“MABEDSİZ ŞEHİR"DEN ANKARA'NIN 100. KATINA MODERNLİK!

Modernliği yanlış anlayan sadece müfrit batıcılar mı? Kendini “İslâmcı” olarak tanımlayanların da onlarla yarışa kalkışmasına ne demeli?

Türkiye, 1. Dünya Savaşı’ndan sonra uluslararası sistemin dayatmaları doğrultusunda yeni bir mecraya girdi. Batı’nın düşmanı İslâmiyetten kaçarak farklı bir kimlikle var olabilme iddiası, tek partinin ideolojisidir. Bu, bir “mağlubiyet ideolojisi”dir. Mağluplar, galipleri taklit ederler; bu, kılık kıyafete kadar sirayet eder. Onların dinlerine girmek, en kestirme çözümdür ama bu yapılamayacağı için “laiklik” dinine intisab edilir...

Osmanlı sonrası Türkiye, Osmanlı’nın yücelttiği değerleri redde mecburdu. İstanbul’u fetheden Osmanlı, payitaht olarak bu dünya merkezi şehri seçti. Osmanlı sonrası bu şehrin başkent olması mümkün değildi. Ankara başkent değil ama makarr-i idare (idare merkezi) yapıldı. Ankara’yı idare merkezi yapanlar, onun binlerce yıllık köklü geçmişini, hele de Selçuklu ve Osmanlı arka planını ve İstanbul’un fethinde mühim rolü olan Hacı Bayram’ı ve Bayramîliği yok saydılar. Şehri, yoktan var ettiklerini iddia ettiler.

Ankara, 30-40 bin nüfuslu bir şehirken 130 kadar cami ve mescide sahipti. Köklü Ankara’nın on katı nüfusa sahip yeni Ankara, mâbedsiz şehir olarak inşaa edildi ve bununla öğünüldü...

Bu yanlış, bir modernlik tezahürü idi.

Gerçek modernlik, kökleri üzerinde yenileşmekle mümkündür. Taklitçi modernlik ise köklerden kaçarak kendini ortaya koyar.

Mabedsiz şehir yapmak, işte bu sahte modernlikten başka bir şey değildi.

Ankara, 1950’den sonra yeni şehir kesiminin mâbedsiz şehir kimliğini tedricen değiştirdi. Maltepe, Cebeci, Çankaya, Kocatepe camileri, mâbedsiz şehir iddialarına nanik yapmaktı...

Yeni (bazıları onlara “İslâmcı” diyor) modernistler ise şehirlerin merkezlerine yüksek katlı kuleler dikerek varlıklarını ilân ediyorlar.

Bursa’da Ulu Camii’ne birkaç yüz metre mesafede 30-40 katlı beton bloklar yükseltiyorlar.

İstanbul’un surlarının dibine silüeti kirleten bilmem kaç katlı apartmanlar yapıyorlar.

Ankara’da bu vahşi modernlik, henüz tam görünür hâle gelmemişti. Geçenlerde bir dostum, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin hemen bitişiğine, yani eskiden EGO Genel Müdürlüğü ve şehirlerarası otobüs terminalinin bulunduğu yere yüzer katlı bloklar yapılacağının müjdesini verdi. Bu maksatla devasa çukurlar açılmıştı!

Ne kadar sevindirici değil mi?

Şehrin meydanına dinozor heykeli dikmek ne kadar sevindiriciyse Ankapark ucubesini, milleti tirilyonluk borçlara batırarak dünyanın en büyük eğlence merkezi olarak yapmak ne ölçüde sevince gark ederse bu yüz katlı binalar da o kadar sevindirik yapar.

Cumhurbaşkanımız, her fırsatta dikey yapılaşmadan yatay yapılaşmaya geçilmesi gerektiğini hatırlatıyor. Kime acaba? Bu sözü, kimler yere düşürüyor? Hayır, ayaklar altına alıyor! Ayaklarının altına almakla kalmıyor, üstünde tepiniyor!

Yatay yapılaşma, hemen şimdi! Hele de şehir merkezlerinde!

Ankara’nın göbeğine yüz katlı ucubeler dikilmesine karşı tepkimizi ortaya koyalım!

İşin tuhafı, bu projenin görevden uzaklaştırılan eski başkanın devrinde yapılması. Eski başkan gitmek zorunda kaldı ama onun projeleri birileri tarafından bütün vahşetiyle sürdürülüyor.

Peki, Ankara’ya olmadık kötülükleri yapan sabık başkan nerelerde?

Şu sıralarda hiç sesi soluğu çıkmıyor. Sanal ortamda bile!

Fakat onun, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’nın Sıhhiye’deki lojmanına yerleştiği ve önümüzdeki dönemin siyasetini buradan yöneteceği söyleniyor.

Doğru mu, yanlış mı?

Kulağımıza çalınan bu; yanlışsa birileri düzeltir.

Doğruysa yeni başkanımız, gerekeni yapar herhâlde!

*

Bu kadar büyük çukur, eğer bu işleri yapanların davaları varsa, o davalarının mezarı olabilir ancak. Diktikleri yüz katlı kuleler de kabir taşları!

*

Yüz katlı ucubeler nereye dikilecek?

Eski hipodromun karşısına, Büyükşehir Belediye binasının bitişiğine, Tren garının ve Anıtkabir’in bir kaç yüz metre yakınına...

http://enpolitik.com/kose-yazisi/1880/mabedsiz-sehirden-ankaranin-100-katina-modernlik.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar