DOĞUBEYAZIT’TA 3 GÜZEL GÜN

Doğubeyazıt Belediyesi ve Kaymakamlığının “Ahmed-i Hânî Kültür Sanat ve Turizm Festivali’ne daveti üzerine, geçen hafta 4-6 Ağustos tarihleri arasında Doğubeyazıt’ta idik.  Batı Anadolu insanı için sadece askerlik hatıralarında önemi olan (Nitekim, 16 Ağustos 2016 günü kaybettiğimiz kardeşim Adem de askerliğini 1980 yılında orada yapmıştı. Ankara Garı’ndan Kars’a uğurlayışım hâlâ gözümün önündedir.) Doğubeyazıt’a ilk defa gidecektim.

Doğubeyazıt benim için iki açıdan çok önemli idi. İlki “saray” adıyla anılan tek Anadolu binası olan İshak Paşa Sarayı’nın burada olması ve bu sarayın her açıdan ihtişamı. Diğeri de Anadolu’ya has bir hikâye olan Mem u Zin hikâyesi  şairi Ahmed-i Hânî’nin  mezarının burada olması idi.

Değerli Kaymakamımız ve Belediye Başkan Vekilimiz Ulaş Akhan’ın davetine üzerine Doğubeyazıt’a vâsıl olduk. Tabii şehri karşıdan görünce, rahmetli kardeşim geldi aklıma… Hüzünlendim.

(Laf aramızda, Ağrı Dağı’nın Doğubeyazıt’a bu kadar yakın olduğunu bilmiyordum; o gün öğrenmiş oldum.)

FESTİVAL İLE HATIRLAMA

Kaymakamlık ve Belediye Başkanlığı 3 günlük yoğun bir program hazırlamışlar. PKK teröründen önce günde onlarca turist otobüsünün geldiği şehirde, canlılığı temin etmeki için atılan ilk adım ile, yörenin pek çok özelliğinin tanıtımı festivale dahil edilmiş. İlk gün Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Fatma Betül Sayan açılışa katıllıp yörenin tanıtımı için ellerinden gelenleri yapacakları vaadinde bulundular. İnşallah dediklerini yaparlar.

Ahmed-i Hani Türbesi’nde okunan mevlidle başlayan festival, öğleden sonra Ahmed-i Hani yürüyüşü ile devam etti. Sonra kültür stantlarının açılışı yapıldı ve yöre kültürünü tanıtan film ve belgesel gösterileri yapıldı. Tabii bu programın en doyurucu yönlerinden birisi de 1982’de Almanya’da İshak Paşa Sarayı üzerine doktora yapan Prof. Dr. Yüksel Bingöl’ün konferansı idi.Sonra, Saray yolu üzerinde Ahmed-i hani müzesi açıldı.

Şenlik ikinci günü değişik etkinliklerle devam etti ve akşam saat 18.00’de 8 yazar ve akademisyen, bizler bir panel gerçekleştirdik. Panelde ben, Müfit Yüksel, Yıldız Ramazanoğlu, Doç. Dr. Yakup Karataş, Sibel Eraslan, Vahdettin İnce, İlhami Işık ve Ebu Muhsin Bulut birer konuşma yaptık. Konuşmaların erkezi Ahmed-i Hani idi. Ben, Mem u Zin üzerinden Ahmed-i Hani’nin fikri ve kültürel yapısını örneklerle anlattım. Panelden sonraki kitap imzalamalarımız müthişti. İmza salonu tıklılm tıklımdı. Benim kitabım imzaya yetmedi.

Aynı akşam gerçekleştirilen ve TRT6’da naklen yayınlanan Dengbej programı harikaydı. Yıllarca öncesinden bildiğim Dengbej geleneğinin örneklerini dinlemek için az örgüt TV’si syretmedim ben. Şimdi devletimiz düzenliyor ve biz de seyrediyoruz…. Ne güzel!... (Keşke ayrıntılı bilgim olsaydı da Dengbezleri ayrıca yazabilseydim.)

FESTİVALİN EN GÜZEL TARAFI

Tabii bu şenliğini en güzel yönü de büyük bir kısmının İshak Paşa Sarayında gerçekleştirilmiş olmasıdır. Dağ yamacına bir kartal yuvası gibi konmuş muhteşem saray, yıllarca kaderine terk edildikten sonra 1960’larda restore edilmeye başlanmış ve büyük bir oranda kurtarılmıştır. Şayet müdahalede biraz daha geç kalınsaydı, bugün o güzelim sarayın yerinde yeller esiyor olacaktı.

Şenlik üçüncü günü, değişik etkinliklerle sona erdi.

Bu çok önemli faaliyetin bu kadar geç gerçekleşmesi, bu ülkenin bir ayıbıdır. Dünyaca meşhur bir merkez olma özelliği bulunan Doğubeyazıt’ı ihmalin hiçbir bahanesi yoktur. Şimdi orada bu faaliyetle tereddüt eşiğini aşan bir kaymakam var. Bu değerli genç arkadaşımız desteklenirken hiç hesap yapılmamalı ve devletin gücü yöreye akıtılmalıdır.

ŞEHİRLE İLGİLİ BİR KAÇ İSTİRHAM

İyi… Her şey güzel de…

Doğubeyazıt’a bir büyülü el değmeli… Pek çok sokağındaki yıkıntılar, metruk binalar, komşu duasıyla ayakta duran evler istimlak edilip tıkılmalı ve şehir modern sokaklara kavuşturrulmalıdır. Önceki belediye İnsan hakları heykeli dikmiş amam bir insanın en tabii ve  en acil hakkı olan düzenli bir şehirde yaşama hakkını görmezden gelmiş.

Bir deeee….

Ağdı Dağı Doğubeyazıt için de bir simgedir. Şehrin bir zenginliği de büyük ve küçük Ağrı dağlarının Doğubeyazıt’tan net bir şekilde görünüyor olmasıdır. Kaldığı otelin penceresinden Ağrı dağına bakmak istedim; karşıma dağı kapatan bir bina çıktı. Sonra pek çok yerde aynı sakilliğin olduğunu gördüm. İnşallah akıllı yöneticiler, dağ ile şehri birbirinden koparacak yüksek yapılaşmaya izin vermezler ve mevcutları da yıkarlar.

Uzun lafın kısası…

Türkiye’nin en mahrum diye görülen bir yöresinden zenginleşerek dönmenin mutluluğunu yaşıyorum. Başta sevgili kaymakamımız Ulaş Akhan olmak üzere, emeği geçenlere teşekkür ediyor ve “Bunu saymayız, gene geliriz.” diyorum.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/1408/dogubeyazitta-3-guzel-gun.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

Prof. Kemal Yıldız
08.08.2017 19:51
Tebrikler. Sizi kutlarım.

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar