Z.Berksoy, A.Erbaş, Bir Belediye Başkanı ve Trafik Çilemiz…

GÜNCEL/ÜLKÜCÜLER ve MHP: AK Parti, MHP ortaklığı resmen ilan edilince, ülkücü kardeşlerimizde rahatladı. Çünkü, yıllardır muhalefette; iktidardan/görevlerden  uzak, bir şey yapamıyorlardı.  R.T.Erdoğan’ı beğeniyorlar, ama parti yüzünden ses çıkaramıyorlardı, çünkü; “davadan dönmek yoktu” kitaplarında!.. Sonra, bir gün o perde kalktı ve D.Bahçeli; yıllarca kızdığı, ithamlarda bulunduğu Erdoğan’a  destek vermeye ikna oldu. Ve, her iki parti sözcüleri birbirlerinin mitinglerine katılma konusunda karar verdiler. İşte ne olduysa o zaman oldu. R.T. Erdoğan’ın mitinglerinde, o kadar coşkulu bir kesim oluştu ki; şiirlerle, milliyetçi sloganlarla, işaretlerle, duruşlarla, adeta ülkücülüğü AK Parti’ye taşıdılar. Artık, daha serbestler, rahatlar. Kazanan mı? Bir kesim diyor ki; D. Bahçeli,  AK Parti’yi ele geçirdi, bir kesim diyor ki; R.T. Erdoğan, MHP’yi ele geçirdi, bu arada BBP’de sırada bekliyor. O kadar çok parti var ki, keşke yakın görüştekiler büyük partilere katılsa. Yazık boşuna maddi-manevi kaybediliyor. Biz siyasetçi değiliz, aklı başında, memleketini seven müzik insanlarıyız. Siyasetin, ekonominin durulmasını, ülkemizin barış-huzur ve güven içinde olmasını ve  sanatın yükselmesini istiyoruz.

GÜNCEL/MÜSLÜMANLIK: “DİB webinde yer alan haber şöyle: Kocaeli/Gölcük’te ilçesindeki İmamı Azam Hafızlık Kuran Kursu'nun açılışına katılan Prof. Dr. Erbaş; Çocuklarımızdan daha fazlasını seçmeli Kuran derslerini seçmesini sağlamamız lazım.% 99’u Müslüman diye iftihar ediyoruz ya, yüzde 99’u Müslüman olan bir ülkenin yüzde 59’u, yüzde 60’ı daha kendisine indirilen Kuran-ı Kerim’i okuyamıyor, işte ihtiyaç bu. Bunu eleştirenler bu gerçeği bilsinler. Neden buna ihtiyaç var? Şu anda din eğitimi veren imam hatiplerin oranı hala yüzde 15. Yani Türkiye’deki genel öğrenci sayısına göre oran yüzde 15. Yaz Kuran kurslarına 18-20 milyon gençten, sadece  üç-dört milyonunu geliyor.”
Hayret, oysa her başkan “çok başarılı işler yaptım” diye görevden ayrıldı. Bu sözler; DİB’in, yıllardır üzerine düşen görevi yap(a)madığının bir kanıtı olsa gerek!…Bakalım, bu sözleri söyleyen DİB Başkan’ı, iz bırakacak  bir hizmet yapacak mı?..

ZELİHA BERKSOY VE SANAT…
Hakan Erol (odatv/22.01.2018) değerli tiyatro  sanatçımız  Zeliha Berksoy ile bir röportaj yapmış. “……Çok geç kalınmış bir şey var ortada. 50’lerde “Bölge Tiyatroları Kanunu” çıkmalıydı. O tarihlerde, bir İzmir, bir de Bursa açıldı, Devlet Tiyatroları olarak. Turnelerle oyun getirtilirdi. Ama 60’larda sen 70 vilayetinde açsana kardeşim, ona göre sanatçı yetiştirsene. Hocalar var, imkan var, aç konservatuarlarını, ama yapılmadı. Tiyatro oyuncusu, operacı, dansçı yetiştir. Yap kültür evleri, o zamanlar yapılsaydı, şimdi o kültür evlerinin içinde her şey olurdu… 60 sene önceden bahsediyorum, 60 yılda bu saydıklarımın hepsi olurdu. Ama yapmadılar, bilmediklerinden değil, kasten yapmadılar. Çünkü bizim insanımız çok çabuk uyanır, öğrenir, kapar işi. O yüzden yapmadılar, insanlarımızı böyle bastırdılar. Halkı hiçbir dünyayı bilmeden, görmeden, yarı karanlık içinde oturttular. Bu büyük enerjiyi, sanat enerjisini mahvettiler…….Geçmişe dönüp baktığımda içimde huzur ve sevinç var. Çok çalıştığımı şimdi şimdi idrak ediyorum. Çalışırken bunu fark edemiyor insan, koşturuyor ediyor. Benim yaşıma gelip durduktan sonra, “vay be” diyorsunuz. “Bak bak neler yapmışım ben” diyorsunuz. Hayat devam ediyor ve bu yüzden hedeflerim var. Sanatımı yapayım, insanlara bir şeyler anlatayım, genç tiyatroculardan sevinç duyayım, onlarla mutlu olayım, öğrencilerime biraz daha dünyayı anlatayım. İşte bizim tiyatro geleneğimiz, çok büyük oyuncularımız var. Bunları anlatayım istiyorum, çağımız gençlerinin bir kısmının dünyadan haberi yok. Bazen diyorlar ki, ben doğdum, tarih benimle başladı. Bunu kırmak lazım…”
Değerli bir sanatçının, doğru ama gerçekleşmeyen  serzenişleri!... “Bölge Konservatuarları” kurulmasını yıllarca savunmuştuk, rahmetli Muammer Sun gibi,  ama olmadı. Her sanatçı, mutlaka bir hedef koymalı ve ulaşmak için çaba sarf etmeli. Günümüzde para peşinde ordan oraya koşan, ama, etkin olamayan müzik insanlarının,  Z.Berksoy gibi sanatçılardan ders ve akıl alması gerekiyor.

İLGİNÇ BİR BELEDİYE BAŞKANI…
AKP'li Trabzon Beşikdüzü Belediye Başkanı O. Bıçakçıoğlu, Büyükliman Gazeteciler Cemiyeti'nce (10.01.2018) düzenlenen etkinliğe katılan gazetecilerle sohbet etmiş. Odatv’de yer alan İlginç söyleşiden: "Trabzon, her geçen gün her konuda kan kaybediyor. Sorgulayan bir basın istiyorum. Fikri takibi olan bir basın istiyorum. Özellikle yerel basın ilçemde 35 mahalle var. Seçimden önce her mahalleye bir vaadim oldu. Daha bugüne kadar hiçbirini yapmadım. Ama bunu basının hiçbirisini yazmadı. Ben espri ve şaka ile karışık bir laf ediyorum, bütün basın yazıyor. Yahu ben vaat ettim, bu milleti kandırdım, size şunu bunu yapacağım dedim. Bugün itibarıyla seçime 14 ay kaldı. Ben bu vaatlerin hiçbirini yapmadım. Bu benim için olduğu gibi seçilen siyasilerimiz, vekillerimiz için de geçerli. Belediye Başkanlarımızın hepsi için geçerli.''
Peki işleri nasıl yapıyorsunuz? sorusuna cevabı: "Benim tek gücüm bu belediye başkanlığında arkama aldığım siyasi iktidardır. Biraz da kendimden gelen kabiliyetim, işte biraz fırıldaklığım, biraz girişkenliğim, biraz üçkâğıtçılığımla gidip para bulmam, para kopartmam, büyükşehirden.. Ankara'dan onunla bununla bu Beşikdüzü'ne hizmet aktarabilme yönünde bir şeylerin peşinde koşuyoruz.''
Başkan, yönetmedeki  yeteneklerini o kadar güzel belirtmiş ki!..Eeee, “Karadenizli olmak ayrıcalıktır” diye boşuna söylememişler!..

TRAFIK SISTEMI VE ÇEKİCİLER….
1/ Haber şu: “Emniyet Genel Müdürlüğünün e-devlet üzerinden başlattığı yeni uygulama ile vatandaşlar, araçlarının çekildiği otopark ve ceza bilgisini 'anlık bildirim' ile öğrenme imkanına kavuşacak.” Hizmet bu değil mi? Eminim, okuyunca çok memnun olacak, arkanıza yaslanıp, bir kahve daha içeceksiniz? Aracınız, olur olmaz yerlerden çekiciler eliyle alınacak; otoparkçı, çekici, devlet kazanacak. Sanki; her yediğimizden/içtiğimizden kazanmıyormuş gibi!.. Sayın yetkililer; insanlar zor durumda, geçinme telaşında, bir de siz vurmayın.  Araçlar; önemli bir geçiş noktasını işgal etmediyse/engellemediyse, park edilen yer bir güvenlik riski içermiyorsa, otobüs duraklarını ihlal etmediyse, itfaiyenin girmesine engel olmadıysa -hızlı bir şekilde-  alıp götürmek niye? Pazar sabahı 07.00 de, Fulya’da araba çekmek neyin nesi söyler misiniz?
2/ Aylar önce yazmıştım. Fulya Acıbadem Hastanesi önündeki kavşaktan, Beşiktaş’a doğru 50-60 plastik bariyer konuldu. Sağdaki iş yerleri/rezidansların/otopark çıkışları nedeniyle, sağ şerit sürekli tıkalı olduğundan, araçlar bu bariyerlerin üstünden sol şeride geçmeye başladı, zamanla çoğu kırıldı. Yerine, tekrar  kısaları kondu, onlarda ezip geçildi ve hepsi söküldü. Şimdi de Ortaklar Caddesinde metro inşaatından sonra yolu ikiye bölmek için aynı bariyerlerden konuldu, bir hafta sonra yarısı kırıldı, kesinlikle yakında  sökülecek. Ya, arkadaş; bu kadar öngörüsüz bir trafik planlama sistemi olabilir mi? Bu takılıp/sökülen bariyerler devlet malı değil mi? Buradan kamu zararı çıkmıyor mu? Vergilerimiz boşa mı gidiyor?  Daha, yola monte yapılırken  "yanlış yapıyorlar" diye esnafın gördüğünü yetkililer nasıl görmüyor? Yoksa; birilerine para mı kazandırılıyor? (Bilgi için piyasa fiyatları: Büyük-75 cm:43.70+KDV, Küçük-45 cm: 33.35+KDV/ monte ve vidalar hariç)

http://enpolitik.com/kose-yazisi/1972/zberksoy-aerbas-bir-belediye-baskani-ve-trafik-cilemiz.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar