KUZEY IRAK VE KUZEY SURİYE’NİN İÇ POLİTİKAYA ETKİSİ

Türkiye, Ortadoğu’da, tarihinin en keskin bir dönemecine daha girdi.

İlk dönemeç Selçukluların Ortadoğu’yu fethi ve Haçlı saldırılarına direniş idi; ikinci dönemeç, Lozan Ağustos 1924). Lozan’dan sonra, pek keskin olmasa da dönemecin ucu 2002’de göründü.

Kısaca bir hafıza tazeleyelim…

2002’DE NE OLDU?

57. hükumet (Nisan 1999-Kasım 2002)’in başbakanı Ecevit, Kuzey Irak’ta bir Kürt devleti kurulmasının, askeri müdahale, yani savaş sebebi sayılacağını söylemişti. İktidar çoğunluğu milliyetçiler ve ulusalcılarda idi. Böyle bir direnç İngiltere ce ABD’nin hoşuna gitmedi ve iktidardaki DSP ve MHP’nin başına çorap örülmeye başlandı. DSP Hüsamettin Özkan eliyle çatır çatır çatlatıldı; “MHP’siz hükumet.” tahrikiyle, MHP’nin sürüklendiği 3 Kasın 2002 erken seçimine gidildi.

Sonuç?...

Kuzey Irak’ta bir Kürt devleti kurulmasını savaş sebebi sayacak olan MHP ve DSP, seçimde meclis dışı kaldı.

Çünkü, 57. Hükumetin Kuzey Irak tezi, İngiltere ve ABD’nin emellerine ters idi. Bu iki güç, vesayet savaşı denen ve benim “mayın eşeği terörü” dediğim piyon örgütler terörü üzerinden, 1924’te ertelenmiş emellerini gerçekleştirmek istiyordu.

Bu gerilimin üzerinden 15 yıl geçti ve Kuzey Irak meselesine Kuzey Suriye de eklendi. (Kuzey Suriye konusunda tek kelam edilmediği zamanlarda, 5 Mart 2013’te Son TV’de, 25 Mayıs 2013’te Yeni Akit’te yazılar yazmıştım. Bu yazılarımda dediklerimin hepsi teker teker çıktı.)

15 YIL SONRANIN SORUNU: KUZEY IRAK REFERANDUMU VE AFRİN

15 yıl sonra, Türkiye’nin başına bir de Kuzey Suriye çorabı örülmeye çalışılırken, iktidarda bu defa “muhafazakâr demokrat” Ak Parti var ve bir de Irak ve Suriye politikalarında onu destekleyen MHP var.

AFRİN

Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, hafta başında Ürdün dönüşü, Afrin’de terör baskın çıkarsa, bedeli ne olursa olsun, gözümüzü karartırız” diyerek, vaktiyle Ecevit’in Kuzey Irak için sarf ettiği cümleyi bu defa Kuzey Suriye için sarf etti.

Demek ki durum vahim!... ABD’nin Kuzey Suriye’deki PKK uzantısı teröristlere yüzlerce TIR ile silah vermesinin arkasında bir işgal hareketi ihtimali var.

KUZEY IRAK REFERANDUMU

Tayyip Bey’den 3 gün sonra MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, Kuzey Irak’ta 25 Eylül’de yapılması planlanan referandum için, “Referandum kararı Kürdistan provasıdır. Türkiye için gerekirse de savaş sebebi sayılmalıdır." diyerek 57. hükûmetteki tavrını tekrarladı.

Bu iki çıkışın aynı zamanda olması, ciddi bir dış tehdit ve müdahalenin olduğunu göstermektedir. (MHP’nin bu şartlardaki duruşu, millî muhalefet açısından çok önemlidir.)

Öbür taraftan, Tayyip Bey’in ve Devlet Bey’in sarf ettikleri sözlere paralel gelişen Meral Akşener hareketi, tesadüf değildir. 2002’de yaşanan direnç güçlerinin zaafa uğratılması operasyonu, bir başka şekilde sahnelenmeye çalışılmaktadır.

LOZAN’DAN MHP İÇ MUHALEFETİNE…

İlk hamle, Tayyip Bey’i, zaafa uğratmak değil, TBMM’deki milliyetçi gücü yok etmektir. TBMM’de ve Türkiye’de güçlü bir milliyetçi kitlenin mevcudiyeti, Kuzey Suriye’de bir PKK devletinin kurulmasına karşı en büyük bir direnç oluşturacaktır. Meclisteki milliyetçi direniş, Ak Parti’yi de etkileyecek ve millî muhalefetin saikiyle, bu TBMM’den Kuzey Suriye’de İngiltere ve ABD’nin çıkarları hayata geçemez. Ama suret-i haktan görünerek geliştiği söylenen veya görülen MHP iç muhalefeti, milliyetçi-ülkücü tabanı bölecek ve böylece 2019 TBMM’sinde milliyetçi bir temsil yok edilecektir. Bu operasyon, Lozan’ı kabul etmesi mümkün olmayan Birinci Meclis’in, Ali Şükrü Bey’in katli bahane edilerek fesh edilmesine benzemektedir. O zaman meclis fesih kararı aldı (Veya “aldırıldı”.), şimdi de meclis, milliyetçi kitlenin parçalanarak güçsüzleştirilmesiyle “milliyetçisi olmayan bir meclis” haline getirilmeye çalışılıyor.

HOLLANDALI HANS’IN KAHRAMANLIĞI VE MHP

“Hocam amma da yaptın haaa!... 40 milletvekillik bir güçle mi MHP direnç garantisi oluyor? Ak Parti tek başına direnç noktası olmaz mı yani?” diyene, meşhuuur “Yezidî’yi vermeyecektik.” fıkrasını hatırlatırım veya o meşhur Hollandalı Hans olayını anlatırım.

Olayı bileniniz vardır ama ben bilmeyenler için anlatayım.

Hollanda’nın bir kıyı kısmı deniz seviyesinden aşağıda olduğundan, deniz suyunun karayı basmaması için büyük bir set örmüşler. O set denizin karayı basmasını engelliyormuş. Bir gün deniz, setin tabanında parmak kadar bir delik açmış. O sırada oralarda hayvan otlatmakta olan Hans, hemen parmağıyla deliği kapatmış ve yardım çağırmış. Köylüler derhal yetişip deliği sağlam bir şekilde kapatmışlar ve böylece Hollanda’yı deniz suyunun basmasını engellemişler.

Şu durumda gösterdiği millî muhalefet çizgisiyle (eleştirilerimin hâlâ devam ettiği) MHP’nin fonksiyonu, o çobanın fonksiyonu gibidir; Ak Parti de deliği kapatan köylüler gibidir.

TAYYİP BEY OYUNU GÖRDÜ

2002’de kurulan tezgâhı Tayyip Bey gördü ve benzeri bir kumpas ile ülkeyi zaafa uğratmamak için tedbirleri almaya başladı. “Cumhurbaşkanı hükûmeti sistemi” bunun ilk adımıdır. Bizim 1970’lerde “Millî devlet güçlü iktidar” sloganı ile özetlediğimiz iç bünyenin tahkimi, ABD ve İngiltere’nin yeni oyunlarını bozacaktır. 2002 kumpasından ibret alan Tayyip Bey, ülkeyi aynı kapana kıstırmamak için bütün siyaset stratejilerini cesurca hayata geçirerek, emperyalistlerin iştahlarını kursaklarında bırakıyor.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/1461/kuzey-irak-ve-kuzey-suriyenin-ic-politikaya-etkisi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar