ATİLLA KURBAN EDİLMEMELİ

Mahkeme jürisi, Hakan Atilla’nın beş konuda suçlu olduğuna karar verdi. Önümüzdeki günlerde hakim, Atilla’nın cezasını açıklayacak.

Duruşma safahatını dikkatle izleyenler, bu davada en masum kişinin Atilla olduğunu görürler.

Hakan Atilla, beş kuruş rüşvet almamış, menfaat temin etmemiş, hatta Zarrab’la doğru dürüst bir araya bile gelmemiş...

Tek suçu genel müdür ve ilgili bakanın emirlerini yerine getirmek, yani meselenin işleyişini hukuka uydurmak.

Atilla’nın avukatları baştan beri rüşvet alındığını kabul ediyorlar ancak bunun müvekkilleri ile ilgisi olmadığını söylüyorlar.

Zarrab’ta bunu teyit ediyor, hatta Atilla’nın kendisinden hoşlanmadığını söylüyor. Bu durumda, Atilla’nın ceza alması verilecek kararın vicdaniliğini tartışılır hale getirecektir.

Rüşveti alan başkası bedel ödeyen başkası.

Atilla, Halkbank Genel Müdür Yardımcısı. Yaptığı her işlem bankasını da bağlıyor. Davanın bitimi ile birlikte Halk bankasına da büyükçe bir miktar ceza kesileceğini söyleyebiliriz. Rüşveti üç-beş kişi aldı, onların zaaflarının faturasını millet ödeyecek. Siyaset kurumu, bilhassa AK Parti, bu işten elini yıkamak istiyorsa “Zarrab’ın rüşvet verdim” dediği kişilerin mal varlıklarına da el konulmalı ve hukukun gereği yapılmalıdır.

Uluslararası hukukta –devletlerin yargı bağışıklığı- vardır. Yani devletler yargılanamaz. Bu davada da yargılanan devlet değil, Halk bank yöneticileri ile onlara direktif veren siyasetçilerdir. Maddi manevi hesabını da onlar vermelidir. Faturayı millete ödetmek, failler dururken milleti cezalandırmaktır.

BYLOCK YANLIŞLARI

Geçen hafta Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan araştırmada  11.480 kişinin iradeleri dışında Bylock’a girdiğinin tespit edildiğini, bunların bin kadarının tutuklu olduğunu ve serbest bırakılacağını söyledi. Baştan beri darbe yargılamalarında en çok itiraz Bylock’a geliyordu. Birçok kişi kullanmadığı ve internetten indirmediği halde, yargılandığından yakınıyordu. Yargı mensupları ve kendine uzman etiketi yapıştıran birileri de Bylock’un internetten bir başkasının kefaleti veya şifresi olmadan indirilemeyeceğini bu itirazların FETÖ’ye destek manasına geldiğini söylüyorlardı. Darbeden 19 ay sonra, bu itirazların haklı olduğu anlaşıldı. Bilişim uzmanı A.Hakan Erdoğan, bazı siteler üzerinden Bylock’a istem dışı girildiğini tespit etti. Bu şimdiye kadar Bylock'a’ referanssız girilmez şeklindeki kabulü de çürütüyor.

Darbe yargılamalarında, örgüt üyeliği için Bylock en önemli delil olarak kabul ediliyordu. Bu tespitle birlikte Bylock’un delil değeri de tartışılır hale gelmiştir. Ortaya çıkan bu yeni durum,  yapılan itirazlara kulak tıkamanın ne kadar yanlış olduğunu, her eleştirinin FETÖ yaltakçılığı veya destekçiliği ile yaftalanmaması gerektiğini gösteriyor. Doğru olan; ceza hukukumuzda yerleşen içtihatlara göre hareket etmektir. Türkiye, hain bir darbe yaşadı. Bazı hassasiyetlerin olması normaldir. Ancak yargı duygularla, hislerle hareket edemez. Önemli olan bu badireden, devlet ve milleti en az zararla çıkarmaktır. Ölçü kaybedilirse, hem bu haklı mücadele zarar görür hem de geleceğe yeni problemlerin tohumu atılmış olur. PKK terörü irdelenirken, 12 Eylül yargılamaları ile işkencelerinin örgütü büyüttüğü iddia edilir. Bu doğru bir tespittir. Aynı hatalar bugün yapılmamalı, yeni PKK’lar, yeni FETÖ’lerin tohumu atılmamalı. Bu konuda en doğru tespiti; AK Parti Manisa Milletvekili Sn. Selçuk Özdağ yaptı. Hukukçu olmamasına rağmen, FETÖ yargılamalarında şüpheli olanları üç gruba ayırdı.

Birinci grup; bu yapıyı dini bir grup olarak görüp  arka planını bilmeyenler.

İkinci grup; AK Parti’ye muhalif olup bu yapının medya imkanlarını kullananlar.

Üçüncü grup; baştan beri bu yapının devleti ele geçirmek için örgütlendiğini bilerek, kabul ederek dahil olanlar.

Özdağ, ilk iki gruba dokunulmaması gerektiğini söylüyor ki, bu  ceza hukukunun ilkelerine de uygundur. Zira örgüt suçunda özel kast, bilerek, isteyerek dahil olmak gerekir. Bu irade yoksa örgüt suçu da yoktur. Bylock’la ilgili bu tespit, yargılamalarda daha dikkatli ve özenli olmak gerektiğini gösteriyor. Her eleştiri, bu suç örgütüne destek değildir. Örgütlerle en müessir mücadele, adalet terazisinin doğru tartmasıdır. Terazi yanlış tartarsa verilen ceza bir başka suçun döl yatağı olur.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/1884/atilla-kurban-edilmemeli.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

selim tura
15.01.2018 17:18
yazı güzel ama umarım hükümettekiler de okur

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar