ARTIK NE YAPARSA MİLLET HOŞ GÖRÜR DİYE DÜŞÜNÜYORUM

Doğruya katılın, katkı verin, hizmet edin.

Yanlışı eleştirin, kabul etmeyin.

Ama absürt karşısında, saçmalık karşısında ne yapacaksınız? Her zaman her yanlışın içinde bir doğruluk vardır derim. Fakat saçmalık anlamsızlıktır; anlama uzak bir karşılığı bile olamaz. Bunlarınki böyle bir durum. Ne derler? Ne yapmak isterler, Türkiye için önerdikleri yol nedir, program nedir? Tutarlı, uyumlu, çelişkisiz midirler? Hayır, yapıp ettikleri hiçbir ölçüye değerlendirmeye gelmez. Tıpkı ABD siyaseti gibi. Eşek kadar adamlar bir türlü büyüyememiş, büyüyemeyen şımarık yanlarını tatmin için olmadık haylazlıklar yaparlar. Bunlarınki, haylazlığın, şaklabanlığın daniskası. Ne diyelim Allah ıslah etsin. Ne diyelim; git kardeşim başımıza belâ olma. Hani nasıl derler Yürü anca gidersin!

Yürü anca gidersin. Yürümek için elastiki ve ortopedik ayakkabılar var. Eskiden Almanların, İtalyanların yaptığı ayakkabılardan çok daha kaliteli, rahat ve estetik olanları şimdi Türkiye’de üretiliyor. Millet adına ne büyük talihsizlik ki, başında bulunduğun partinin tek parti olarak metazori hükmettiği, babalarımızın yarım çarık bile bulamadıkları o dönemler şimdi geride kaldı. Ulan bir kuru ekmek için insanları karneli sefalete muhtaç ettiniz. Neyse o sefalet, yokluk ve zulüm dönemleri geride kaldı. Sizi de bir kaşıntıdır sardı tabi. Milletin rahat ettiği her durumda sizleri bir sıkıntı basar. Yine de siz sıcakların da başladığı bu aziz mübarek günde zorlanmamak için spor, ortopedik bir yürüyüş ayakkabısı edinin.

Hem sonra bunlar çok pahalı da değil. Gerçi pahalı da olsa sizin için sorun olmaz. Her ne kadar diliniz halkçılığı pelesenk etmişse de giydiğiniz gömleğin bir maaş tutarındaki fiyatı tartışılıp durmuştu. Kendi payıma ‘Etro’ marka gömleği o zaman duymuştum. Bu pahalı markalarla işimiz olmadığı için bilemiyoruz. Belki de halkçı olmadığımız için bilemiyoruzdur. Belki sen halkçı olduğun için Letro giyiniyorsun. O sıralar neredeyse ‘Letro Kemal’ diye ünlenecektin. ‘Letro Kemal, Bir Gömlek de Bana Al’ Neyse bunları geçelim. Biz yürüyüşümüze dönelim.

Nasıl Kemal Abi; yollar nasıl?  Rahat mı, geniş mi, gidiş-geliş mi? Yoksa tozlu topraklı mı? Ulaşımda bir devrim yaşanmış mı? Siz de yapılmasını istemediğiniz o yollardan geçerek rahat rahat eyleminizi yapın. O yollar sana da zürriyetine de yeter merak etme Kemal Abi. Hem sonra bu yollar gerçekten yürünerek aşınmaz. Ben sürekli o yolları kullanıyorum. Allah var sağlam, dünya standartlarında yapılmışlar. İstemeyenlerin, karşı çıkanların, küfredenlerin bu yollardan, tünellerden, köprülerden geçemeyeceği şeklinde bir kural yok. Gerçi gezici dostlarınızla birlikte yapılmaması için çok çaba sarf ettiniz ama başaramadınız. Başarsaydınız bütün bu sıkıntılara, bütün bu devrimci mücadelelere de gerek kalmayacaktı.

Şaka yapmıyorum. Bir gün Lenin’e ‘ne müthiş bir alet’ diyerek telefonu anlatırlar. Lenin telefonu antikomünist bir alet olarak tanımlar. Karşı güçlerin yaygın kullanması durumunda anti örgütlenmeyi düşünebiliyor musunuz? Bunlarınki bu zihniyet. Allah’tan o kadar ince düşünceli değiliz de insanımız bütün bu ulaşım yatırımlarına destek verdi. Bu yatırımlar olmasaydı bu devrimci zahmetlere, sıkıntılara gerek kalmayacaktı. Evvelâ MİT Tırları geçemeyecek, memleketini ve milletini çok seven FETÖ’cüler’de bu tırları durduramayacaklar, Enis Berberoğlu, Can Dündar da birbirlerini ispiyonlayarak ele vermeyeceklerdi. Bizim 70’li yıllarda ezberlenmiş iki slogan savurmakla devrimci olduğunu sanan halkçı kahramanımız da adalet için yürüyüş yapmayacaktı. Güler misin ağlar mısın?

Şimdi en çok da Deniz Baykal köşesinde acı acı gülüyordur. Ergenekonun avukatı iken partisi celladına gülümseyen bir konuma gelmiş; Baykal üzülmesin de ne yapsın? Muharrem ince de her seferinde kendini inkâr ederek yenilgiyi zafere dönüştürme kurnazlığını seçen bu adam karşısında şaşırmaya devam ediyordur. Akıl tutulması diyeceğim ama ortada tutulacak bir akıl göremiyorum. Behey sefil adam, behey haylaz adam, Enis Berberoğlu’nun yargılanması için dokunulmazlığının kaldırılması fezlekesine sen oy vermedin mi? Verdin. Yani Enis Berberoğlu’nun yargılanmasını sen istemedin mi? İstedin. Mahkeme de benzer konumlarda değerlendirdiği kişileri mesela HDP’li vekilleri yargıladığı gibi senin vekilini de yargıladı.

İtiraz ve temyiz yolları açıktır. Yani mahkeme süreci tamamlanmamıştır. O zaman kendi kendine ne hedef saptırıyor, suyu bulandırıyor, ortalığı velveleye veriyorsun? Yoksa böyle yaptığında milletin yutacağını, ‘yiyeceğini’ mi sandın? Bu arada ‘yemek’ deyince aklıma geldi. Hava sıcak, yol uzun, millet oruç. Zaten hangi hesapla yaptığını bilmem ama oruç ayında bu saçmalığa kalkışman da ayrı bir konu. Şimdi seferiyim deyip oruç yersen bir dert, oruç tutsan başka bir dert. Kimseye çaktırmadan yesen olmaz. Yürüyüşü durdursan olmaz. Kameralar, gazeteciler an be an izleyecek.

Ama bana sorarsan kafana göre takıl. Takıl da iyice rezil ol.

Doğru olsan katılacağız. Yanlış olsan ikaz edeceğiz. İyi de saçmalık karşısında ne yapacağız. İnsanın nutku tutuluyor.

Artık ne yaparsa millet hoş görür diye düşünüyorum.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/1256/artik-ne-yaparsa-millet-hos-gorur-diye-dusunuyorum.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar