KRİZ İÇİNDE YAŞAYAN BİR AZINLIK

Hepimizin bildiği gibi 2009 yılı sonlarına doğru ülkemiz Yunanistan’da ciddi bir ekonomik kriz patlak verdi. Yaşanan bu krizden Yunan halkının yanı sıra, Batı Trakya Türk azınlığı da ciddi bir şekilde etkilendi ve etkilenmeye de devam ediyor.

Yaşadığım çevremden edindiğim bilgiler doğrultusunda binlerce Azınlık üyesi aile, Avrupa’ya göç etmek zorunda kaldı. Öyle ki, birçok işsiz gençlerimiz de ailesini burada bırakarak, yeni iş umutlarıyla diğer dünya ülkelerinin yolunu tuttu. Şu anda içinde bulunduğumuz 2017 yılı itibariyle ve aradan yaklaşık sekiz yıl geçmiş olmasına rağmen, ülkemiz ekonomisinde maalesef ciddi bir iyileşme yoluna gidildiğini göremiyoruz. Tam aksine hükümetin almış olduğu ve almaya devam ettiği ek memorandumlarla birlikte Yunan halkı ve bizler kemerlerimizi sıkmaya devam ediyoruz.

Peki Batı Trakya Türk Azınlığı; bu krizin neresinde ve ne şekilde etkilenmeye devam ediyor? Biraz bu sorular üzerinde durmak istiyorum. Batı Trakya Türk Azınlığı gerek siyaseten, gerekse ekonomik anlamda uzun yıllardan bu yana zor günler geçirmeye devam ediyor. Meriç’ten Karasu’ya kadar birçok azınlık köylerinden binlerce soydaşımız, yurt dışına ve çeşitli Avrupa ülkelerine göç etmek zorunda kaldı. Buna rağmen Batı Trakya’da yaşam devam ediyor. Geride kalanlar günlük yaşamlarına gerek tarlalarında, gerekse farklı iş kulvarlarında çalışarak devam ediyorlar. Bu sıkıntılı dönemde hepimizin ayaklarımızı yorganına göre uzatmamız gerektiğini düşünüyorum. Aksi takdirde bu sıkıntılı günlerin geçiş dönemi, çok daha sancılı ve trajediyle sonlanabilir ihtimalini göz önünde bulundurmamız gerekir.

En başta biz aile üyeleri bir öz eleştiri yaparak sosyal hayatta kullandığımız bazı eşyalardan ve bazı alışkanlıklarımızdan vazgeçmeyi düşünmeliyiz. Aynı şekilde bunu çocuklarımıza aktararak farklı bir aile portresi ortaya koymamız gerektiğini düşünüyorum. Artık gelişmiş toplumlarda ya da gelişmekte olan toplumlarda kişinin kariyeri ve yaptığı iş önemlidir. Artık büyük iş sahaları; Sizin mevkiinize, kariyerinize ve beyninizi kullanma gücüne bakıyorlar. Elinizdeki telefona, yediğinize, içtiğinize, giydiğinize kimse bakmaz. Böyle düşünen insanlar günlük düşünen, o anı düşünen ve geleceğini düşünmeyen insandır. Bundan dolayı hayatımızda ve sosyal yaşam tarzımıza yapabileceğimiz ufak dokunuşlarla ekonomik anlamda ciddi rahatlamalar yaşayabiliriz.

Bir örnek vermek gerekirse artık hepimizin elinde neredeyse son model akıllı telefonlar kullanıyoruz. Eskiden sadece cebimize veya çantamıza koyduğumuz; çaldığında ya da biz birisini aramak istediğimizde elimize aldığımız bu telefonlar, günümüzde elimizden düşmez hale geldi. Artık dünyadaki tüm gelişmeleri bir avucumuzun içindeki cihazla takip eder hale geldik. Elimizin altındaki bu telefonla sınırsız bilgi ya da bilgilere artık ulaşmanın çok daha kolay olduğunu düşünmeye başladık. Ancak uygulamaya ve kullanım alanımıza baktığımızda maalesef bunun böyle olmadığını görüyoruz. Öyle ki, sosyal medya diye adlandırılan ve buradan açmış olduğumuz hesaplar üzerinden öyle paylaşımlarda bulunuyoruz ki zaman zaman özel hayatımızın gizliliğini unutuyor bunu ifşa ediyor, zaman zaman da birilerini hedef alarak kin ve nefret duygularımızı dile getiriyoruz.

Halbuki yaşadığımız kriz ortamını da göz önünde bulundurarak işimizle meşgul olmamız gerekmez mi? Lüksü bir kenara bırakarak mevkiimizi ve kariyerimizi yükseltmeye yönelik işlerle uğraşmamız gerekmez mi?

Burada şunu demek istiyorum: Hepimiz azınlık olarak bu kriz ortamında sosyal yaşantımızı bir kez daha gözden geçirmeli ve özellikle bizden sonra yetişen genç nesilleri daha bilinçli bir şekilde yetişmeleri için çaba sarf etmeliyiz.

Geçenlerde okuduğum bir yazıdaki bir notu, sizlerle paylaşarak yazımı sonlandırmak istiyorum:

“Volvo’nun yeni modellerini yapan mühendis bile hâlen 15 sene önce yaptığı arabaya biniyor. Neden yeni yaptığınızı kullanmıyorsunuz? diye sorduğumda “Çünkü ihtiyacım yok” diyor!

Düşünsenize ne kadar eski araba kullanıyor olsa da “İşte bu adam Volvo’nun mühendisi” diyorlar o kadar! Ve işte insanlar da buna bakıyor arkadaşlar... Geriye kalan benim telefonumun modeliymiş, ayakkabımın markasıymış, nerede kiminle ne yediğimmiş. Yemin ediyorum kimsenin umurunda bile değil. Çünkü bunlarla adam yerine konulmuş olmuyorsunuz! Umarım az da olsa bir şeyler anlamışsınızdır da geleceğinizi düşünüp ailelerinize acı çektirmezsiniz!”

http://enpolitik.com/kose-yazisi/1476/kriz-icinde-yasayan-bir-azinlik.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar