SAYIN CUMHURBAŞKANIM KANAMAYI DURDURUN

Doğrudur!

Domuzsever Sığır Çobanlarının istihbarat teşkilatının planı projesi ve yarım asırlık gayretleriyle, ülkemizin sivil ve resmi bütün birimlerine habis bir kanser hücresi gibi yerleşen Rabinoğlu Fetullah’ın haşhaşilerinin 15-16 Temmuz 2016 kalkışması, bin yıllık Anadolu Tarihimizin en alçak emelli işgal hareketidir.

Bu ülkeyi seven; bu milletin tarihine ve değerlerine sahip olan herkesin esas olarak bu doğruyu aynen kabul edeceği ve gereğinin yapılmasını isteyeceği gayet açıktır.

Gerçekten de…

Anadolu insanı bin yıllık Anadolu tarihinde nice ihanetlerle, nice kalkışmalarla, nice isyanlarla, nice darbelerle, nice kuşatmalarla karşılaşmış olsa da…

Böylesine dinsizcesine, böylesine alçakçasına, böylesine namertcesine, böylesine sinsicesine, böylesine ibliscesine, böylesine domuzcasına, böylesine insanlık dışı bir işgal hareketiyle ilk kez karşılaşıyor.

Şahsen sizin sıkça dile getirdiğiniz gibi…

Büyük bir şarlatan olan Rabinoğlu Fetullah’ın hücrelerine kadar ipnotize ettiği, imanlarını ve insanlıklarını ellerinden aldığı haşhaşilerinin yaptıklarının cezasız kalmasını, bunlara biraz olsun müsamaha gösterilmesini, hele de affedilmesini aklı başında hiçbir vatanseverin isteme hakkı yoktur.

Bunu sosyal ortamda, kısa ya da uzun yazılarla, en açık şekilde, sanırım yüzlerce defa dile getirdim.

Yine çok açık biçimde dile getirdim ki:

Esas olarak devletin değil bir Rabinoğlu Fetullah haşhaşisini, sıradan bir suçluyu bile af etme hakkı yoktur.

Bilindiği gibi devlet:

Güç ve idealle kurulur…

Güç ve adaletle devam eder…

Bir başka ifadeyle:

Devletin gücü adaletinden, adaleti gücünden gelir…

Adalet, en basit tarifle hakkı hak sahibine zamanında vermenin adıdır.

Bilinen bir gerçektir ki:

Geciken adalet, adalet değildir.

Adalet dengedir.

Adalet her şeyi yerli yerine koymadır.

Adaletin olmadığı bir ülkede huzur ve sükûn olmaz.

Adaletin olmadığı yerde kardeşlik ve barış olmaz.

Adaletin olmadığı yerde dayanışma ve güç birliği olmaz.

Adaletin olmadığı yerde devlete güven giderek azalır ve kaybolur.

Adalet ekmek su gibidir.

Adalet toprağa düşen rahmet gibidir.

Adalet toprağın derinliklerine biriken kaynak suyu gibidir.

Adalet tarlada buğday, dalda meyve, bahçede çiçek, petekte bal gibidir.

Af adalete aykırıdır.

Bu bakımdan diyorum ki:

Devlet af etmez, adalet eder.

Adaletin en temel uygulaması, yasalar çerçevesinde, kılı kırk yararcasına bir titizlikle…

Suç işleyeni, işlediği suç ölçüsünde cezalandırmaktır.

İslamın “kısasa kısas” kavramı tam da bunu ifade eder.

Yaşadığı dönemin peygamberinden ilham aldığı belli olan Hammurabi’nin:

“Göze göz, dişe diş” kuralı bunu ifade eder.

Yani suça göre cezayı…

Ceza işlenen suçtan az olursa:

Suçu işleyene müsamaha edilmiş olur ki, bu hem suçlunun mağdur ettiği kişiyi/ kişileri mağdur eder yani suçlunun mağdur ettiği kişiler zulme uğramış olur hem de suç işlemeyi teşvik eder.

Ceza işlenen suçtan fazla olursa:

Bu kez suçlu zulme uğramış olur.

Bu da devlete olan güveni ve bağlılığı azaltır.

Bir suçluyu cezalandırırken şu gerçek asla unutulmamalıdır:

Suçlu, kim olursa olsun:

Cezalandırmayı hak eden insandır…

Asla zulmedilecek insan değildir…

Bu nedenle devletin adil olması, yasalar çerçevesinde, suçluları cezalandırması önemlidir.

“Hukuk devleti” kavramının anlamı budur.

*

Sayın Cumhurbaşkanım:

Ne Rabinoğlu Fetullah Haşhaşileri için…

Ne de devlet üzerine yazdığım hiçbir yazımda “devlet affetsin, devlet af eder, devlet babadır” ifadelerini kullanmadım ve asla kullanmam da…

“Devlet ebed müddet” çizgisine inanmış bir kişi olarak, af etmenin devletin görevi olmadığını hep dile getirdim.

Bu bakımdan ister Rabinoğlu Fetullah’a bağlı haşhaşiler, isterse bir başkaları işledikleri suç kadar cezalandırılsınlar.

Ne az!

Ne fazla!

Fakat bulunduğunuz makam itibariyle çok iyi biliyorsunuz ki:

Tıpkı kendilerinin haberi olmadan 11 480 kişiye Bylock yüklendiği gibi…

Bu mel’un oluşum, değişik ayak oyunlarıyla, birçok insanımızı, kendi teşkilatları içine almayı veya kendi teşkilatlarına yakın tutmayı başarmıştır.

Bunlar mutlaka incelenmeli, kazanılmalı, hayata tutunmaları sağlanmalı ve rehabilite edilmelidir.

Bunlar, sizin de defalarca ifade ettiğiniz gibi, bu mel’un teşkilatın ibadet halkasını oluştururlar ve yasal olarak işledikleri bir suç yoktur.

Ama sudan bahanelerle mağdur edilmişler ve dışlanmışlardır.

Bunlar mutlaka kazanılmalıdır.

Bunlar Rabinoğlu Fetullah’a bırakılmamalıdır.

Bunlar bizim insanımızdır.

Lütfen

Suçsuz yere hayatın dışına itilen bu insanlarımızın mağduriyetlerini durdurun ve yüreklerindeki kanamayı durdurun!

http://enpolitik.com/kose-yazisi/1902/sayin-cumhurbaskanim-kanamayi-durdurun.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar