Üç Artı Bir İmparator ya da İmparator Kime Denir?

Gözümüzün bebeği Şanlı Türk Ordusu, Afrin’e girdi. Kahraman Mehmetçik, “devlet görünümlü” uluslararası şer odaklarının aziz vatanımızın güneyinde oluşturmaya çalıştığı -güvenliğimiz için tehdit olacak- terör hattını darmadağın etmek üzere, havadan ve karadan başlattığı operasyonda başarılı bir şekilde ilerliyor. Millet olarak dualarımızla ordumuzun yanındayız.

…..

Yok, hayır, bu yazıda bu konuyu işlemeyeceğiz. Nasipse, başka bir zaman...

Bu yazıda, önem derecesi düşük olsa da, etki alanı geniş olan başka bir konuyu ele alacağız.

Niye böyle bir giriş o halde? İki sebeple…

Bir… ‘Kahraman Mehmetçik ile ‘Şanlı Ordumuz’a selam vermek için...

İki… Koyulaştırdığımız kelimelerden hareketle, kelimelerin/ kavramların içeriğinin boşaltılmasına, ruhunun katledilmesine işaret ederek, tanıdık bir kavram özelinde spor camiasına geçmek için.

Zira okumakta olduğunuz yazı bir futbol yazısıdır. Almak isteyenler başka mesajlar da bulsa bile…

Fakat durunuz, geçmeden önce mezkûr kelimeler odağında tanımlar verelim.

Kahraman… “Savaşta veya tehlikeli bir durumda yararlık gösteren kimse; alp; yiğit” (Türkçe Sözlük/ Türk Dil Kurumu/ s. 761). Büyük Türkçe Sözlük de bunlara, “bahadır”ı (D. Mehmet Doğan, s. 684) ilâve ediyor.

Peki ya şanlı… “Tanınmış, ünlü, yüce, ulu, büyük” (Türkçe Sözlük / s. 1370); “Şöhretli, muhteşem” (Büyük Türkçe Sözlük/ s. 1225).

Tam da, kullandığımız cümlelerin ruhunda yer alan anlamlar…

…..

Öte yandan, her geçen gün biraz daha dilimizi ve ruhumuzu kaybediyor olmamızla doğru orantılı şekilde, kelimeleri/ kavramları gerçek anlamlarıyla ilgisi olmayan durumları tanımlamak için kullanıyor, hatta uydurukça denilebilecek “kelime”lerle konuşmaya çalışıyoruz.

Acayip kısaltmalar, ses taklitleri, yabancı dillerden kırma kelimemsiler…

Hele kelimeleri “çöpleştirmek”te üstümüze yok!

“Harika”, “muhteşem”, “dehşet”,  “inanılmaz”, “korkunç”, “mükemmel”, aşk”, “sevgi”… Gelişigüzel kullanarak, hunharca içini boşalttığımız kelimelerden sadece birkaçı…

…..

İşte, “imparator” kelimesi bağlamında Oğuz Çetin’in kendisine sorulan bir soruya verdiği cevabı okuduğumda da, bu durum bir kez daha geldi aklıma. Ve tabii cevaptaki kişiyi ve vurgulanan durumu düşününce, “eh, nihayet birisi bunu tüm netliğiyle ve -korkusuzca- söyleyebildi” demekten alamadım kendimi.

İmparator” için Büyük Türkçe Sözlük “büyük kral”, “padişah”, “hakan” gibi anlamlarının yanında, mecaz olarak da, “sahasında büyük güce sahip kimse” (s. 628) tanımını veriyor. “Bir imparatorluğu yöneten kimse” de, Türkçe Sözlük’ten (s. 702).

Gerçek anlamda imparatorların kalmadığını hatırlayarak, mecaz anlamına baktığımızda da, ülkemiz bağlamında öteden beri bu şekilde anılan üç isim çıkıyor karşımıza… Biri müzik, ikisi spor camiasından…

İbrahim Tatlıses, Fatih Terim ve Oğuz Çetin…

Bu yazının kaleme alınmasına vesile olan sözlerin/ görüşün sahibi olan Oğuz Çetin, futbolcuyken “imparator” diye adlandırılmaya başlandığı dönemlerden bugüne kadar hiçbir ortamda ve hiçbir şekilde herhangi bir yanlışın, aşırılığın, olumsuzluğun içerisinde yer almamış, her daim beyefendi kimliğiyle temayüz etmiştir.

Aykut Kocaman ile birlikte ayrıldığı dönemde, küçük bir taraftar grubundaki kısa süreli kırgınlık ve kızgınlık bir tarafa bırakılacak olursa, Fenerbahçelilerin gönlünde daimi olarak taht kurmuş bir beyefendi… Tıpkı bütün Fenerbahçelilerin gönlündeki yeri sımsıcak duran Alex de Souza gibi…

Öyle bir beyefendi ki, televizyon programlarında kimsenin sözünü kesmez, abartılı söz ve iddialardan özenle sakınır, üzerinde konuşulan konuyla ilgili görüşünü dile getirir ve susar. Daima inandığını, doğru bildiğini söyler. “Bunu söylersem, karşımdakiler ne der; acaba onlarla çatışır mıyım” diye lafı eveleyip gevelemez.

Tribün dergisinin Twitter mesajında (@tribundergi / 06.01.2018) görüldüğü üzere,  yine kendisine yakışır bir üslupla, sakince ve eğip bükmeden taşı gediğine koymuş.

…..

Bakınız ne demiş, “Siz ve Terim imparator olarak anılıyorsunuz. Ne düşünüyorsunuz" şeklindeki kallavî soruya cevaben, Oğuz Çetin…

“İmparator mu? İmparator dediğiniz kişi topluma örnek olması gereken kişidir. Birine kafa atıp, mekân basıp, ağzından küfür eksik olmayan insanlara farklı bir şekilde ifade de bulunmalıyız” (http://www.ajansspor.com/futbol/galeri/05-01-18/208814/oguz-cetinden-fatih-terime-sert-sozler-%C4%B1mparator-mu/#1).

Fatih Terim’in kısa süre önce yaşadığı ve medyaya da genişçe yansıyan kaba sözlü, vurdulu kırdılı olayı kastettiği herhalde çok açık. Biz dahi sözü eğip bükmeyelim…

Milli Takımımızın ve Galatasaray’ın teknik direktörlüğüne kaç kez gelip gittiğini sayamadığımız Terim’i düşündüğümüzde, gözümüzün önüne gelen ifade hiç de futbol adamlığı görüntüsünde değil doğrusu. Google Efendi’ye sorulduğunda, onun da öne çıkardığı fotoğraflar çok farklı değil. Öfkeli, gergin, aşırı sinirli, çatışmacı ve hatta kavgacı bir profil. Bir tane güldüğü fotoğrafa karşılık, yüz bir öfkeli, somurtkan, kızgın görüntü.

Bir süre önce yaşadığı silahlı saldırı sonrasındaki tedavi sürecine devam ettiğini zannettiğim İbrahim Tatlıses için de benzer durumlar söz konusu.

Sahneleri titrettiği, şarkı-türkü soslu şov programı yapmak için bir kanaldan diğerine transfer olduğu, yani kapışıldığı dönemlerde, sıkça birtakım gerilimli olayların içerisinde yer alır; adı kavgalarla, hesaplaşmalarla vs. anılır; hatta programına katılan bazı konukları bile kaba tavırları ve sözleriyle dövmekten beter ederdi. Bir programında Yıldız Tilbe’ye yaptıkları sosyal medyanın çeşitli kanallarında kolayca bulunabilir. Ferhat Güzel ve Mahsun Kırmızıgül ile yaşadığı tartışmalar da unutulur gibi değil.

Bu noktada Oğuz Çetin’in verdiği cevabı hatırlamakta fayda var.

“İmparator dediğiniz kişi topluma örnek olması gereken kişidir. Birine kafa atıp, mekân basıp, ağzından küfür eksik olmayan insanlara farklı bir şekilde ifade de bulunmalıyız”

Evet, demek ki işinde başarılı olmak yetmiyor; “imparator” ve benzeri büyük sıfatlarla anılmak için. Yetmemeli de… Asla ve kat’a… Hatta işinde başarılı olmak, toplumun temel değerleri bağlamında “iyi insan olma” özelliğinden sonra geliyor. Gelmeli… Daima…

Terim ve Tatlıses bağlamında, toplumun geniş ve farklı kesimlerinden bireylere sorular sorduğunuzda, en çok, “iyi hoca fakat kişiliği…”, “sesi çok güzel ama davranışları…” gibi girizgâhlar sonrasında, yukarıda kısaca açıklamaya çalıştığımız, daha fazlasını ise medyanın arşivlerinde bulabileceğiniz durumlara ilişkin sözler duymanız işten bile değil. Tabii ki, bu isimleri adeta taparcasına sevenleri kapsam dışında bırakarak…

Kısacası, birine “imparator” derken iki kere düşünmek gerekir. Oğuz Çetin, o kısa cevabıyla tam da bunu belirtmiş. Toplumun ve bilhassa yetişen nesillerin örnek alabileceği davranışlara ve duruşa sahip insanlar olmalı, alkışlayarak sahneye çıkardığımız isimler. Adı kavgaya dövüşe, kabalığa küfre karışmamış olmalı. Aksi halde, yeni yetişen çocuklar ve gençler “başarılı ol da, nasıl olursan ol; başarılı olduktan sonra da ne yaparsan yap” gibi bir düşünceye ve kabule kayabilir ki, bu, ülkenin ve milletin geleceği açısından problemli bir durum olur.

…..

İmparator demişken, bu üçünün yanına bir de, Barcelona’dan İstanbul Başakşehir’e transfer olan Arda Turan’ı katmaya çalışmış, havaalanında karşılayan bir grup taraftar.

Hani şu, Milli Takım uçağında dedesi yaşında bir gazeteciye küfürler edip, dövmeye kalkışan ve bu sebeple Milli Takımı bırakmak zorunda kalan “yıldız” Arda’yı.

Tövbe, tövbe… Kamuoyu henüz iki tanesini hazmedememişken, bir de bu…

…..

Bu imparator hikâyesine devam edeceğiz…

http://enpolitik.com/kose-yazisi/1956/uc-arti-bir-imparator-ya-da-imparator-kime-denir.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar