İYİ BİR İNSAN OLMAK

Öyle sanıyorum ki, hiçbir zaman düşünmediğimiz bir konudur iyi bir insan olmak.

Çoğumuz iyi insan olmakla iyi mümin olmayı eş değer kabul eder; ibadet olarak bildiğimiz amelleri yaptığımız zaman iyi mümin ve elbet iyi insan olunacağını düşünürüz.

İbadete dayalı iyi insan oluş ön kabul olarak önümüzde durduğu için, iyi insan olmak konusuna fazlaca kafa yormayız.

Elbet ibadet olarak bildiğimiz şeyleri ihsan derecesinde yapmış olsak, o zaman iyi insan olmak, iyi mümin olmakla eş değer olurdu ve tam olarak örtüşürdü…

Fakat hayatın gerçekleri içinde biliyoruz ki bu böyle değildir.

İbadetlerini tam olarak yerine getirdiğini gördüğümüz ve bildiğimiz nice müminin davranışlarında, diğer insanlarla olan münasebetlerinde, sosyal ilişkilerinde yaptığı ibadetlerin dışa yansımasını göremeyiz.

Bir başka ifadeyle dillendirecek olursak, şekil olarak görünüşündeki bütün güzelliğe ve hatta mükemmelliğe rağmen, ibadetler o mümini muamele olarak müminleştirmemiştir…

İşte buna moda tabirle ibadetlerin içselleştirilmesi diyoruz…

Anlaşılacağı gibi içselleştirilmemiş ibadetlerin kişiye kazancı yorgunluktan başka bir şey olmuyor…

Öyle ya!

Kötülükten alıkoymayan bir namaz…

Günahlara kalkan olmayan bir oruç…

Değişik zihin oyunlarıyla ya hiç verilmeyen ya da anca kırkta bir verilen bir zekât…

Ve kesinlikle hesabını veremeyeceği yollardan kazanılan paraların, israfın mutlak yasaklığı unutularak, çarçur edilmesi…

Oturulmayacak yazlık, kışlık, baharlık evlerin inşası…

Giyilmeyecek elbiselerle dolapların doldurulması…

Kullanılmayacak eşyalarla evlerin işgale uğratılması…

Bütün bunların yanında işe, eve, elbiseye, gezip tozmaya ayrılan zamanın onda birinin, yirmide birinin bile geleceğimizin teminatı olan, sadaka-i cariye olarak hayır duada bulunacak olan çocuklarımıza ayrılmaması…

Bunlar yetmezmiş gibi çocukların, bilgileri, görgüleri, terbiyeleri, eğitim usulleri, ahlaki değerleri, gönül derinlikleri test edilmemiş öğretmenlere teslim edilmesi…

Sonra da bu gençlerden iyi insan olmasının beklenmesi…

Bu bir garabet değil mi?

Rabbim dilerse ölüden diriyi çıkartmasının bir örneği olarak, ilgi görmemiş, eksik yetiştirilmiş gençlerden elbet iyi insanlar çıkartabilir…

Fakat meseleye insan olarak yaklaştığımız zaman söyleyeceğimiz söz şudur:

Ayrık otlarına, deve dikenlerine, ebucehil karpuzlarına terkedilmiş gönüllere sahip gençlerin iyi insanlar olarak yetişmesi mümkün değildir.

Yapılacak şey eşyaya verilen önemden çok daha fazlasının çocukların ve gençlerin yetiştirilmesine verilmesidir.

Eskilerin ifadesiyle:

Ne kadar ekmek, o kadar köfte!

Bakılmayan tarladan mahsul alınamayacağı gibi…

Aşılanmayan ve budanmayan ağaçtan da kaliteli ve düzenli meyve alınamaz.

Eskilerin bu konuda söyledikleri hikmetli söz şudur:

Bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur…

Evet, bu böyledir…

Darı ekip de buğday alınamayacağı gibi…

Yabani asma dikip de Sultani Çekirdeksiz alınamaz…

Firavun incirinin ağacından Sarılop inciri deremezsiniz…

Yabanda biten zerdali ağacından, kaysı toplayamazsınız…

*

2.

“Hikmet müminin yitiğidir, nerede bulursa alır” der O Güzel Nebi(sav)…

Bu çerçevede, Einstein’ın bir sözünü nakletmek istiyorum.

İnsanla ilgili şöyle diyor Einstein:

Aptallara göre insanlar

Irk, cinsiyet, milliyet, yaş, statü, renk, din ve dil başta olmak üzere sekizden fazla kategoriye ayrılırlar.

Hâlbuki olay bu kadar karışık değildir.

İnsanlar sadece ikiye ayrılır:

İyi insanlar…

Kötü insanlar…

Evet, değerlendirmeye bu çerçeveden baktığımızda iyi insanı belirlemek daha kolay gibi geliyor…

İşte bu kolaylığı O Güzel Nebi’nin (sav) sözünü esas alarak daha da kolaylaştıralım, istiyorum.

“İnsanların hayırlısı insanlara faydalı olandır” der O Güzel Nebi (sav)…

İnsanların hayırlısı yani iyisi…

Demek ki iyi insan olmanın ilk şartı olarak, insanlara faydalı olmayı şart koşuyor O Güzel Nebi (sav)…

Faydalı olmak için, öncelikle faydalı olacak şeylere sahip olmanın gerekliliği kendiliğinden ortaya çıkar.

Faydalı olacak şeyler zamana, mekâna, toplumdaki konuma göre değişebileceği gibi; yaşa, cinsiyete, inanca, ihtiyaca göre de değişebilir…

Bunlara bir sınır koymak ve kendi dışımızdaki bütün insanlara faydalı olabilecek şeylere sahip olmak elbet mümkün değildir.

Burada imdadımıza yetişecek olan Kur’an’i bir hükümdür:

“Kişiye gücünün üstünde yük yüklenmez.”

O zaman, ayet ve hadisin çerçevesinde iyi insan olmayı şu şekilde tanımlayabiliriz:

İyi insan, kendi gücü çerçevesinde insanlara faydalı olan insandır.

Fakat tam da burada karşımıza bir ön şart çıkacaktır.

Şöyle ki:

İnsanların güçleri ölçüsünde diğer insanlara faydalı olabilmeleri için, vermesini bilmeleri gerekir.

Oysa içinde yaşadığımız zaman diliminde insanlarda bireysellik ön plana çıkmış ve insanlar vermeyi, paylaşmayı, faydalı olmayı iyiden iyiye unutmuşlardır.

O zaman yapılacak ilk şey, insanlara; özellikle çocuklara ve gençlere vermesini öğretmemizin gerekli oluşudur.

Bu zor değil, çok zor bir iştir…

Bu zorluktan dolayıdır ki, Allah’ın Resulünün vefatından sonraki Hz. Ebubekir döneminde İslam’a henüz ısınmamış insanlar arasında görülen ilk dinden dönme hareketlerinin görünen nedeni vermenin, elindekini bir başkasıyla paylaşmanın kabul edilmemesidir.

Evet, İslam’a tam olarak ısınmamış insanların itirazı namazı kılarız, fakat zekâtı vermeyiz şeklinde ortaya çıkmıştır.

Anlaşılıyor ki, insanların diğer insanlara faydalı olup iyi insan olarak değerlendirilebilmeleri için, öncelikle verme yani sahip olduğu şeyleri bir başkasıyla paylaşabilme eğitiminden geçmeleri gerekir.

İnsanların verip faydalı olabilmeleri için verme yani paylaşabilme eğitiminden geçmeleri yeterli olur mu dersiniz?

Olmaz!

İnsanların verebilmeleri için öncelikle hür olmaları icap eder…

Hür olmak demek insanın iradesine göre doğru bildiği yolda hareket edebilmesi demektir.

Bunun içindir ki Kur’an’da şöyle buyrulmuş:

“Biz ona yolu gösterdik; ya şükredici olur ya da nankör.” (76/3)

Anlaşılacağı gibi, iyi insan olmanın ilk şartı hür oluştur…

Sonra verme eğitiminden geçiş…

Daha sonra verecek şeye sahip oluş…

En sonunda veriş ve faydalı oluş…

İyi insan olmak istiyor muyuz?

İşte formül:

Hür olalım!

Vermeyi bilelim!

Verecek şeye sahip olalım!

Verelim!

Faydalı olalım!

Ve böylece iyi insan olalım!

Son söz:

Vermeden iyi insan olamayız…

http://enpolitik.com/kose-yazisi/1264/iyi-bir-insan-olmak.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar