Mahatma Gandhi’den Gandi Kemal’e HAK YÜRÜYÜŞÜ

Bir kaset operasyonuyla Deniz Baykal’ı CHP Genel Başkanlığından indiren ve yerine Kemal Kılıçdaroğlu’nu monte eden çevreler, parlatıcı isim olarak Mahatma Gandhi’yi seçmişlerdi.

Bu seçimin elbet birçok nedeni vardı…

İlki…

Kemal Kılıçdaroğlu’nu CHP Genel Başkanlığına monte eden çevreler ülke siyasetinde uygun bir parlatıcı ismin puan getireceğini geçmiş deneyimleriyle çok iyi biliyorlardı…

Nasıl bir deneyim mi diyorsunuz?

İşte şöyle…

Cumhuriyet Tarihinde ülke ekonomisini her gelişinde dibe vurdurmasıyla bilinen Bülent Ecevit…

Hiçbir şey olmadığı yani elifi görse mertek sandığı halde…

Belli çevrelerin verdiği parlatıcı isimlerle yıllarca siyaset sahnesinde kaldı…

Belli çevrelerin, hiçbir şey olmayan Bülent Ecevit için ilk kullandıkları parlatıcı isim Karaoğlan’dı…

Halk kültürümüzde bir Keloğlan tiplemesi olsa da, bir Karaoğlan tiplemesi yoktu…

Tarihimizde de öne çıkan böyle bir kahramanımız bilinmiyordu…

Fakat gerek halk kültürümüzle, gerekse tarihimizle uzaktan yakından alakası olmayan belli çevreler Cumhuriyet Tarihinin bu en beceriksiz, en yeteneksiz, en çapsız siyasetçisi için kültürümüzde ve tarihimizde olmayan Karaoğlan tiplemesini seçmişler ve başarılı olmuşlardı…

Nitekim siyasetin Karaoğlan’ı Bülent Ecevit, tek başına iktidar olacak oyu alamamış olsa da, 1973 ve 1977 Genel Seçimlerinde birinci parti olarak ipi göğüslemeyi başarmıştı.

Siyasetin Karaoğlan’ı kazandığı bu seçimlerin sonunda iktidar olabilmek için 1973 seçimlerinin sonunda MSP’den yararlanmış ve ülke siyasetine Milli Görüş Hareketini 40 yılı aşkın taşıyacak kimi isimler kazandırmıştı…

Oğuzhan Asiltürk ve Şevket Kazan gibi…

Siyasetin Karaoğlan’ı Bülent Ecevit 1977 seçimlerinden sonraysa, ülke siyasetine Güneş Motel Rezaletini ve yine deve dişi gibi transfer bakanlar kazandırmıştı.

Kelimenin tam anlamıyla bir kazı kazancıydı Karaoğlan…

Nitekim Necdet Sezer gibi bir değeri Cumhurbaşkanı olarak ülkeye kazandıran da Ecevit’ti…

Elbet bu arada ülke ekonomisini dibe vurdurmasını ve alışverişleri kuyruklara mahkûm edişini de dile getirmemiz gerekir.

Bülent Ecevit’i parlatarak ülke ekonomisini dibe vurduran belli çevrelerin “Kıbrıs Fatihi” unvanını verişlerini de sakın unutmayalım.

Ve sonra…

İkinci Ecevit Dönemi başladı…

Ama ne başlayış…

Parlatıcılar bütün hazırlıklarını yapmışlardı…

1999 Genel Seçimleri öncesi Karaoğlan lakabı ve Kıbrıs Fatihi unvanıyla siyaset yapan Bülent Ecevit’e Cumhuriyet Tarihinin en azınlık hükümetini kurdurdular…

Fakat baktılar ki yeni bir Ecevit iktidarı için, yeni bir parlatıcıya ihtiyaç vardı…

Senaryo zaten daha önce yazılmış olmalı ki, birden bire Abdullah Öcalan denilen pislik Kenya’da yakalanıp en azınlık hükümetin başı Ecevit’e teslim edildi…

Ve parlatıcı unvan hemen yapıştırıldı:

Kenya Fatihi!

Hangi unvanı verirseniz verin, Bülent Ecevit, Bülent Ecevit’ti…

Liseden sonraki bütün tahsil hayatı başarısızlıkla geçmiş…

Siyasetini Güneş Motel Rezaleti ve dibe vurdurduğu ekonomik başarısızlıklar süslemiş bir kişilikti…

Yani kırk yıllık Yani, Kani olmazdı…

Olmadı da…

Parlatıcıların verdiği unvanla 1999 Genel Seçimlerinden birinci parti olarak çıkmış olsa da, bu millet ona yine tek başına hükumet etme hakkı vermedi…

Ve Ecevit, huylu huyundan vazgeçmez, deyimimizde olduğu gibi bir kez daha huyundan vazgeçmedi ve ülke ekonomisini, bir öncekinden daha da berbat şekilde dibe vurdurdu…

Ve Ecevit bu başarısızlığından sonra girdiği 2002 Genel Seçimlerinde bir ilke daha imza attı ve bir önceki seçimde aldığı oyun %95’ini kaybederek, bir iktidar partisinin nasıl dibe vurulacağını da cümle âlem herkese gösterdi…

İmdi…

Bütün bunların Gandi Kemal ile ne alakası mı var diyorsunuz?

Resimdeki gibi demek için bütün bunları yazdım…

Parlatıcılar hiçbir şey olmayan Ecevit’i parlatarak ülkeyi nasıl ekonomik krizlere soktularsa…

Şimdi de aynı parlatıcılar Deniz Baykal’ı indirerek CHP koltuğuna bindirdikleri Kemal Kılıçdaroğlu’nu aynı şekilde parlatıyorlar…

Daha doğrusu Baykal’ı indirip Kılıçdaroğlu’nu bindirdiklerinde verdikleri parlatıcı isme rağmen, Kılıçdaroğlu bekledikleri başarıyı bir türlü elde edemeyince…

Parlatıcı çevreler son çareyi, Gandhi’nin yürüyüşüne benzer bir yürüyüşü Kılıçdaroğlu’na yaptırmakta buldular…

Öyle ya!

Mademki Kılıçdaroğlu Gandi idi, öyleyse onun gibi yürümeliydi…

Üstelik ondan uzun yürümeliydi…

Üstelik ondan daha yaşlı yürümeliydi…

Fakat…

Çıplak ayak yürümeliydi ki Mahatma Gandhi’ye benzesin…

İşte bunu unuttular…

Eğer ola da bu yürüyüşten sonra Gandi Kemal bir başarı elde edemezse…

Yapılacak şey Gandi Kemal’in çıplak ayakla yürümesidir…

Ve bu yürüyüşü İstanbul’dan Ankara’ya yapmasıdır…

Asıl olan ise…

Domuzsever batılılara değil, millete güvenmesidir, tıpkı Gandhi’nin yaptığı gibi…

Eğer iktidara oynayan bir siyasetçi, ülke yönetimini halka değil de Vatikan çatısı altındaki domuzsever batılılara şikâyet ediyorsa daha baştan kaybetmiş demektir…

Bunu göreceğiz…

http://enpolitik.com/kose-yazisi/1291/mahatma-gandhiden-gandi-kemale-hak-yuruyusu.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar