YARDIMCI DOÇENTLER MESELESİ

Şu anda uygulanmakta olan üniversiteler akademik unvan sistemi, Anglo-Sakson sistemine göredir. Bu sistemde Doçentlik yoktur (Doçentlik, Alman sisteminde vardır.);  “Asistant Professor, associate Professor ve professor” unvanları vardır. Yani Anglo-Sakson sisteminde ünvanlar profesörlüğe göre ayarlanmıştır. Bizim kullandığımız “Yardımcı Doçent” unvanı da “assistant Professor” karşılığıdır.

1982’de 2547 sayılı YÖK yasası ile ihdas edilen “Yardımcı Doçent” unvanı yadırganıyor. Ayrıca atamalarda yaşanan sorunlarla beraber, konu Sayın Cumhurbaşkanımıza iletilmiş ki o da hafta içinde rektörlere, konunun düzeltilmesi direktifini verdi.

Yardımcı Doçentlik konusunda çoğu rektörün bir kelimelik bile görüşü yoktur. Bu konuda iddialıyım. Konuyu çözecek olan YÖK’tür. (Nitekim YÖK başkanı kolları sıvadıklarına dair açıklamayı yaptı.)

Yardımcı Doçentlik uygulaması 1982’den önce yoktu. 1982’ye kadar, Doktorasını bitiren bir akademisyen, Doktor Asistan olarak çalışır ve kendi adına derse giremezdi. Hocası adına derse girer ve ders ücretini de hocası alırdı. Yani Asistan Doktorlar, bir tür köle idi.

UNVAN MESELESİ

2547 sayılı kanun ile Doktorasını bitirenlere, gerekli şartları yerine getirdiklerinde “Öğretim Üyesi” unvanı olan “Yardımcı Doçent” unvanı verildi ve kendi adlarına derslere girme yetkisi tanındı. Bu son derece isabetli bir uygulamadır. Fakat Yardımcı doçentlerin unvanlarındaki “yardımcı” kelimesi bir türlü kabul görmedi. Bu unvan değiştirilmelidir.

ATAMALARDAKİ KEYFİLİK

Yardımcı Doçentlerin 12 yıl sınırı kaldırılarak bir haksızlık giderildi ama atanmalarındaki berbat uygulama ortadan kaldırılamadı. Şu anda Yardımcı Doçent olarak çalışan birinin kaderi rektörlerin iki dudağı arasındadır. Rektör “Yok” dedi mi atama olmaz. Bu yüzden Yardımcı Doçentlerin kaderi, rektörlerin iki dudağından kurtarılmalıdır.

EMEKLİLİKTEKİ MAĞDURİYET

Yardımcı Doçentlerin emekliliklerindeki mağduriyet de giderilmelidir. Şu durumda emekli olan bir Yardımcı Doçentin durumu, nerdeyse lisans mezunu biriyle aynıdır. Yapılan Lisansüstü çalışmalar ve bilimsel faaliyetler yok sayılmaktadır yani.

YABANCI DİL MESELESİ

Yardımcı Doçentlerin önündeki en büyük engel, yabancı dildir. Doktorayı bitirip en güzel eserleri vereceği yaşlarda, sonraki akademik hayatında çok az kullanacağı yabancı dilden başarı istemek, “yorgunu yokuşa sürmek”tir. Ayrıca bu dil engeli, ülkenin genç ve dinamik beyinlerini, bir yabancı dilden sınav başarmak için meşgul etmektir. Dünyada bizden başka (“beyaz Türkler”  hariç) dil engeliyle boğuşan bir akademya yoktur. En güzel yıllarını yabancı dille boğuşarak geçirmiş bir akademisyenden, beklenen verim alınamaz.

ÇÖZÜM

  1. “Yardımcı Doçent” unvanının adı, mutlaka değiştirilmelidir. (Çok düşündüm ama bir kelime bulamadım. Dilimizle oynanmasaydı, Yardımcı Doçentlerin ders yükündeki fazlalığı anlatmak üzere “derskâr” veya “derrâs” derdik.)
  2. Yardımcı Doçentlerin süre uzatmaları, rektörlere bağlı kalmadan kanun ve yönetmelikle halledilmelidir.
  3. Yardımcı Doçentlerin emekliliklerindeki mağduriyet giderilmelidir.
  4. Doçentlik için dil engeli kaldırılmalı, bilimsel kalite istenmelidir.
  5. Mevcut Yardımcı Doçentlerin kaderi üniversitelere terk edilmeden, esaslı bir kanun maddesi ve yönetmelikle çözülmelidir. Şayet mevcut yardımcı Doçentler Doçent yapılacaksa, 1989’da yapıldığı gibi yapılmamalıdır. (1989’da ciddi kıstaslar getirmeden, YÖK’ten önce Doçent olanlar, Doçentlik Dil Sınavını başarmadan Profesör yapıldılar.) Çözüm, çalışanla çalışmayanı ayırt edecek ciddi kıstaslarla sağlanmalıdır.
http://enpolitik.com/kose-yazisi/1377/yardimci-docentler-meselesi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar