İLİM İSTEMEK


Allah Resulü(sav):
“İlim, kadın erkek herkese farzdır” der.
“Beşikten mezara kadar ilim isteyiniz” der.
Bu nasıl olacak mı diyorsunuz?
Ya her gün bir şeyler okuyacaksınız. 
Ya da bilen birinin dizi dibine oturup onun ilminden yararlanacaksınız.
Sokaktan öğrendikleriniz ilim değil, malumat olur.
Ve sokaktan öğrendiklerinizle
İlim insanı değil…
Eskilerin deyimiyle…
Malumatfuruş olursunuz. 
Her şeyden biraz bilen
Tefekkürden uzak
Kabuk insanı…
Bilin ki kabuk insanından kimseye hayır gelmez.
Bu ülkenin kabuk insanlarına değil
Derinliği olan
Tefekkürü olan
Hikmeti olan
İrfanı olan insanlara ihtiyacı var.
Bu özelliklerle donanmak elinizdedir.
Ve bu özellikleri kazanmanın bedeli çok da ağır değildir.
Çalışmak…
Ter dökmek…
Uykusuz kalmak…
Hepsi o kadar…
Bunu yapabilirsiniz.


*


Kâinatın Efendisi (sav):
“İlim Çin’de de olsa gidip alın” diyor...
Çin’den bile alacağımız ilim nasıl bir şey acaba?
İlmin belki de en kısa tarifi:
Faydalı olan, insanın meşru sınırlar dâhilinde ihtiyacını gideren her şeydir…
Bu nedenle olmalı ki…
O Güzel Nebi(sav):
“Faydasız ilimden Allah’a sığınırım” der…
Yani meşru sınırlar dâhilinde olmayan ilimden…
Demek ki ilim öncelikle ikiye ayrılıyor:
Faydalı ve faydasız…
O Güzel Nebinin (sav) izine basmakla şereflenen insanlar olarak:
Biz ilmin faydalı olan tarafındayız… 
O Güzel Nebi, gidin alın, dediğine göre… 
Çin’den almamız gereken ilim, faydalı olan ve bizim ihtiyacımızı gideren ilim olmalı…
Ve Çin’den almamız gereken bu faydalı ilim…
İslami ilimler sahasında çalışan bilim adamlarımızın saydığı ilimlerin arasında yok…
Çünkü İslami ilimler sahasında çalışanların İslami olarak ifade ettiği ilimlerin asıl kaynağı Kur’an ve Sünnet…
O zamanın Çin’inden Kur’an ve sünnet alamayacağımıza göre…
Ne alacağız dersiniz?
Düşünün biraz…
Ve bu düşünce çerçevesinde
İlimleri yeniden tarif edin…
Bu tarifi yaparken de…
İslami ilim, ifadesini kullanmayın…
Çünkü meşru çerçevede insana faydalı olan her ilim
İslami ilimdir…


*


Saçma ilim tarifleri yapmamı ister misiniz?
Benim tariflerim değil.
Kendilerini âlim sananların tarifleri…
Ve onlardan okuyup da biliyoruz sananların tarifleri…
Amacım kimseyi üzmek değil elbet.
Okumayanları okumaya sevk etmek.
Okuyanlara sözüm yok.
Onlara sadece şunu derim:
Kur'an ve hadis kültürü olmadan, İslam’ı bilemezsiniz?
Kur'an’ı ve sünneti ne kadar okudunuz?
İlimler konusunda:
Biraz kafa yoralım…
Biraz düşünelim…
Çünkü bizi güçsüz kılan ilimsizliğimiz.
Ve gerekli ilme sahip olamazsak, bizi bu coğrafyada efendi olarak yaşatmazlar.
Tam açığını söyleyeyim mi? 
Çok iyi Kur'an okuyan.
Çok iyi tefsir, hadis, fıkıh bilen köleler haline getirirler.
Çaresi ne mi?
Eşyanın hakikatini öğrenmek…
Bakın bakalım:
O tefsirciler, hadisçiler, fıkıhçılar, kelamcılar eşyanın hakikatine nasıl yaklaşmışlar?
Allah için bakın.
Allah için şahitler olun.
Hakkı ayakta tutan şahitler.


*


Bu nasıl eğitimdir ki bize korkuyu öğretti
Düş görmeyi hayal kurmayı unutturdu Korkuyu öğretti
Tarihimizin üzerine kalın bir örtü çekip bize korkuyu öğretti
Sahte kahramanları
Yapılmamış savaşların muzaffer(!) komutanlarını
Destan yazılan savaşlarda bulunmadıkları halde, zaferin sahibi olan kahramanları öğretti.
Ve gün gelip arşiv açılınca foyalar meydana çıkmasın diye…
Arşivlerin açılmasını önlemek için 
12 Eylül ve 28 Şubat çetelerini alkışlayanları ibretle seyretmeyi öğretti.
Biz yalan tarihin bize sunduğu bu sahte kahramanlardan kurtulmadığımız sürece.
Ne kendimiz tam olarak bağımsız olabiliriz.
Ne de İslam dünyasını bağımsızlığa kavuşturabiliriz.
Yapılacak şey:
Eğitim sistemimize, gençlerimize güven verecek olan unsurları kazandırmaktır.
Güven eğitimi çok önemlidir…
Güvenini kaybeden hiçbir riske giremez
Riske girmeden büyük başarılar elde edilemez
Oysa bu milletin büyük başarılara ihtiyacı var…
Bu da güven eğitimi almış gençlerimizin çabasıyla olacaktır…

http://enpolitik.com/kose-yazisi/1240/ilim-istemek.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar