RACON MESELESİ VE “İSLAMCILAR” ARASI KAVGA

Laf aramızda, nitelikli argoyu severim ve arada kullanırım da. Çünkü argo, sıradan bir dil değildir; zekâ ister ve özgün bir dildir, başka dile tercüme edilemez. Cemil Meriç, argo için her ne kadar “kanundan kaçanların dili” diyerek olumsuz bir görüş bildirir gibi yapsa da aslında kanundan kaçmanın bir yönü olan zekâya da işaret etmiştir. Argo anlatımda, yoğun bir dolaylılık söz konusudur ve işte bu dolaylılık da zekâ ister ve bu zekâ da dili tazeler. Mesela “Kurşun yağmuruna tutarım” demenin bayağılaşmasının karşısında “Mermi manyağı yaparım” demek, argo da olsa, dili tazeler.

Neyse… Konuyu bilimsel zeminden çıkaralım da güncele gelelim.

NEVZUHUR RACONCULAR

Sayın Cumhurbaşkanımız geçen gün “Benim adıma racon kesenler var. Racon kesilecekse ben keserim” diyerek, argonun gücünü konuşturdu ve birkaç seneden beri süregelen bir iç kavgaya da işaret etti.

Tayyip Bey, “reisten fazla reisçi” tavır takınarak kılıç sallayanlara bakışını belli etti. Bu tavır her halde sadece birkaç “hedef gösterici”ye matuf değildi. Birkaç yıldan beri, iktidarın destekçisi gruplar arasında ciddi bir kavga vardı. Bu amaçla web siteleri kurulup bildiriler yayınlanmış ve zaman zaman da açık hedefler gösterilerek kavga tırmandırılmıştı.

1970’ten beri Türkiye’deki ideolojik hareketleri az-çok takip eden biri olarak “İslamcılar” arasında cereyan eden kavgalar dikkatimi çekmiş ve birkaç tespitim olmuştu ama yazma fırsatım olmamıştı. Şimdi denk düştü de yazıyorum.

“İSLAMCILAR” ARASI ÇATIŞMALAR

Özellikle son 2 senedir iktidarı destekleyen “okur-yazarlar” ikiye ayrılıyordu. İlki gelenekçiler; diğeri de “reisçiler”. İlk hamleler kendilerini “reisçi” olarak adlandıranlardan gelmiş, gelenek takipçileri bunlar tarafından muhtelif ithamlara maruz bırakılmışlardı. “Ak Partili-AKP’li” ayrımı yapılarak gelenek takipçileri parti içindeki olumsuzlar olarak nitelendiriliyordu. O meşhur bildiride başka ayrıntılar da vardı ama bizim meselemiz asılsız argümanlar değil.

GELENEKÇİ “İSLAMCILAR” FATİH’TE

Gelenek takipçileri ile “reisçiler” arasında birtakım farklılıklar vardı. Mesela gelenekçilerin her şeyden önce geniş bir kitleleri ve 50 yıllık bir fiilî siyasî geçmişleri vardı. Ayrıca büyük bir kütüphaneye de sahiptiler ve İstanbul’da Fatih, Ankara’da Hacıbayram ile sembolize edilebilirlerdi. 3. Hamur baskılı dergiler ve kitaplara aşık idiler. Mensupları arasında yoğun bir duygusal ve dokusal iş birliği vardı.

  “REİSÇİLER” YALILARDA

“Reisçiler”in tarihî arka planları olmadığı için kitleleri de yoktu. Kütüphaneleri değil internet siteleri vardı. Kitap kokusu değil, internet ışığının ve ekran renginin büyüsüne kapılmışlardı. Onlar için sembol olsa olsa boğazda yalı olurdu. Mensupları arasında duygusal ve dokusal bir ilişki değil maddî bir ilişki var gibi görünürdü. Ve bunlar güçlerini, kitlelerden, kitaplardan ve gelenekten alamadıkları için kestirme bir yol tercih edip şu andaki en büyük siyasal güç olan “reis”ten almaya kalkmışlardı.

UZUN İNCE BİR 2019 YOLU

Lafı uzatmayalım… Bu gereksiz çatışma pek hayra alâmet değil. Sonucu, iktidarı doğrudan etkileyecek olan bu tür bir çatışma, 2019 yolunda bir handikaptır ve bu durum derhal izâle edilmelidir. Tayyip Bey de bu durumu görerek “racon”cu çatışmacıları te’dip etme gereği hissetti anlaşılan. Şimdinin fetöcüsü, eskinin “cemaatçi”lerinin, liberallerin ve sol liberallerin desteğini kaybeden iktidarın, şimdi de 2019’a giden yolda geleneksel İslamcı entelektüellerin desteğini kaybetmesi doğru olmaz. Türkiye 2023 vizyonuna matuf bir ivme kazanmışken, iktidarın, bağımsız ülkücüler ve geleneksel İslamcı entelektüellerin desteğine ihtiyacı vardır. Çünkü iktidarı destekleyecek yazılar ve konuşmalar bu iki gruptan sadır olacaktır. Bunlar da küstürülürse, iktidar için 2019 zor bir kış olur.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/1450/racon-meselesi-ve-islamcilar-arasi-kavga.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar