Ertuğrul

Çarşamba akşamları ekranlara kilitlendiğimiz bir vakıa. İlk defa Süleyman Şah’ın oğlu Ertuğrul Gazı yapımı gibi bir şaheserin gösteriye çıkarılması ülkemizin hangi aşamaya geldiğinin bir nişanesidir. Erkeksen al bu diziyi 28 Şubat öncesine taşı da görelim. Ne irticacılığın ne de gericiliğin kalırdı.

...

Diyor ki Ertuğrul, Allah’ın hakimiyetini, adaletini yeryüzüne hakim kılacağız.

Seyirciler de akıldan, gönülden “İnşallah..!” fısıltılarıyla iştirak ediyor.

...

Medeniler(!) bu tip bir duadan, sözden, gelecekten, idealden, haykırıştan,  düşünceden haz etmezler. Sorun, diyecekleri belli, Ertuğrul dizisi laikliğe aykırıdır.

Şu ithal malı laiklik...

Milletin tarihini, yazsını, kültürünü çöpe atarak İslam’ı adeta cep harçlığı mesamesinde vicdan hapishanesine kilitleyen bir anlayış. Zorba dayatmacı...

...

Anadolu ateşini asimile etmeye yönelik bu yabancı fitnenin ömrü buraya kadar.

Bundan sonrasında bu millet, Lozan’da kaybettiklerinin peşinde...

...

Artık hınç, intikam, zulüm köprüleri yıkıldı.

Ertuğrul devletin  ekranlarında “Allah’ın hakimiyeti..!” diye haykırıyor.

...

Emeği geçenleri candan tebrik ederim. Mehmet Bozdağ’ın yazdığı, yönetmenliğini Metin Günay’ın yaptığı muhteşem sahneler, oyuncular  şimdiye kadar ülkemizde görülmüş değildir. Bir ilk. Hepsi şahane, en güzeli, en iyisi...

Belli ki dizi sadece dizi olsun diye değil, içeriğine ruhtan, amelden, yürekten çok şeyler karıştırıldı. Yoğruldu fırına sürüldü, ekmek oldu, nimet oldu, aş oldu.

...

Ancak, bu kadar güzel bir yapımın göze batan tarafları yok değil var.

Tabi ki esastan değil, usulden... Özellikle sürekli Türklüğe vurgu yapılması,  Allah’ın hakimiyetini sanki Türk kavminden başkaları hakim kılamaz gibi bir imaj.

Sanki Ertuğrul beyin askerinde Kürt, Arap, Laz, Çerkez yokmuş gibi...

...

Oysa ki Selçuklular devri İslam’ın en şaha kalktığı bir dönem. Her şey İslam’ın süzgeçinden geçirilerek yerli yerinde. Kavimler tarih boyunca omuz omuza. Şu an da bile Afrin’de Kürdü, Türkü, Arap’ı aynı safta teröristlere(dört düvele ) karşı savaşıyor...

Hem “Müminler kardeştir” deyelim, hem de kendi kavmimizi sürekli  önce çıkararak Allah’ın davasına sarılalım, bu bir çelişki.En azından diğerlerini üzer...
...

Ertuğrul bey Türk’tür, ancak öncelikle Müslüman’dır.

Davası  Süleyman Şah’ın davasıdır.

...

Görüntü sanki bir çadır yaşantısı, özellikle kadınlar İslam’ın tesettür ayetinden habersizmişçesine boyunları açık. Aynı şekilde harem diye Ertuğrul’un hanımının başı açık gösteriye çıkarılması dizinin ana temasına pek yakışmadı.

...

Selam işi pek net değil, o devrin Müslümanları sanki göğüslerine vurarak selamlaşıyorlarmış. Hadi onu geçelim...

...

Göze batan bir başka önemli konu, sürekli kılıç ve kelle kesme olayı.

Neslimize adil ve şanlı ecdadımızı tanıtırken kesmeli asmalı havanın öne çıkarılması bana göre çok yanlış olur. Hem de izleyen yabancıların işte “Barbar Türkler” demelerine bir vesika. Kelleyi kılıcın ucunda teşhir ettirmek de hiçte İslam’ı değildir.

Emek veren değerli dostlar bağışlasın, aktörlerin görüntülerindeki ürkütücülükler biraz da Kızılderili havası veriyor.

...

Hani o devrin uleması, erenleri, istişaresi?

Anadolu’ya ruh ve heyecan verenler?

...

Eleştirilerimin dikkate alınacağını düşünüyorum.

...

Menderes ve arkadaşlarının da dizi yapılması beklentimizdir. Hatta 28 Şubat mağdurlarının kinli, intikamlı serüvenini sahneleştirmek bu millete çok şeyler kazandırır...

Allah(cc) yar ve yardımcınız olsun...

http://enpolitik.com/kose-yazisi/1944/ertugrul.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar