BEŞİKTAŞ AŞKLA VE ALKIŞLARLA ŞAMPİYON

Nihayet ligin sonu geldi. Ve bitime bir hafta kala, ligin en iyi futbol oynayan iki takımından biri olan Beşiktaş, diğerini geçerek şampiyonluğunu ilan etti.

Okuyanlar hatırlayacaktır, biz bu sonucu 25 Nisan tarihli yazımızda açık ve net biçimde yazmıştık. Hatta epeyce gerilere, Süper Lig’in üçüncü dördüncü haftasına giderek, o günlerde öngörmüş olduğumuzu ve etrafımızdaki Beşiktaşlılara “şimdiden hayırlı olsun” dediğimizi de ilâve edelim.

Peki, nasıl öngörmüştük? Kâhin miyiz ki, ta o günlerden bugünü görebilmiştik? Hayır, ne kâhiniz, ne de müneccim. Sadece futbol konusunda biraz kafa yoruyor, okuyor, dinliyoruz.

En başta söyleyelim ki, şampiyon kadrosundan iki önemli futbolcusunu kaybetmesine karşılık, altı yedi önemli oyuncuyu, nokta atışı yaparak transfer etme becerisini gösterdi Beşiktaş yönetimi. Elbette ilk birkaç haftada Beşiktaş’ın ve “diğerleri”nin oynadığı futbol da, temel göstergelerden biriydi tahminimizde. Bunun altını önemle çizelim.

Yönetim demişken burada biraz duralım ve Beşiktaş yönetimine bir paragraf açalım.

Bunu fazlasıyla hak ediyor zira. Beşiktaş’ın tarihsel efendiliğine yakışır biçimde -ufak tefek anlamsız çıkışları bir kenara bırakırsak- mutedil olmayı, sakin kalmayı ve kısacası efendiliği tercih etti, ediyor Beşiktaş yönetimi; yönetim ve iletişim tarzı olarak. Yenildiğinde de muhafaza etti bu tarzı, berabere kaldığında da. Ne öne geçtiğinde kibirlendi ve şımardı, ne de geriye düştüğünde duruşunu bozdu. Sadece bu yönetim tarzıyla dahi, taraflı tarafsız futbolseverlerin gönlünü kazandı. Birilerinin, yendiğinde de yenildiğinde de önüne gelene saldırdığı ve taraftarının bile nefretini kazandığı bir dönemde çok önemli bir psikolojik artıydı bu Beşiktaş Ailesi için.

Yönetim sağlam olunca da, herkes sadece işini yapıyor, kimse kimsenin işine karışmıyor ve başkasının alanına burnunu sokmuyor/du.

Yine büyük bir yönetim başarısı olarak, her yıl kendini biraz daha geliştiren ve efendiliğiyle Beşiktaş’a çok yakışan Şenol Güneş’in önceki dönem teknik direktör olarak tercih edilmiş olması da, yakalanan ivmede ve sağlanan başarıda büyük pay sahibidir.

Zira Şenol Güneş, Milli Takım’ın başında yakaladığı başarıdan sonra, üzerine koya koya kariyer basamaklarını birer ikişer çıkan sessiz, mutedil ve mütevazı bir futbol değeri olarak, yeni nesillere örnek olacak bir futbol kişiliği sergilemekte ve bunun sonucunu almaya devam etmektedir.

Oyunculara gelince… Yine bu noktada da yönetim başarısına işaret edelim öncelikle. Zira ülkenin en iyi sağ bek ve sol bekini, hem de ezeli rakiplerden birinin elinden, üstelik öyle kaçırma göçürme terbiyesizliğine düşmeden, adeta tereyağından kıl çeker gibi alması, açık ve alkışlanası bir yönetim başarısıdır.

Futbolcular demişken… Beşiktaş öteden beri bir kolej takımı hüviyetinde ve hep bir kardeşlik, hep bir heyecan içerisindedir. Kardeşlik ve dayanışma ruhu, takımın maçlarına yansıdığı için de, Beşiktaş maçlarını seyretmek oldum olası heyecan ve keyif vermiştir. (Galip geldiğinde bile, oynadığı “futbol” ile taraftarlarını çileden çıkarıp, verem eden “diğerleri”nin kulakları çınlasın!)

Takımın kolejli kimliğine ve huzuruna uygun davranmayan birileri fark edildiğinde, kim olduğuna bakılmaksızın cezası kesiliverir anında. Takımdan göndermek dâhil... Bakınız: Taraftarın sevgilisi olmuş Pascal Nouma… (Saha içinde adeta terör estirdiği halde, kendi yönetiminden en küçük bir ceza almayanların kulaklarını da çınlatmış olalım.)

Tabii böyle kararlı ve ahlâkı önceleyen bir yönetim olunca, niyeti futbol oynamak ve işini iyi yapmak olan hiçbir futbolcu efendilik dışında bir yolu tercih etmeyip, adam gibi işini yapıyor. Bu ise, başarıya doğrudan etki ediyor.

…..

Özetle… Bu kadar olumlu unsur bir araya geldiği zaman da, iki yıldır olduğu gibi, başarı kolayca yakalanıyor.

Öz adıyla söylenecek olursa, Beşiktaş aşkla ve alkışlarla iki sezonda iki şampiyonluğa ulaşıyor. Toplamda onbeşinci şampiyonluğunu elde edip, üçüncü yıldızı göğsüne takıyor. Ve BeşiktAşklılar için dünya bir anda güzelleşiyor.

Diğerlerine ise, bu başarıdan efendice dersler çıkarmak veya haset edip hasedinden çatlamak kalıyor.

Hadi son sözü de kutlamaya ayıralım…

Tebrikler Beşiktaş, kutlu olsun Beşiktaşlı…

http://enpolitik.com/kose-yazisi/1194/besiktas-askla-ve-alkislarla-sampiyon.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar