Cumhurbaşkanımız; “Y.Doç.lik kalksın” dedi,ama!, yerine “Dr.Öğr.Üyesi” geldi!...

7100 Sy. yasa onaylanınca, 7 aydır yasa ile  ilgilenmeyen basın başlıkları sıraladı; “Y.Doç.lik kalktı”,”Bir dönem sona erdi”,” Y.Doç.lik kalktı, Dr. Öğretim Üyesi geldi” v.b. Oysa en doğrusu “Y.Doç.lik unvanı kalktı, yerine Dr.Öğr.Üyesi unvanı geldi!... başlığıydı... Çünkü, ortada;  kaldırılan bir unvan yok, ismi değiştirilen bir unvan var. Tıpkı, ÜDS’nin adının YDS yapılması gibi. Yapılan bu değişiklikler Y.Doç.lik kalkmadan da pekala yapılabilirdi. Neden, hep  Y.Doç.lik  üzerinden konuşuldu? anlaşılamadı, oysa yasa içinde çoğu madde Dr./Sy. Arş. Gör. ler ve Doç.lik için. Y.Doç.ler; kullanıldık mı? diye düşünüyorlar ve üzgünler… Yaygın inanış: şu, amaç; Y.Doç.leri kurtarmak değil, Dr.ları yükseltmekmiş!...


KANUN(06 Mart 2018-Sayı:30352)
YÜKSEKÖĞRETİM KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE
KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN
Kanun No. 7100                                                                                                           Kabul Tarihi: 22/2/2018
Cumhurbaşkanımızın (Pazartesi/05.03.2018) onayladığı  bu yasaya  göre; Y.Doç.lik ismi  kalktı  ve  Y.Doç.ler otomatik  olarak  Dr.Öğretim  Üyesi isi aldılar. Hem de 103 TL  bir zamla!... Kısaca, Y.Doç.lik kalkmadı, kimseye sormadan/tartışmadan,  gereksiz  “istenmeyen bir isim değişikliğine”  gidildi.
Yasanın yarısı isim değişikliklerini  içeriyor ve  üzerinde çok çalışılmış izlenimi veriyor…
Oysa, MADDE 34- (1)  Mevzuatta “yardımcı doçent”e yapılmış olan atıflar “doktor öğretim üyesi”ne, “okutman”, “uzman”, “çevirici”, “eğitim öğretim planlamacısı”na yapılmış olan atıflar “öğretim görevlisi” ne yapılmış sayılır.”  işi bitirmiş vaziyette…Diyoruz ya; sanki ilk defa kanun çıkarıldı, TBMM Kanunlar Dairesi neden müdahale etmemiş acaba? 
Dr.Öğretim Üyesi için “…belirlenen merkezî  bir  yabancı  dil  sınavından “en az” elli beş puan 55 puan ……. almış olmak”  denildiği için, “üstü  serbest  bırakılmış”  oldu. Bize gelen bilgilerde, imzadan sonra  bazı rektörlerin  senatolarında yaptıkları konuşmalarda;  “biz …..,üniversitesiyiz,  yabancı dil puanını 70’den aşağı  çekmeyeceğiz.”, veya isteğe bırakıldığı için  “sözlü mülakat olmazsa olmazımız,YÖK’ten izin alacağız” sözleri dillenmeye başladı. 
Dedik ya, akademik alan; “eksikleri olan, bütüncül düşünülmeyen” bir yasa  ile baş başa kaldı. Allah sonunu hayretsin!...
Gelelim yasadaki son duruma;
MADDE 3-  “Kurul bünyesinde Yönetim Kurulu kurulur. Yönetim Kurulu, Üniversitelerarası Kurul Başkanı ile fen-mühendislik, sağlık ve sosyal bilimler alanlarından üçer üye ve güzel sanatlar alanından bir üye olmak üzere toplam on bir üyeden oluştu.”
Yani Cumhurbaşkanımızın; “kültür/sanatta geri kaldık, başarılı olamadık” sözünü kanıtlar gibi, bir madde bu!.. Müzik ve GSÜ bile  kurmuşsunuz; ama “neden Güzel Sanatlar alanından 3 üye değil de bir üye” sorusunun cevabı yok!.. Sanat  alanı; sağlık, sosyal, fen-mühendislik alanlarından daha mı önemsiz? TBMM’de,  “3 üye olsun  teklifi yapıldı”, ama AK Parti kabul etmedi.
MADDE 4- 2547 sayılı Kanunun 23 üncü maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Doktor Öğretim Üyesi
MADDE 23- a) Yükseköğretim kurumlarında açık bulunan doktor öğretim üyesi kadroları rektörlükçe ilan edilir. İlan edilen bu kadrolara fakültelerde dekan; diğer birimlerde müdürler, biri o birimin yöneticisi biri de o yükseköğretim kurumunun dışından olmak üzere üç profesör veya doçent tespit ederek bunlardan adayların her biri hakkında yazılı mütalaa isterler. Dekan veya ilgili müdür yönetim kurullarının görüşünü aldıktan sonra önerilerini rektöre sunar. Atama rektör tarafından en çok dört yıl süre ile yapılır.
c) Yükseköğretim kurumları, doktor öğretim üyesi kadrosuna atama için Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler.”
Bu, TBMM’de de  çok eleştiri alan bir maddeydi. “Yükseköğretim kurumlarında açık bulunan doktor öğretim üyesi kadroları rektörlükçe ilan edilir.” Yani Dr./Sy. olanlar otomatik olarak Dr. Ö.Ü. olamayacak. Rektörlük ilan edecek, başvuracak, raporlar olumlu gelirse olabilecek. Ama, Bakan demişti ki, 7080  Dr.Arş.Gör. kadroya geçecek, hani nerede o madde?!..Yeni Dr.olan var, 5-8 yıl arası kadro bekleyen Arş.Gör.Dr.lar var, yasa da daha önce yer alan, yabancı dil sınavını başarmak şartı kaldırılmıştır. Yani yasa sadece bu akademisyenlere yaramıştır. Birde; “objektif ve denetlenebilir nitelikte” ek koşulların  belirlenmesi; ucu açık ve nereye gideceği belli olmamak demektir…
MADDE 5- 2547 sayılı Kanunun 24 üncü maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Doçentlik ve atama"
MADDE 24. d) Yükseköğretim kurumları, doçent kadrosuna atama için, doçentlik unvanına sahip olmanın yanında Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim veya sanat disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler. Yükseköğretim kurumlarının belirlediği ek koşullar arasında sözlü sınavın yer alması halinde bu sınav Üniversitelerarası Kurul tarafından oluşturulacak jürilerce yapılır. 
TBMM’de de  çok eleştiri alan  -Md.4 ile aynı içerikli-  bir madde daha. Ne demek; “bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim veya sanat disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak.” Yani, ek koşul belirlenmez ise bilimsel kalite artmayacak mı? Ek koşul yoksa, boş mu demek?  Sözlü sınavın isteğe bağlı olması, “yapılacak” anlamına gelecektir. Göreceksiniz, çoğu üniversite “ben…..üniversitesiyim” diyecek?  Ve, farklı uygulamalar çok baş ağrıtacaktır. 
MADDE 8- Doktora çalışmalarını başarı ile tamamlamış, tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık unvanını veya Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen belli sanat dallarının birinde yeterlik kazanmış olan araştırma görevlilerine talepleri üzerine ve üniversite yönetim kurulunun uygun görmesi halinde ders görevi verilebilir. 
Yeni diye sunulan, bu uygulama zaten vardı. Israrla bu konunun dile getirilmesinin nedeni  anlaşılamadı. Kamuoyunun gözünü  boyamak mıydı acaba?!...
MADDE 23- 4652 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 11- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ……………. “okutman” ve “uzman” kadrolarında bulunanlar “öğretim görevlisi” kadrolarına başka bir işleme gerek kalmaksızın atanmış sayılır.”
Çok yanlış bir madde, çünkü; elmalarla armutlar bir araya toplandı. Oysa, daha önce hepsinin bir görev ayrımı ve çalışma şekli vardı.  Dil öğretimine görevlendirilmiş kişi olan “okutman” ile, “eğitim planlamacısı” kişiyi aynı unvana getirmek doğru olmadı.
Ve,MADDE 27-  “GEÇİCİ MADDE 2- Uzman, eğitim ve öğretim planlamacısı kadrolarında görev yapmakta iken birinci fıkra uyarınca öğretim görevlisi kadrolarına atanmış sayılanlara ders görevi verilmez ve anılan personel bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ilgili mevzuatta söz konusu kadro unvanları için öngörülen görevleri yapmaya devam ederler.
Ders vermemek, tam, bir insan gücünün harcanması örneği…Ayrıca, daha önce Öğr. Gör olup  derse girenler derse devam, ama bu kanunla Öğr.Gör. olanlara ders haram!…İnsanları, istemedikleri bir unvana topla, ama; “….bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ilgili mevzuatta söz konusu kadro unvanları için öngörülen görevleri yapmaya devam ederler…” maddesi ile durumu kurtarmaya çalış. Tam, bir şark kurnazlığı değil mi?!. 
MADDE 27/Geçici madde 2 ‘nin son paragrafı ile  MADDE 34/2 aynı değil mi? Gözden kaçmış galiba!...
Eeeeee….Hani TBMM’de, yasayı destekleyen son konuşmacıların; “bu kanun ile Sanatçı Öğretim Elemanı almanın yolu açıldı ve YÖK iznine bağlı olmadan Rektörlere bırakıldı” sözleri.. Yasa maddeleri içinde göremedik?!..
Hep Y.Doç.ler konuşuldu ama, yasadan 36.000 Y.Doç.’ten biri bile yararlanamadı!.. 
Cumhurbaşkanımıza gönderilen  raporlar/yazılar/çözüm yolları kendisine ulaştırılmadı galiba!..
Çünkü, hiç dikkate alınmadı…
Ulaştırıldıysa, o  zaman amaç;  üzüm yemek değil, bağcıyı dövmekti!..
Demek ki; Dr.lar arasında  “sıkışan” önemli  isimler varmış!....
Cumhurbaşkanımızın eğitim danışmanı (varsa)  nasıl rapor verdi, merak ediyoruz!...
Hani YÖK Doç.lerinin,  kadroya geçmesi için TBMM’deki olumlu   konuşmaların sonucu?
Bu yasa neden böyle karmaşık bir halde çıktı?
TBMM’de konuşulanlar yasada neden yer almadı!..
Biz bilmiyoruz….
Ancak, yeni bir KHK ile, bu yasanın düzeltilmesi gerekecek gibi…
Yurt çapında, bu yasanın  uygulamaları takip etmeye devam edeceğiz…

SON SÖZ: “BÜTÜN İYİLER BİRAZ KÜSKÜNDÜR”

http://enpolitik.com/kose-yazisi/2047/cumhurbaskanimiz-ydoclik-kalksin-dediama-yerine-drogruyesi-geldi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar