NATO, TERÖR ÖRGÜTLERİYLE SALDIRIYOR

İlk Okulda Yurttaşlık Bilgisi dersinde duymuştum galiba ilk defa “NATO”yu!... Sadece kuru bir bilgi idi benim için. CENTO (Bağdat Paktı de demişler.) falan da varmış bir zamanlar. Türkiye, İran, Afganistan, Irak ve İngiltere ülkeleri, Rusya’nın Ortadoğu’ya girmesini engellemek için kurulmuş bir teşkilatmış CENTO. Tabii, Rusya falan bahane; amaç Ortadoğu’yu kimseye yem etmemek üzere garanti alınmış. “Abi” devlet elbette İngiltere.

CENTO 1959’da dağılmış. CENTO bugün yok ama NATO dimdik ayakta. Niye? Çünkü CENTO’da ABD yoktu; oysa NATO’nun orta direği ABD.

Ortadoğu’daki İngiltere emelleri 1923’ten beri bütün vahşetiyle var ve zamana yayılmış bir strateji ile uygulanıyor. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra ABD, Ortadoğu’nun zenginliğine göz dikince, ne yapıp edip bu topraklara girmenin yollarını aradı. Hazır Rusya tehlikesi varken, pek çok ülkenin çubuğuna Rusya tehlikesi havucunu taktı ve ülkeleri güya Rusya’ya karşı örgütledi. İşte bu askerî örgütlülüğün adıdır NATO!... Yani Kuzey Atlantik İttifakı…

Uzatmayalım… 27 Mayısçıların, 12 Eylülcülerin ve 15 Temmuzcuların ağzından ilk çıkan laf olan “NATO’ya bağlılık”, aslında ABD’ye bağlılıktır. Yani “Bizim çocukların bağlı oldukları onların çocuklarının örgütü”dür NATO…

NATO’ya girdik ve bize yapılacak saldırılarda güya NATO şemsiyesi altında güvende olacaktık. İki NATO üyesi olan Yunanistan ve Türkiye 1974’te kapıştığında gördük ABD ve NATO’yu!... Yunanistan’ı ve Kıbrıs Rum Kesimi’ni tuttular; Türkiye’ye ambargo koydular.

NATO ülkesi olan Türkiye bir saldırıya uğradığında, NATO şemsiyesi bizi koruyacaktı ya… Korumadı!... Çünkü, NATO’nun öngördüğü saldırı, bildiğimiz devlet saldırısı… Yani konvansiyonal savaş… Yönetmeliklerde bu tür savaş yazdığı için, başka tür savaşlarda devreye girmiyor NATO… İşte size “vesayet savaşı” dedikleri örgüt saldırıları…

Türkiye 1960’tan; yani 27 Mayıs’tan itibaren, geleneksel savaş yerine, Türkiye’de gençlik örgütleri savaşları yapıldı. Baksanıza o günkü sözde “Kurtuluşçu” örgütlere: THKO (Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu), TİKKO (Türkiye İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu) DHKP (Devrimci Halk Kurtuluş Ordusu). Bunları arttırabilirsiniz. 1960’lar, bu örgütlerin yapılanması ile geçti; 1970’lerde ise bu örgütler kan dökmeye başladı. NATO, geleneksel savaş şekliyle saldırmazken, bu örgütlerle Türkiye’yi yıkmaya çalıştı.

“Kurtuluşçu” örgütlerle saldırı tutmadı; bu defa PKK sürüldü piyasaya!... Hâlâ devam ediyor bu saldırı.

PKK yetmedi, İŞİD (DEAŞ) sürüldü cepheye.

Türkiye’ye yapılan bütün saldırıların merkezi İngiltere ve ABD’dir. Pek çok yazımda ifade ettiğim gibi, İngiltere ve ABD, 1923’te Lozan’da alamadıklarını, şimdi “vesayet savaşı” ile almaya çalışıyor. Görünürde bir ülke saldırısı gibi görülmediği için, NATO kılını kıpırdatmıyor. Zaten amaç da “kıl kıpırdatmamak” ve böylece Türkiye’yi yok etmek. En son 15 Temmuz saldırısı ve FETÖ çeteleşmesi, gene NATO’nun eseridir.

Uzun lafın kısası…. NATO’nun bizi koruması için illa da bir ülke saldırısı bekleme saflığı yaşamayalım. Bu asla olmayacak ama NATO, Gladyo tipi örgütlerle her zaman bize saldıracak.

Ne yapmalı?...

Saatlerimizi NATO’ya göre değil, Türk-İslam dünyasına göre ayarlamalıyız. Her ülkenin avantajları-dezavantajları sıralanır ve buna göre bir yapılanma ile dünya bir sabah yeni bir pakta uyanır. Amacı saldırı değil, barış olan bir pakttır bu ve Avrasyacılarla hiç ilgi ve ilişkisi de yoktur bu fikrin.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/1743/nato-teror-orgutleriyle-saldiriyor.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar