DEĞERSİZLEŞTİKÇE ŞIMARAN AZGINLIK

Artık değerleri olmayan bu dünya hem onların eseri hem de bu eserlerinin kanıksanmış olmasına dayanarak her istediklerini fütursuzca, sorumsuzca, zorbaca yapma barbarlığı gösteriyorlar.

Etkisi altına girdikleri ruh durumu, psikolojik hastalıkla değil doğrudan benliğin yok olmasıyla açıklanması gereken bir durumdur. Onların ki bir semptom, sendrom değil doğrudan çarpılma halidir. Yani yaşadığımız kaos ve krizin müsebbibi olanlar, ancak benlik sahibi olmakla mümkün olacak akıl, izan ve vicdandan yoksun olanlardır.

Bunlar eksistansiyalist anlamda bir hiç de değillerdir. Çünkü hiç’liğin umursamazlığında bile, en küçük vicdani sızlama olmaksızın insanı ve hayatı yok edecek bir saldırganlık olamaz. Bilakis Sartre ve Camus’de görüldüğü haliyle bile hiçlik tam da böyle bir anlamsızlığa başkaldırı gereğinden yola çıkar.

Bunlar aşağılık mahluklardır, sefillerin en sefili oldukları için esfel-isafilindir. İnsanı var ve anlamlı kılan ilahî veya beşerî bütün değerlerden mahrumdurlar. Hatta işlerine geldiği zaman kullanıyor gözüktükleri bu değerlere düşmandırlar.  Bunlarınki şeytanlıktır, İblisliktir.

Zaman zaman bana mesela ‘şeytan nedir? İblis kimdir?’ tarzında cevap veremeyeceğim sorular yöneltenlere artık cevabımı buldum. Şeytan Trump ve onu sahaya süren örgütün ruhsuz, acımasız eşkıyalarıdır. İblis; Filistin’i işgal eden, Kudüs üzerinde tehlikeli bir oyun oynayan işte o korsan devletin yönetici güruhudur.

Hep söyleyip durdum; bunlar siyasetten anlamıyorlar. Siyaseti ne biliyor ne de üretiyorlar. En az yüz yıldan beri gizli açık örgütleri ile sinsi sinsi çalışarak, insanlara, kurumlara, devletlere tuzaklar kurarak, onları aldatarak, sömürerek bir güç elde ettiler.

Bunların elde etmek istedikleri şey için tepelemeyecekleri değer yoktur. Kendi değerleri de yoktur. Asla Yahudi veya bir başka dinin mensubu olmanın asgari insanî şartını bile yerine getirmezler. Meşum, menfur amaçları için dini kullanmak bunlar için sıradan hadisedir.

Çıkarları, ideolojik ve siyasi emelleri için, merkezinde İsrail olan bütün ülkeleri ateş ve kan denizine atmaktan çekinmediler, çekinmiyorlar. Bölgemizde olup bitenlerin tabanındaki asıl sebep de neden de budur. Bunların işi gücü dünyayı olabildiğince karıştırmaktır.

"Yanacak mı?"

"Yansın."

"Ölecek mi?"

"Ölsün."

"Yok mu olacak?"

"Olsun."

Yeter ki kendilerine bir şey olmasın. Daha da önemlisi kendi varlıkları için her şeyi yok etmeyi göze alıyorlar. Onun için bu siyaset değildir. Siyasetse bile insanlığın hayrına, yapıcı, barışçı siyaset değildir. İkinci dünya savaşından sonra, sadece bunları arkalamak için kurulduğu anlaşılan BM’nin sözde yasal koruyuculuğu altında cezasız kalan cürüm ve cinayetleri ile sınırsız olarak şımarıp azgınlaştılar. Kimseyi dinlemeyecek kadar kaba, cahil, zalim ve ahlâksızlar. Ayrıca korkak mı korkaklar.

Ben saplantılardan ısrarla, itinayla kaçınmak isteyen bir insanım.

Ne ki, laftan, sözden anlamadıkları kesinleşen bu insanlara, bu fesat odaklarına karşı vardığım kanaat, bunlara anladıkları dilden konuşmanın vaktinin geldiğidir. Biz geç de olsa samimi olarak bunu anladık. Başkaları da anlar mı, anladılar mı? Meselâ BAE veya Suudî Arabistan anlar mı?

Hadi onları bir yana bırakalım, sahneye çıktığında bolca Kudüs ve İsrail’e ilişkin laflar eden İran anlar mı, anladı mı? Yaşadığı son olaylardan sonra İran’ın siyasi konumlanışının nasıl şekilleneceğini merak ediyorum. İnşallah Sunnî öldürmekle Siyonizmi yok edeceğini sanma zulmünü politika sanmaktan vazgeçer.

Olaylar nasıl gelişirse gelişsin milleti ve devletiyle bütünleşik Türkiye hak ve adalet için değerlerinden ödün vermeksizin yürüttüğü siyasetine devam etmelidir.

Haktan ve adaletten yana olmak bir zaferle ödüllendirilmektir.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/1881/degersizlestikce-simaran-azginlik.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar