28 Şubat'tan Cihan Devleti'ne

Tıpkı kendisinden önce bu ülkeye hizmet eden siyasileri alaşağı eden 
27 Mayıs 1960
12 Mart 1971
12 Eylül 1980 Çeteleri gibi
Bir çetedir 28 Şubat 1997 Çetesi…
Batının 
Yani Haçlının 
Yani Vatikan’ın tetikçiliğini yapan
Alçak, namert, cibilliyetsiz bir çetedir 28 Şubat Çetesi…
Bu tetikçi çetelerin etnik kökenlerinin şu ya da bu olması önemli değildir elbet.
Önemli olan
Bu çetelerin 
Ayağa kalkmak üzere olan Türkiye’yi çökertmeleridir…
Bunda başarılı olabilmişler midir?
Şimdi Suriye bahanesiyle bütün dünya karşımıza çıktığına göre
Demek ki başarılı olamamışlardır.
Bu alçak çeteler
Türkiye’nin hızını kesmişler…
Belli ölçüde yavaşlatmışlar…
Fakat yine de bu güzel ülkeyi istedikleri gibi durduramamışlardır.
Ve bizim tarihi yürüyüşümüz başlamıştır…
Zafere ulaşıncaya kadar devam edecektir bu yürüyüş.
Bu bir Cihan Devleti Yürüyüşüdür…
Bu milletin bu yürüyüşü tarihin ve coğrafyanın kaderidir.
Belki her millet için söylenemese de, bizim milletimiz için deriz ki:
Bu milletin kaderi, aynı zamanda coğrafyasının da kaderidir.
Rabbim bu milleti uzak diyarlardan bu topraklara Cihan Devleti kursun ve insanlığa huzur getirsin diye, alıp getirmiştir.
Ve bu aziz millet bu getirişin gereği olarak iki güzel Cihan Devleti kurmuştur bu topraklarda…
Sadeliğin ve aşkın sembolü olarak Selçuklu Cihan Devletini…
İhlasın ve ihtişamın sembolü olarak Osmanlı Cihan Devletini…
Kimilerinin ifade ettiği gibi ve kimi zaman bize öğretilenlerin alışkanlığıyla bu iki cihan devletine imparatorluk yakıştırması yapmış olsak da…
Bu millet tarihinin hiçbir döneminde imparatorluk kurmamış ve yöneticileri imparator olmamıştır.
İmparatorluk, emperyal güç olmak demektir.
Yani yakıp yıkan, çalan çırpan, talan eden, sömüren, hâkim olduğu ve yönettiği ülke insanına zulmeden, onları açlığa ve yoksulluğa mahkûm eden güç demektir.
Bu millet bu bakımdan hiç emperyal güç olmamış ve kurduğu devletler de emperyalist emeller taşımamıştır.
Mescid-i Aksa’nın kapısındaki yaşlı bir İsrailli kadının ifadesiyle “Osmanlı gideli beri” ne Balkanlar, ne Afrika, ne Ortadoğu insanıyla, coğrafyasıyla rahat yüzü görmemiştir.
Öyleyse mi?
Dünya coğrafyasının ve elbet insanlığın rahat yüzü görmesi, insan gibi yaşaması, emeğinin karşılığını alabilmesi, çalıştığı kadar tüketebilmesi için bu aziz milletin tekrar Cihan Devleti olarak ortaya çıkması gerekir.
Adını koyamasalar da…
İsmimizi dile getiremeseler de…
Özellikle bizden haberli insanlığın beklentisi budur…
Yani bu milletin Türkiye Cumhuriyeti Cihan Devleti olarak tekrar görünmesi…
Ve insanlığa Cihan Devleti nasıl olurmuş tekrar göstermesi…
Cihan Devleti ile imparatorluklar arasında farkı hal diliyle bütün insanlığa anlatması…
Batının sömürücü güçlerinin insanlıktan ne kadar da uzak olduklarını bütün dünyaya öğretmesi…
Bu beklentiler elbet kolay gerçekleşecek şeyler değildir…
Bu beklentileri elbet hiçbir sömürücü güç altın tepsi içinde bize, bu aziz millete de sunmayacaktır.
Bu millet kendi gayreti ve elbet Allah’ın cc lutfuyla insanlığın beklentilerini karşılayacağı bir güce erişecektir.
Bu çok geniş bir zaman dilimi değildir.
Bu milletin bir aşiretten bir Cihan Devleti çıkarması sadece yüz yılı almıştır.
Ve şimdi yüz yıllık bir cumhuriyet geçmişimiz vardır.
Bu geçmişimiz bu milleti tarihinden uzaklaştırmak için elinden geleni yapmış, ama başaramamıştır.
Bu geçmişimiz bu milleti bütün kültürel değerlerinden koparmaya çalışmış, ama başaramamıştır.
Bu geçmişimiz bu milleti dininden koparmaya çalışmış ama başaramamıştır.
Bu geçmişimizde batının içimize bıraktığı Truva Atı Ashabı defalarca darbe ile milleti güçsüz düşürmeye çalışmış, ama başaramamıştır.
Bu millet 28 Şubattan sonra bir daha darbe olmaz hesabını yaparken, 15 Temmuz Kalkışmasıyla, insanlık tarihinin en büyük işgal hareketine maruz kalmış, ama teslim olmamış ve yıkılmamıştır.
Bu millet yüz yıllık Cumhuriyet Tarihi Geçmişinde örs ve çekiç arasında defalarca dövülerek bugünlere gelmiştir.
Ve bu millet, bugün Suriye’de Haçlının eğitip donattığı, koruduğu, kolladığı, özenle beslediği şer güçlerin silahlı güçlerine karşı savaşmaktadır.
Suriye bu aziz milletin Cihan Devletine Yürüyüşünün ilk adımıdır.
Bilirsiniz hayatın bütün kesimlerinde ilk adım zordur.
Ve bu millet zor olan bu ilk adımı atmıştır.
Arkası gelecek, ilk adımı diğer adımlar takip edecektir.
Dedik ya…
Bu bize tarihin ve coğrafyanın kaderi olarak verilen ilahi bir görevdir.
Bu görev tamamlandığında Türkiye Cumhuriyeti Cihan Devletimiz kurulmuş olacak ve insanlığın beklediği huzura bütün mazlum milletler kavuşacaktır.
Şimdi bunu bekliyoruz…
Elbet bu bekleyişin gerçekleşeceğine inanıyoruz.
Hem de hiç şüphe duymadan…

http://enpolitik.com/kose-yazisi/2026/28-subattan-cihan-devletine.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar