Tereddüdüm kuşkuya mı dönüşüyor?

Tereddüdüm kuşkuya dönüşmek üzere!

Haklımıyım, haksızmıyım, siz karar verin!

Türk kelimesi bir milletin adıdır: nitekim bu milletin yaşadığı ve adını Türkiye koyduğu topraklarda yaşayan insan topluluğudur. Sayın cumhurbaşkanımız da defalarca bu milletin üst kimlik olarak adının Türk olduğunu ifade etmiştir. Yine kendilerinin ifadesine göre bu üst kimliğin alt kimliklerine sahip etnik gruba dahil bir çok insan kederde ve sevinçte, düğünde ve toyda, askerlikte ve vatan savunmasında Türk olarak cansiperane cephenin önünde müştereken saf tutmuşlardır…

En önemlisi ayrı ırka mensup insanların ayrım farkı gözetmeden bin yıldır yaşadıkları bu topraklarda evlilikle harmanlaşıp, var olma kavgasını verdikleri çok çetin yıllardan sonra Türkiye Cumhuriyetini beraberce kurmuşlardır.

Nasıl olmuş da  alt kimliklerini muhafaza ederek kurmuşlar? Evliliklerinde karı koca kavga etmeden Türklük üst kimliğini kabullenip, TC. evlenme cüzdanını almışlardır. Doğan çocuğun adının konmasında da problem olmamış, baba ve anaların kabullerinde olduğu gibi kendileri TC. nüfus cüzdanı aldıkları gibi çocuklarına, torunlarına, onların çocuklarına de Türk nüfus cüzdanı verildi. Kimse ne reddetti, ne sızlandı, ne karşı çıktı. Her Türk ferdi yurt dışına çıktığı zaman TC. pasaportu ile çıkıyordu… Hatta öyle ki uyduruk bir devlet kurduğunu ilan edenlerin başkanları bile kırmızı T.C pasaportu almakta tereddüt etmediler

Çocuklar okula gittiklerinde aynı okulda okuyup, aynı dilde öğretim gördüler. Büyüdüler; cumhurbaşkanı oldular ve anasının “Kürt” olduğunu söylediğinde herkes olağan karşıladı. Başbakan oldular, Türkiye’yi yönettiler… Bakan, Genelkurmay başkanı, kuvvet kumandanları, müsteşar, genel müdür, vali, kaymakam, öğretmen, imam oldular… olurken; herkes “Türküm, doğruyum” diye andımızı okudular da hiç garipsemediler, itiraz etmeyi akıllarına getirmediler… Yaşarken hepsi Türk idi, ölürken, şehit olurken yine Türk idiler… Aynı kıbleye baş koyup, aynı mezarlıkta yatıyorlar…

Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti inkılâplarına katkısı unutulmayan, Kürt olmasına rağmen “Türkçülüğün Esasları”nın sosyolojik sistemini kuran, Atatürk’ün manevi babam dediği Ziya Gökalp’in şiirlerini yıllarca okullarda beraber okudular ve hiç itiraz etmediler…  hatta bir belediye başkanı /O şimdi cumhurbaşkanı olan R.Tayyip Erdoğan/ Ziya Gökalp’in bir şiirini okuduğu için ceza evine girdi de “yahu bir Türkçü’nün şiiri yüzünden hapislerde yattım” diye hayıflandı mı? Yine bir Türkçü Arif Nihat Asya’nın Türk Bayrağı için yazdığı şiiri okurken

Sana benim gözümle bakmayanın

 Mezarını kazacağım.

 Seni selâmlamadan uçan kuşun

 Yuvasını bozacağım” derken hepimizin yüreği kıpırdamadı mı?

Önde yalın kılıç Türkmen Başbuğu

 Ardında Oğuz'un ellibin tuğu

 Andırır Altay'dan kopan bir çığı

Budur, Peygamberin övdüğü Türkler...

 Ya Allah...Bismillah... Allahuekber”

Hele Türkçü şair Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun son iki mısrası okuduğunda, kendisini dinleyen on binler hep bir ağızdan eşlik ederek “Ya Allah...Bismillah... Allahuekber” diye aşka gelip kükremedik mi?

Sonra ne oldu bilemedik: bir baktık bazı bankaların, valilik ve kaymakamlıkların  isminin başındaki Türkiye Cumhuriyeti kelimesinin baş harfleri olan   T.C. kelimeleri binalardan, yapılan yazışmaların antentli kağıtlarının başından kaldırıldı… yetmedi.

1933 den bu yana 74 yıldır hepimizin okullarda her sabah okuduğumuz;

“Türküm, doğruyum, çalışkanım.

Yasam; küçüklerimi korumak,

büyüklerimi saymak,

yurdumu, vatanımı özümden çok sevmektir.

Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.

Varlığım, Türk varlığına armağan olsun!” andımızın okullarda okunması kaldırıldı…

Bazı Ak Parti milletvekillerinin sayın Cumhurbaşkanımız R.Tayyip Erdoğana giderek kurumlardaki T.C. kelimesinin tekrar isimlerinin başına konulmasını talep etmeleri üzerine T.C kelimeleri tekrar konuldu.

Onlara minnetdarız…

T.C kelimelerinden rahatsızlık duyulması gibi algıyı kabul etmek mümkün değil!

Şimdi de Tabipler Birliği ve Barolar Birliği ve meslek birliklerinin başındaki Türkiye  kelimesinin kaldırılacağı ifade edilince “hayrola bu da nereden çıktı diye sorarak, esbab-ı mucibesi nedir diye kuşkuya düşdük.

1970 li yıllarda marx’cılar, sov gençler, solcular, bazı meslek kuruluşu mensupları, meslek kuruluşları, dernekler; T.C kelimesini Türkiye Cumhuriyetini tahkir için kullanıyorlardı… Türklük, Türkiye , T.C. kelimelerinden nefret ediyorlar ve bunu sloganlarla söylüyorlardı… onları anlamak mümkün!  ama Milli Görüş geleneğinden gelenlerin kurduğu bir iktidarın, bir meslek kuruluşu mensuplarının devletimizin Suriye’ye gönderdiği şanlı ordumuzun,  Türkiye’nin baş komutanı R.Tayyip Erdoğan’ın emri ile Mehmetçiklerimizin yazdığı destandan rahatsız olarak deklare ettikleri bize ters gelen, Türk Milletinin kabul edemeyeceği bildirilerini gerekçe göstererek Türkiye kelimesini kaldırmalarını anlamak mümkün değil! Bunlar Türklüğü haz etmeyip, Suriye’deki terör yuvalarını başlarına yıkarak terörizme karşı  olan mücadelesini Savaş olarak kabul etmelerindeki niyeti anlayarak, Türkiye kelimesini kaldırmak yerine yasaları çalıştırıp başka müeyyide uygulaması daha uygun olmazmıydı?

Türkiye kelimesini kaldırmak da neyin nesi?

Bu bir yol olabilir mi diye kuşkuluyum, ürküyorum ?...

http://enpolitik.com/kose-yazisi/1982/tereddudum-kuskuya-mi-donusuyor.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar