, incir çekirdeğini doldurmaz şeylere değil? Bin kere haksızlığa uğramış olsa da, ağzından ateşler ve tükürükler saçarak değil. Gözleri çakmak çakmak, öfke topuna dönmüş vaziyette hiç değil. Sakin, mutedil, kelimelerini seçerek, düzgün ve kurallı cümleler eşliğinde… Efendice

Yönetim kaliteli olunca ve kaliteli işlere odaklanınca, gerisi de geliyor birbiri ardınca…

Buyurunuz teknik direktöre…

Şenol Güneş… Adamlığın, temizliğin, efendiliğin diğer adı… İşini iyi yapmanın ötesine bakmayan; bunun da öncesinde, insan olmanın erdemine inanmış bir Anadolu insanı. Futbol dışı eleştirilere prim vermeyen, futbola dair eleştirileri sabırla dinleyip, kendine ve takımına dersler çıkaran; tüm artılarıyla birlikte, gelecek dönemlerde daha çok işler yapacağına emin olunan teknik “adam”. Önümüzdeki yıllarda Türk Milli Futbol Takımı’nın ve genelde milli takımların başına geçerek, ay yıldızlı bayrağımızı birincilik gönderine çektireceğinden kuşku duymadığım “sessiz usta”, “Efendi Hoca”…

Ve futbolcular…

Formalarının her milimini terleriyle ıslatan, verilen görevi en iyi şekilde yapmaya çalışan; sahadayken de, kenardayken de, tribündeyken de takımına aidiyet duygusundan bir an olsun ayrılmayan, küsmeyen, böbürlenmeyen, kibre bulanmayan “Efendi Beşiktaş’ın, Efendi Emekçileri”…

Öteden beri bir kolej takımı havasında olan kulübün, özellikle bu yıl biraz daha bu kimliğe bürünmesinde tek tek katkıları olan futbolun beyefendileri… Sahada gezinmeyen, yatmayan, kaytarmayan; aksine nerede bir açık varsa onu kapatmaya çalışan, hangi arkadaşı zordaysa yaptığı koşularla ve yer değiştirmelerle kendisine alan açan, adeta birbiriyle yarışan usta kramponlar…

Nihayet taraftarlar… Nam-ı diğer, 12. Adam… Futbolun ve futbol takımlarının, hem açık hem gizli özneleri… Yağmur, kar, sıcak demeden stadyuma koşan, birçoğu deplasmanlara hatta yurtdışı maçlara akın eden gerçek kahramanlar.

Yenilse de yense de, iyi günde kötü günde BeşiktAşk’larını yalnız bırakmayan, kolay kolay taşkınlıkların ve çirkinliklerin öznesi olmayan “Efendi Baylar ve Bayanlar”…

…..

Demiştik, yine diyelim…

Kaliteli işler, kalitesiz adamlarla üretilemez. Diğer bir ifadeyle, kalitesiz unsurlardan, kaliteli iş çıkmaz. “Bataklıkta gül bitmez…”

Kalite odaklı tüm bu vurguları, futbol bağlamında pek güzel örnekliyor Beşiktaş. Yöneticisinden futbolcusuna, teknik direktöründen taraftarına…

Ve dahi saha içi ve saha dışı uygulamalarıyla, aynı zamanda, uzaktan öğretim formatında ders veriyor, almak isteyenlere. Üstelik ücretsiz…

Bunca güzel işlere imza atan ve Avrupa’da göğsümüzü kabartan Beşiktaş’a, analarının ak sütü gibi helal olsun yeni şampiyonlukları…

…..

Son söz…

Bilenler bilir… Kendimizi bildik bileli Fenerbahçeliyiz. Gönlümüzde her dem sarı lacivert bir kanarya şakır. Ne var ki, doğruluk ve kalem ahlâkı taraftarlıktan çok çok önce gelir. Zira önce insanım, sonra…

http://enpolitik.com/kose-yazisi/1088/futbolda-kalitenin-adi-besiktas.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar