DOĞRU… BİZİM ZAMANIMIZDA TEOG YOKTU

Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın “Bizim zamanımızda TEOG mu vardı?... Kaldırın bunu!...” demesi üzerine birkaç günden beri arkadaşlar, konuyla ilgili görüşlerimi soruyorlar. Doğrudan TEOG ile ilgili düşündüğüm bir şey yok. Benim kafamı taktığım mesele, TEOG ve benzeri sınavları çıkaran sistemledir.

İnanın hiç birisi de işin gerçeğinin farkında değiller. Laf aramızda, Tayyip Bey’in genel ifadesinin zımnını da anlamamışlar. Tayyip Bey de çok açık konuşmadı bana kalırsa. Ya açık konuşmadı veya durumun vehametini ifade edecek bir cümle kurmadı.

EĞİTİM-ÖĞRETİMDE “SÜREÇ ODAKLILIK” VE “SONUÇ ODAKLILIK”

İşin esası TEOG ve benzeri sınavları ortaya çıkaran sebeplerdir.

Meselenin esası, pek çok defa yazdığım gibi, geçiş sınavlarının teknik yönü değil, bizzat sınavın yapılmasıdır.

Geçiş sınavları uygulaması, külliyen yanlıştır. Her aşamada gençlerin bir sınava tâbi tutulması, onları süreç odaklı değil, sonuç odaklı bakmaya ve yaşamaya sevk ediyor.

Her aşamada eğitim-öğretimin amacı nitelikli insanlar yetiştirmektir. Bilginin, kültürün kazandırdığı nitelikten söz ediyorum. Kavramları ve olguları anlayıp kavrayan ve sorun varsa bunları çözebilen insanlardan söz ediyorum. Bilgiyi ve kültürü şahsiyetinin ve hayatının bir parçası olarak gören ve bunu bir “irfan” şekline dönüştüren bireydir kasdım.

Eğitim-öğretimin belirli aşamalarını geçmiş ve donanımlı bir şahsiyet oluşmasını amaçlamayan eğitim-öğretim sistemleri, modernitenin “bilgi ölçmek” cenderesine sıkıştırıldığında, karşımıza çıkan tipoloji “sonuç odaklı” olmaktadır. Yani, bilgi bu tip insanlar için bir şahsiyet oluşturma aracı değil, sorulduğunda söylenecek bir ezberden ibarettir.

“BİZE BİLGİ DEĞİL, DİPLOMA LAZIM” ZİHNİYETİ

İddia ediyorum Orta ve Yüksek Öğretim sınavlarında sorulan soruları, sınavdan yarım saat sonra sorun o gençlere, unutmuşlardır. Çünkü o bilgilerin ömürleri, sınavda sorulan sorulara cevap verilene kadardır.

İlkokuldan itibaren sonuç odaklı, yani sınav odaklı yaşayan öğrenciler, üniversitelere geldiklerinde, “Hocam bana bilgi değil, diploma lazım. O olmadan işe giremiyorum. Diploma olmadan iş vermiyorlar. Tek başına bilgi karın doyurmuyor.” havasındalar. Yani, bilgi amaç olmaktan çıkıp basit bir iş bulma aracı hâline getirilmiş. (Tabii, ideal ölçekte bilgi şahsiyeti geliştiren bir araçtır; esas olan şahsiyet gelişimi ve bunun toplumsal boyuta taşınmasıdır.)

Şayet eğitim-öğretimin her aşamasında, amaç “bilgiyi ölçme” değil de, bizzat bireyin bilgiyi şahsiyet haline getirmesi sağlanırsa, ne TEOG’a ihtiyaç kalır ne de LYS gibi saçmalıklara!...

NE YAPILMALI?

Eğitim-öğretimin her aşamasının değerli olduğu, her aşamadan sonra insanların hayata tutunabileceklerini sağlayan bir düzenleme şart. Tabii bu durum hayat seviyesi ile de ilgili. Hayat seviyesi yüksek bir toplumda, ilkokul, ortaokul ve lise mezunları da iş bulup hayata tutunabilirler ve üniversite kapısına yığılmazlar.

Gençler iş için üniversite kapısına yığıldıkları sürece, kalite her an daha da düşecektir. Kalitenin düşmesi de aşağıdan itibaren kalitesizliği doğuracaktır. Yani bu bir kısır döngü ile topkumun öğütülmesine dönüşecektir.

İnsanların, sırf daha kaliteli bir insan olup dünyayı daha nitelikli anlamak için üniversite okudukları günlerin gelmesi, eğitim-öğretimde sonuç odaklılık değil, süreç odaklılığın hâkim kılınması ile mümkündür. Yoksa bunu daha çoook tartışırız…

http://enpolitik.com/kose-yazisi/1524/dogru-bizim-zamanimizda-teog-yoktu.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar