YİNE DE BEŞİKTAŞ, YİNE BEŞİKTAŞ

Henüz okumaya başladığınız yazı eğer planlandığı gibi, Süper Kupa maçı öncesinde yazılmış olsaydı, başlığı, “Beşiktaş Bıraktığı Yerden” şeklinde olacaktı. Ancak mağlubiyet alınan bir maçtan sonra, o başlığın altında ne söylersek söyleyelim, anlamlı durmayacağı için, bu yazı çerçevesinde muradımıza işaret edebilecek şekilde bu başlığı tercih ettik.

…..

Beşiktaş yolunda ilerlemeden ve her şeyden önce, bir hakkı teslim ederek Atiker Konyaspor’u canı gönülden tebrik ederim.

Futbolun bireysel spor değil, bir “takım oyunu” olduğunun nefis bir örneğini verdikleri maçtan, harika bir oyun sonrası, zaferle ve Süper Kupa ile ayrılmayı başardılar.

Bilhassa, sezon başı olmasına rağmen, son yıllarda seyrettiğim en kaliteli “takım oyunu”nu izlettirdikleri için her bir oyuncuya ve elbette kaliteli hoca Mustafa Reşit Akçay’a ayrı ayrı teşekkür ederim.

Sonuna kadar hak ederek kazandıkları Süper Kupa analarının ak sütü gibi helal olsun.

Kendilerini tanıdığım kadarıyla, eminim ilk şoku atlattıktan sonra “Efendi Beşiktaşlılar” da aynı şekilde düşünmüştür.

Bu oyun kalitesi devam edecek olursa, isminden çok söz ettireceği ve bir değil en azından birkaç bağımsız yazıya konu olacağı için Atiker Konyaspor’u şimdilik beklemeye alarak, 2017-2018 Spor Toto Süper Lig İlhan Cavcav Sezonu şampiyonluğunun en büyük adayı olan Beşiktaş’la devam edelim.

…..

Evet, büyük fotoğrafa bakarak genel anlamda değerlendirilecek olursa, Beşiktaş yeni sezona bıraktığı yerden başlayacak gibi görünüyor.

Peki, nerede bırakmıştı Beşiktaş?

Sadece işini iyi yapmaya odaklanmış, bir spor kulübünün nasıl iyi yönetilebileceğini bilen bir yönetim; teknik bilgisini kanıtlamış, adamlığın kitabını yazmış bir teknik direktör; her birinin kumaşı -derece derece- en üstlerde olan kaliteli oyuncular…

Arzulu futbol, paylaşımcı oyun anlayışı, maçın hakem düdüğüyle başlayıp bittiğini bilen bir futbol şuuru ve önemle belirtelim ki, birkaç takım dışında benzeri görülmeyen bir oyun anlayışı. Altını çizerek söyleyelim ki, en önemlisi, futbolun “takım oyunu” olduğunu sergileyen bir futbol takımı kimliği

Elbette bir maç ile değerlendirme yapmak ve bunun üzerinden lige dair yorumda bulunmak doğru olmaz. Zira lig çok uzun bir maraton ve geçmiş yıllara bakarak söylenebilir ki, Beşiktaş bunu çok iyi bilen bir futbol takımı. Ancak “demir tavında dövülür” bakışıyla söylenecek olursa, futbolun bir takım oyunu olduğunu iyi bilen ve bunu en iyi sahneleyen birkaç takımdan biri olan Beşiktaş, Süper Kupa finalinde bu kimliğinden çok çok uzaktı. Eğer bir an önce bu kimliğine dönmezse, problem olarak bu yeter de artar Beşiktaş’a...

İkinci olarak, yeri gelmişken bir daha söyleyelim ki, taraftara ne kadar heyecan verirse versin, takım oyunu anlamında Beşiktaş’ın yumuşak karnı, “Q7” namlı Quaresma’dır. Kuşkusuz bir maçta oynadığı kısa süre zarfında böyle bir karar verilmez fakat yeni ve pek meşhur transfer Negredo da ona eşlik edecek gibi… Dilerim ben yanılırım. Sezonda göreceğiz.

Diğer bir söyleyişle…

Şampiyonluk yolunda Beşiktaş’ın önündeki en büyük engel, yıldız futbolcuların çokluğu temelinde, takım oyunundan kopması ve yıldız oyuncuların takıma değil kendilerine oynaması. Elbette buna fırsat vermeyecek ve en küçük bir belirtide engelleyecek olan, deneyimli hoca Şenol Güneş. Ona artistlik yapıp, büyüklük taslama yanlışına düştükleri zamanlarda da, Hoca’nın arkasında dağ gibi duracak bir kulüp yönetimi.

Bu minvalde potansiyel problem, başta Pepe, Negredo ve Quaresma olmak üzere, “A Sınıfı” futbolcuların, Şenol Hoca’ya, takım içindeki bazı oyunculara ve taraftara karşı kibir hastalığına yakalanması… Bu noktada da, kulübünün başında pek sağlam bir duruş sergileyen Fikret Orman başta olmak üzere, kulüp yönetimi belirleyici olacak, olmalı.

…..

Süper Lig genelinde yapılan transferler ve hazırlıklar itibariyle önemle belirtmek isterim ki, Beşiktaş’ın bu sezon kendisinden daha büyük bir rakibi olacak gibi görünmüyor. Elbette Medipol Başakşehir müstesna…

“Yine de Beşiktaş, yine Beşiktaş” diyerek, Beşiktaş’ı yazmaya devam edeceğiz.

Bu yazı bağlamında son sözüm, bir ithaf cümlesi olsun…

İşbu yazıyı, çok kısa bir süre önce, 24.7.2017 tarihinde kaybettiğimiz BJK Divan Üyesi değerli meslektaşım, kardeşim Ramazan Kayalar’a ithaf ediyorum. Bilvesile, Rabbimden kendisine rahmet diliyorum. Kabri nur, mekânı cennet olsun.

Şunu da ilave etmiş olayım…

Benim için ligin bu seneki adı, “2017-2018 Spor Toto Süper Lig Ramazan Kayalar Sezonu”…

http://enpolitik.com/kose-yazisi/1409/yine-de-besiktas-yine-besiktas.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar