GÖZ GÖZ GÖZTEPE NİHAYET SÜPER LİG’DE!

Son iki günde futbolda peş peşe iki final müsabakası izledik. Biri dışarıdan, diğeri içeriden…

Önce cumartesi gecesi, “Kupa 1” finalinde, İtalyan devi Juventus ile dünya markası Real Madrid karşılaştı. Kelimenin tam anlamıyla nefes kesen maçta İspanyol Efsanesi, oynadığı çok sayıda final maçından boynu bükük ayrılan Juve’yi bir kez daha üzerek Şampiyonlar Ligi kupasını kaldırmayı başardı. Hem de terlerinin son damlasına kadar akıttıkları süper bir oyunun ardından ve 4-1 gibi ağır bir skorla.

Bir gün sonra yani dün akşam ise, Sivasspor ve Yeni Malatyaspor’un ardından üçüncü Süper Lig biletini almak için Eskişehirspor ile Göztepe karşılaştı. Tarafsız saha olan Antalya’da… Fakat her ikisi de evinde oynuyormuşçasına, binlerce taraftarının önünde. Harika bir zemin ve mis gibi bir havada… Çok bilinen ifadeyle söylenecek olursa, hava ve saha şartları futbol için son derece müsaitti.

Ne var ki, seyircinin aktör olduğu tarifsiz şımarıklık sebebiyle, futboldan çok yaşanan çirkinlik öne çıktı. Tarifsiz, anlamsız, yakışıksız…

…..

Futbol harikası denilebilecek olan “Real Madrid - Juventus maçı”nı izlerken, hazırûndan bir dost, “biz bu futbolu oynayabilmek ve buralarda yer alabilmek için daha kaç yıl bekleyeceğiz” gibi, hayranlık ve üzüntü dolu bir soru bırakıverdi orta yere.

Ve hemen “yirmi yıl” gibi bir görüş dillendirildi. Biz ise, mevcut şartlar çok yönlü olarak düşünüldüğünde, yirmi yılın iyimser bir tahmin olduğu yönünde görüş belirttik.

Peki, niye bu kadar keskin ve kesin bir olumsuzluk beyan ettik? Mevzuattan futbolcu eğitimine, teknik alt yapıdan teknik direktör yetiştirmeye kadar hemen tüm başlıklarda kalite zaafiyeti yaşanırken, kaliteli futbol beklentisinin ham hayâl olacağını biliyor ve görüyoruz da o nedenle…

Müşahhas örnek mi istersiniz? Verelim hemen…

Süper Lig şampiyonu Beşiktaş, Avrupa maçlarında, son yıllarda Türk takımlarından izlediğimiz futbolun çok çok üzerinde, adeta Avrupa ayarında bir top oynadığı halde nihai hedefe ulaşıp kupayı kaldıramadı. Beşiktaşlı dostlar alınganlık göstermesinler ama Kupa 1’de final ve hatta yarı finale gelmesi bile mucize olurdu, son yılların en iyi Beşiktaş’ı olduğu halde… Kaldı ki, ülke futbolundaki seviyenin epeyce üzerinde bir futbol sergilediği için de, adeta, güle oynaya şampiyonluğa ulaştı. Yani rakipsizdi. Bu bile ülke futbolunun düzeyini göstermeye yeter de artar. Süper Lig’in ilk üç dört haftasında oynanan futbol dahi Beşiktaş’ın şampiyon olacağını söyletebilmişti bize aylar önce.

Kısacası, en iyimizin bile Avrupalı futbol aktörlerinin oynadığı oyundan çok çok uzak olduğunu görebildiğimiz için olumsuz görüş bildirmiştik.

…..

Dün akşam izlediğimiz Eskişehirspor – Göztepe maçı, görüşümüzü pekiştiren en yeni ve somut örnek.

Yok, öyle hemen oynanan futbola geçmeyelim. Hatta futbola hiç değinmeyelim. Zira tutarsak elimizde kalabilir.

Maçtaki ilk düdükle ve ilk vuruşla başlayan taraftar merkezli bir çirkinlik var ki, eminim o çirkinliğe dâhil olmayan ve sadece takımlarını desteklemeye gelen edepli futbolseverlerin bile midesini kaldırmaya yetmiştir.

Onca yanıcı ve patlayıcı madde nasıl oluyor da stadyuma sokulabiliyor, en başta bunu anlamak ve açıklamak mümkün değil. Her defasında cebimizde kalmış üç beş kuruş bozuk parayı kutuya attıran veya çekirdek almak zorunda bırakan; elimizdeki suyu zorla içtiren veya döktüren o “görev âşığı” görevlilerden hiçbiri orada değil miydi ki, “adam”lar cephanelikle girebilmiş stadyuma? Cevap beklemiyor, geçiyorum.

Bir maç düşünün ki, sahaya atılan yanıcı, patlayıcı ve hem görüş mesafesini kısaltıp hem de nefes almayı güçleştirici maddeler nedeniyle üç kez durdurulsun. Öyle bir iki dakikalık durdurulma da değil. Birinde 18, diğerinde 11 dakikalığına durdurmaya sebep olacak kadar büyük bir çirkinlikten, kusurlu bir hareketten söz ediyoruz.

Normal kamera çekimleriyle mümkün olamadığı için, sahanın içi ancak havadan yapılan çekimlerle gösterilebildi. O kadar yani…

Evet, o kadar ki, futbolcular maç önünde ısındığı, açma-germesini bitirdiği, kısacası vücudunu futbol oynamaya müsait duruma getirdiği halde tekrar ısınma hareketlerine başlamak zorunda kaldı.

İki takımın yabancı oyuncuları yan yana gelerek, yüzlerindeki hayret ve alaycılık ifadeleriyle, yaşanan komediyi konuştu; beden dillerini de iletişime dâhil ederek.

Hakem bir o kaleye gitti, bir bu kaleye; bir bu takımın kaptanına bir şeyler anlattı, bir öteki takımın… Sahanın muhtelif yerlerinde, Eskişehirspor ve Göztepe’nin kurt hocalarıyla fikir teatîsinde bulundu ve belki de, “kıymetli hocalarım, sizce bugün bu maçı oynayabilecek ve bitirebilecek miyiz” sorusuna birlikte cevap aradılar.

Evet, taraftar futbolun “12. Adamı”… Evet, futbol seyirciyle güzel… Ve evet, seyircinin stadyuma giderek izlemediği, yani şova dâhil olmadığı hiçbir müsâbaka olması gereken lezzeti yakalayamıyor…

Fakat Allah aşkına, hangi takımın taraftarı olursak olalım, eğer hasta değil sağlıklı bir taraftar isek, hep birlikte cevap bulalım şu can yakan kallavî soruya; “bu mudur taraftarlık ve bu çirkinliği üretenler midir, futbol oyununun içine “taraftar” unvanıyla dâhil edilecek kişiler?”

Yıllardır hemen her müsâbakada; stadyumdaki çocuklar, kadınlar ve yaşlılar dikkate alınmaksızın yakası açılmamış, gün yüzü görmemiş küfürlerin makineli tüfek misâli sıralanması ve kıyasıya şiddet uygulanması yetmezmiş gibi, görsel şölen, eğlence ve takımına destek verme adına sergilenen bu çirkinlik kabul edilebilir gibi değil. Olmaz olsun böyle destek. Tam da bu ve benzer durumlardan yola çıkarak, “futbolun tüm bileşenlerinde uluslararası kalite düzeyi yakalanmadan, uluslararası başarılar yakalanamaz” diyoruz. Yakalansa da, geçmişte kulüpler düzeyinde ve milli takımlar odağında elde edilmiş olan başarılar gibi, sürdürülebilir olmaz.

Görsel şölen adına dünkü çirkinliği üretenler, sebep olanlar ve bilerek veya bilmeyerek zemin hazırlayanlar cumartesi gecesi, Galler’de oynanan Şampiyonlar Ligi final müsâbakası kapsamındaki görsel şölene göz atıversin bir zahmet. Hatta göz atmakla kalmayıp, adam gibi oturup ayrıntılı bir şekilde incelesin, ders çalışır gibi notlar çıkarsın.

…..

Maça ne zaman mı geleceğim?

Dün akşam iki takım oyuncularının sahaya yansıttığı alkışlanası mücadele ve kazanma arzusu dışında, ortada belli bir seviyenin üstünde futbol mu vardı ki, teknik analize girelim Allah aşkına?

Buyurunuz “derin” analizimize o halde…

Normal süresi 1-1 biten maçın uzatma bölümlerinde iki takım da gol kaydına muvaffak olamayınca penaltı atışlarına geçildi. Ve Göztepe 3-2 (4-3) galip gelerek, uzun bir sürenin ardından yeniden Süper Lig’e “merhaba” dedi.

Onlar erdi muradına, biz düşelim Türk futbolunun derdine!

http://enpolitik.com/kose-yazisi/1216/goz-goz-goztepe-nihayet-super-ligde.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar