DEFTERİ KAPATMIŞLAR!


Türkiye ekonomisiyle, sosyal çalkantılarıyla tarihi bir aşamadan geçiyor.
Yeni sayfalar, yeni kapılar açılacak mı göreceğiz.
...
Tanzimat kokusu...
Aşağı yukarı bir buçuk asırdır bu ülke, Batılılaşma adına düştüğü yolların her birisinde  başına gelenler pişmiş tavuğun başına bile gelmedi. “Muasır medeniyet” dediler...
O sahte “mimsiz medeniyet” adına neler yapmadık ki.
Kendilerinden saysınlar diye davullar çaldık halaylar çektik.
...
Olmadı... Dediler ki eteklerinizi kısaltın,  Müslüman kimliğinizi unutun da öyle gelin. 
Kısalttık, laikleştik, sekülerleştik  yine olmadı...
...
Kimya hocamız sorduğu soruya hiç birimizden cevap alamayınca sınıfa döner parmaklarını para sayar gibi oynatarak “çocuklar olmuyor olmuyor” derdi. Bir açıdan da para pul, birikim, güç meselesi...
...
Tarihi engeller aşılmadan hiç olmaz.
“İnkılaplar” adı altında milletimize taktığımız kelepçeler artık sökülmeli.  
Bu dertlerle, bu sorunlarla sökebilecek miyiz?
Öteden beri Türkiye'nin bir nevi vasisi olan Avrupa Birliğinden ipleri koparmak öyle kolay bir iş değil. 
Zamk  gibi yapıştık, yapıştılar... Fiili olarak katılmayı kabul etmezlerse de pratikte her şeyimiz göbekten Avrupa'ya bağlı ve de güdümlü. Çatal kaşıktan başlamak üzere her işimiz, her adetimiz Avrupai...
...
Bu kadar muhalefet, bu kadar eli kanlı katıl, terör, hain varken ülkeyi yöneten iktidarın işi oldukça zor. Anayasa gibi ciddi bir değişimde %60-70 gibi bir sayıyı alamamasının nedeni de ihanet çemberidir.
İktidardan görünenler iktidara ihanet ettiler...
...
Tüm şer güçler ittifak halinde.
Nerden vuracakları nereden saldıracakları pek belli değil...
...
Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Kati Piri, Türkiye Avrupa Birliği müzakere sürecinde yeni bir faslın açılmasının söz konusu olamayacağını açıklamak suretiyle son noktayı koymuş görünüyor... 
...
Bir nevi noktalı satranç oyunu...
“Kendi göbeğimizi kendimiz keseriz” açıklaması oyunun “Şahı” demektir.
Galip miyiz mağlup muyuz orasını zaman gösterecek.
...
Türkiye’nin önündeki yollar hem çok uzun hem de oldukça çetin.  
Birinci planda iktidarın kadrolaşma gücü gelir. Günübirlikçi ve de mevzilerini kaybetmemek için değişik kılıklarda seyrederek durumunu en üst seviyede muhafaza edenler var. Bunlar muhalefetten de kötü...
İkinci planda, şer güçlerin ittifakı.
..
İttifaklar, ihanetler içten dışa yansımış oluyor.
Avrupa'nın  stratejik tutumu yerli işbirlikçilerle aynı.
...
AB yönünden madem fasıllar açılmayacak o halde Avrupa İnsan Hakları mahkemesini tanımamızın da bir anlamı kalmıyor. 
Bundan sonrasında Türkiye adına o mahkemeden çıkacak karaların tamamen siyasi olacağını göreceğiz.  
Avrupa’dan artık adalet gelmez...
...
O halde son çare...
“Sen beni tanımayorsan ben de seni tanımam.”
Bizde kendi yolumuzdan gideriz, yağımızla kavruluruz...

http://enpolitik.com/kose-yazisi/1108/defteri-kapatmislar.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar