SELÇUKLU’NUN DOĞUŞU

İslam’la şereflenmek bambaşka bir duygu selidir.   Hele şereflenmeye gör,  bir bakıyorsun Karahanlı Türkleri Türkistan’da, Gazneli Türkleri Hindistan’da, Oğuz ve Selçuklu Türkleri Anadolu’da,  Osmanlı’da üç kıtada cihangir devlet olarak adından söz ettirebiliyor.  Düşünsenize başlangıçta Söğütte iki yüz bin Türkmen çadırı otağı halde iken ilerisinde bir bakıyorsun cihana hükmeden Osmanlı doğa gelmekte. Bunda hiç şüphesiz Karahanlıların Müslümanlıkla şereflenmelerinin katkısı çok büyüktür. Nitekim Tarihi kaynaklar da Karahanlılar’ın asli unsuru olarak bilinen Karlukların Satuk Buğra Han’ın çekim alanına girmesinden tutunda,   M.960/ H.349 yılında iki yüz bin çadırdan oluşan Türkmen obalarının göçebe topluluklar halde İslam dinine dâhil oluşları da öyledir.   İşte bu ve benzer bir dizi hadiseler Oğuz neslinin Maveraünnehir bölgesini yurt edindikten sonra Mekke’de doğan İslam güneşinin üzerlerine sirayet etmesiyle birlikte Türkistan’da bahar havası esecektir.   Üstelik Türkistan’da esen bu bahar havası civar illerdeki Türkmen obalarını da etkileyip Türk’ün o büyük buluşması bir hayal değil gerçek olur da.  Derken bu büyük buluşmayla birlikte yeryüzü sathı öyle bir zaman gelir ki,   İslam’la hemhal olan Türklere dar gelir de. Bu demektir ki Ergenekon’da çıkışımız boşa değilmiş. Ve bu çıkışımız destanlarımızda şöyle dile getirilir:

Türk’ün önünde beliren Bozkurt hareket edince:

—Göç ediniz, istikamet ileri der.

Türklerinde canına minnet zaten, bozkurt ilerledikçe ilerler,  durduğunda durup otağını kurmak için konaklar. Nasıl olsa maksat hâsıl olmuştu,   bozkurt bir daha görülmemek üzere sırra kadem basar da.

Zaten bir noktadan sonra Türkler rehbere ihtiyaç duymaz,  kendi öngörüleriyle hareket edecektir. Hedef belirledikleri ülkelere üç koldan yayılırlar da. Öyle ki; Hindistan’a gidenler putperest topluluk halde yaşarken,  kuzeye gidenler Rumların Kumania (Kıpçak-ili, Cemub Rusya ülkesi) adını alarak Hıristiyanlaşırlar,  batı tarafına giden Ya’i Selçuk Oğuzları da Arap fütuhatının etkisi altına girip İslam’la şereflenmekle Halifelik Araplardan olmak kaydıyla Müslüman toplulukların idaresini üstleneceklerdir.

Evet, Türk’ün eline İslam kılıcı geçince tarihin ivmesi bir başka eksene kayar.   Kayması da gaye tabii durum, çünkü o yıllarda Araplar ve Berberiler yükselişin rehavetine kendilerini kaptırdıklarında gevşeyeceklerdir,  daha yeni Müslümanlıkla şereflenmiş Karahanlılar ise doğuda fetih hareketine girişip tüm derdi davası cihat olur.  Gaznelilerde fetih harekâtını Hindistan seferiyle sınırlı tutacaktır.  Peki ya Büveyhîler? Onlarda Abbasilerle mücadele içerisine girip etkisi zayıfta olsa Şii devleti kurmakla yetinecektir. Malum, diğer küçük devletlerde birbirlerinin kuyusunu kazımakla meşgul olduklarından hiçbirinin İslamın hamiliğine katkı oluşturacak devlet olamayacaktır. Neyse ki Türklerin İslam’la şereflenmesi bir anda umutları yeşertip nihayet Selçukluların hâkimiyetiyle birlikte bu buhranlı devre sona ermiş olur.

Velhasıl; Satuk Buğra Han’ın açtığı diriliş sancağı Selçukluya sıçramış, Selçukludan da Osmanlıya geçip cihanşümul olmuşuz.

Vesselam.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/1392/selcuklunun-dogusu.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar