Sen kimsin!; milli mi, çağdaş mı?..

M. K. Atatürk, 1 Kasım 1934’te T.B.M.M. de “Musiki”  üzerine tarihi bir konuşma yaparak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin müzik politikasına açıklık ve kesinlik getirmişti: 
“Bir ulusun yeni değişikliğinde ölçü, musiki değişikliğini alabilmesi, kavrayabilmesidir. Bugün dinletilmeye yeltenilen musiki yüz ağartıcı değerde olmaktan uzaktır. Bunu açıkça bilmeliyiz. Ulusal, ince duyguları, düşünceleri anlatan, yüksek deyişleri, söyleyişleri toplamak, onları biran önce genel Musiki kurallarına göre işlemek gerekir. Ancak bu şekilde, Türk Ulusal Musikisi yükselebilir, evrensel musikide yerini alabilir” Bu sözler bile Türk müziği aleyhine kullanılmıştır. Oysa, her söylem; yılına, ortamına, gelişmesine, bütününe göre değerlendirilmelidir.
Müzik alanı;  bu ayrımdan çok  çekti ve hala çekiyoruz…
Bu ülkede, maalesef; “Milli olmak” gericilik/tutucukluk, “Çağdaş olmak” ilericilik haline dönüştürüldü. (Aynı; Alaturka ile alafranga ayrımı gibi)  Oysa, ikisi de ayrı anlamı olan değerler ve  birbirlerinin karşıtı değil. Gelin anlaşalım..(26 Ocak 2018)
Yıl 2018 oldu, artık; sanat/kültür alanında zorlamanın değil; gençlerimizi iyi yetiştirmenin, özgür çalışmaların/projelerin/bilginin/üretimin  önünü açmanın zamanı gelmedi mi?
Diyoruz ki; Türk müziği “alaturka”, çoksesli müzikte “alafranga” değildir, gereksiz terminolojiler türetmeyelim. Alaturka; bir yaşam şeklidir, yaşam biçimi benimsenmiş tutumdur. Alafranga; batı yaşam türünü/şeklini  benimsemektir. Alaturka/Alafranga  yaşamak, ayıp bir şey değildir ki!...Kişilerin tercih meselesidir…
Diyorlar ki; Hayır; alaturkasınız, köylüsünüz, sanattan anlamıyorsunuz…Sizin  söylediğiniz, ürettiğiniz müzikler/ değerler müzelerde  yer almalı...
Diyoruz ki; Türk müziği okullarda (MEB dahil) mutlaka yerini almalıdır. Öğrenciler; kendi aşıklarını, bestekarlarını , şarkılarını, türkülerini, çalgılarını öğrenmelidir.
Diyorlar ki; Hayır, bu Atatürkçülüğe ve  laikliğe ters…Çoksesli müzik, demokrasi demektir, toplumun yapısını güzelleştirir. Türk müziği okullarda okutulmamalı, müzeye kaldırılmalıdır. Keman çalandan  Prof. olur, ama  bağlama çalandan  Prof. olmaz!...
Diyoruz ki; Cumhuriyetle beraber, Atatürk müzik devrimleri yörüngesinden çıkarıldı. O deha insan, müzisyen değildi; ama halk oyunları oynar, türküleri-şarkıları söylemekten-dinlemekten büyük bir zek alırdı.  Her şeyiyle milli ve yerli olan M. K. Atatürk; her alanda ülke değerlerini öne çıkartmak, batı dünyasında kendi değerlerimizi geliştirerek yer alınmasını, kültür/sanat alanındaki kurumların hayata geçmesini  sağlamak için çok uğraşmıştı. O nedenle, bizden-sizden tartışmasını kaldıralım artık…
 Diyorlar ki; Atatürk, sadece dinlenirken Türk müziği dinlerdi. O, çok sesli müziği işaret etmiş ve orkestraları kurmuştu. Özsoy opereti buna örnektir.
Diyoruz ki; Dâru’l-Elhân, Dâru’l-Bedâî, Dârulelhân ve devamındaki;  Musıki Muallim Mektebi/1924,  Riyaset-i Cumhur İnce Saz Heyeti/1924, Mızıka-i  Hümayun (Riyaset-i  Musıki Heyeti)/1927, İstanbul Belediye Konservatuarı/1926, Ankara Devlet Konservatuarı/1936, Gazi Terbiye  Enstitüsü Müzik  Bölümü/1937, Askeri Müzik Okulu/1938  kuruluşuna imza atan M.K.Atatürk ne demek istemiş acaba?
Diyorlar ki; Biz bilmeyiz!..Varsa yoksa; senfoni, orkestralar, çok sesli korolar, kurumlar, bale, operet v.b.
Diyoruz ki; Bir değeri eğitim içine almazsanız; standardı, birlik-beraberliği sağlayamaz, gelişmesine engel olmuş olursunuz. Bu engel sonunda; metotlar, kitaplar yayınlanamaz, projeler yapılamaz.. Yıllar önce (1977)  İTÜ TMDK’nın  kapatılmak  istenmesinin sebebi, bu engelleyici /yanlış/eksik düşüncenin, TMDK’yı metotları olmayan okul diye kapatmak istemesi ile ortaya çıkmıştır. Oysa TMDK;  hiçbir zaman çok sesli müziğe karşı çıkmamış/kötülememiş, her iki türü de birlikte veren bir okul olmuştur.
Diyorlar ki; Biz; Türk müziğinin eğitim sisteminde yer almasının,  ülkemizin gelişmesine katkıda bulunmayacağına inanıyoruz. Müzikteki devrimi anlamıyorsunuz?
Diyoruz ki; Yıllarca yazdınız/söylediniz; köylerimizde “erkekler keman çalacak, kızlarımız tenis oynayacak” diye. Ne oldu; nerede bu kızlar ve erkekler?…Neden başarılı olamadınız? Önünüzde engel de yoktu, kurumlarınız faaliyetteydi. (İlk TMDK 1975’te kuruldu) Halk, neden yanınızda durmadı, size katılmadı? Kimleri yetiştirdiniz  köylerimizden…Avrupa’ya gitmeden/göndermeden,  kimleri yetiştirdiniz?
Diyorlar ki; Köylerimize orkestralar götürdük. Dediler ki; “Bayburt,  Bayburt olalı böyle zulüm görmedi.” Gösteriler yaptık, festivaller düzenledik, ama bir grup elit dışına çıkamadık!…İş adamlarımızdan, komedi starlarından,popüler isimlerden şef bile yaptık, ama yinede halk bizle ilgilenmedi. Çünkü, halkın kültür düzeyi düşük!... Halk bizi anlamadı!...
Diyoruz ki; Acaba, sorun; halkın içinde yaşadığı değerleriyle uyuşmayan, kendi değerlerini öğretmeyen,  kendilerine hitap etmeyen batı müziklerini/değerlerini/çalgılarını  zorlamanız olmasın?! Neden, kendinizi bu kadar halktan üstünde görüyor, küçümsüyorsunuz? Ayaklarınızı  yere basmaktan neden korkuyorsunuz?
Diyorlar ki;  Ama M. K. Atatürk; “Bir ulusun değişikliğinde ölçü musikide değişikliği algılayabilmesidir” demiş. Buradan dediklerimiz anlaşılmıyor mu?
Diyoruz ki; HAYIR…
Çünkü, bu cümlede  “Müziğinizi   değiştirin”  denmiyor ki? “Değişiklik” kelimesinin  içine; düzenlemek, sahne kurallarını işletmek,  metotları yazmak, müzik eğitim kitapları yazmak, eğitim  müziği besteleri yapmak, orkestralaşmak, standardizasyona gitmek v.b. bir çok konu girer.  Hala  sadece kendi pencerenizden bakıyorsunuz…
Gel de anlaş birader!...
SONUÇ:
 M. K. Atatürk 10. yıl Nutkunda; 
“Türk milletinin tarihi bir vasfı da güzel sanatları sevmek ve onu yükseltmektir. Bunun içindir ki milletimiz, yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, yaradılıştan gelen zekâsını, ilme bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, milli birlik ruhunu sürekli ve her türlü vasıta ve tedbirlerle başlayarak geliştirmek milli ülkümüzdür” demiştir. (1933)
Emil Durkheim ve Ziya Gökalp ile başlayan sosyoloji ekolü şudur; 
 “Bir kültür, bir milletin ruhu gibidir. Organik bir şeydir. Hayat görüşüyle, müziği ile, adeti ve ananesiyle, ölüsünü mezara gömüşüyle kültür organik bir bütündür. Nasıl dışardan organizmaya bir şey ithal ederseniz, onu reddederse, kültür de böyle bir şeydir.”
Başka söze gerek var mı?!...

http://enpolitik.com/kose-yazisi/2028/sen-kimsin-milli-mi-cagdas-mi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar