Mevcut 36 bin Y. Doç. Dr./ Dr. Öğr. Üyesi idari görevlerden alınsa nasıl olur?

Çanakkale Zaferi'nin 103. Yıldönümü’nde;  Mustafa Kemal Atatürk’ü, Silah Arkadaşlarını  Ve Mehmetçiklerimizi Saygı Ve Rahmetle Anıyoruz...

Bilim/sanatta üretim  için, önce sistemin gereği yapılmalı!..


Y. Doç.luğu kaldırmayıp isim değişikliği yapan 7100 Sy. yasa üzerinde yazmak istemiyoruz ama, o kadar çok ileti ve telefon alıyoruz ki!...En çok paylaşım alan, bu  yazılarımız oluyor.
Biliyorsunuz, kamuoyunda ve TBMM görüşmelerinde özellikle: “Yabancı dil bilmeyen akademisyen olmaz, olmamalı” görüşlerine yer verildi. Özellikle  MV;  Prof. Zeynep Uslu, Prof. Mustafa Iıcalı ve Prof. Mustafa Akaydın; Doç.luk için yabancı dilin 55 değil, 70 olması gerektiğini söylediler. Özellikle, kamuoyunda ve üniversitelerde  Y. Doç.lar;  yabancı dil yoksunu bir grup olarak adlandırıldılar, küçümsendiler. Ah, keşke her genç kolejlerde yetişseydi de, yabancı dil zengini ülke olsaydık…Olamıyoruz, çünkü yabancı dili öğretemiyoruz, durum bu!...

Yasaya göre, kazanmış gözüken Dr./Sy.larında kazanmadığı da nihayet  görüldü. Çünkü; rektörlük kadro ilanı  verecek, dosya sunulacak, kabul görürse yeni adıyla Dr. Öğr. Ü. olunacak…Tek kazançları 100 kelimelik yabancı dil çevirisinden muaf olacaklar. (Yabancı dil bilmeyen akademisyenler çoğalacak!!!!)
Dikkat ediniz, yani, onlarda yabancı dil bilmeyen! Y.Doç.lerin/Dr.Öğr.Ü. arasına katılacaklar…
TESPİT: Yabancı dil bilmeyen akademisyen olamazsa (kabul görmüşse); ilanla  ve dosya ile Dr. Öğr. Ü. olacak Dr.lar ve Dr. Öğr.Ü. unvanına döndürülecek Y.Doç.lar “AKADEMİSYEN  DEĞİL” demektir. Bunun açıklaması budur. 
Bu görüş yanlış ise,  yasada; Doç.luktan Prof.luğa geçerken  kitap/yayın zorunluluğu ve yabancı dilde 65-70  puan almak şartı getirilmeliydi. 
Üniversiteler; sanat/sosyal/beşeri bilimler alanında kitapsız/esersiz, bir yabancı dili iyi derecede konuşamayan, çeviremeyen, yazamayan Doç. ve   Prof.larla  dolmuştur. Bu, sistemin bir sonucudur, hiçbir akademisyen -yanlış yola sapmamış olan- arkadaşımızın  bir suçu yoktur. Siz, açıklık bırakırsanız, o boşluklar da bir şekilde doldurulacaktır. Tıpkı yabancı dil sınavlarında dönen dolaplarda olduğu  gibi!...
Ama,  işin kolayına kaçılmış; Y. Doç.luk hedef seçilmiş ve yabancı dil barajı (puanın rakamı önemli değil) “demoklesin kılıcı”  gibi asılı kalmıştır.
Sonuçta, Y.Doç.luk gibi, Dr.Öğr.Üy. unvanı da ara kadrodur, neden mi, gelecek yazıda anlatacağım!...
Yasa ile kabul edilen Dr.ların derse girmelerine kesinlikle izin verilmemelidir. Çünkü, onlar da akademisyen değildirler!...
Gelen mesajları toparlayalım.  Küskün, kırgın olan mevcut  Y.Doç.lar: 
a)Bu yasa ile kullanıldıklarını, 
b)Yasada mevcut Y.Doç.ları  ilgilendiren, lehlerine olan bir madde olmadığını,  
c) YÖK Kurul Üyelerinin ve TBMM Eğitim Komisyonu Üyeleri’nin ve en son imzada umut bağlanan  Cumhurbaşkanının, kendilerine gönderilen  hiçbir yazıyı/görüşü dikkate almadığını,
d) Yasayla, istemedikleri bir unvana zorunlu geçirildiklerini,
e) Genç, akademisyenliğe ilk adımı atan, 1-2 senelik Arş.Gör. Dr.larla aynı değerde tutulduklarını,
f) Alanlarında yeterli dil bildikleri halde, dil bilmeyenler topluluğu olarak gösterildiklerini,
g) YÖK’ün, idari görevleri yılardır sırtlayan Y.Doç.ların yanında durmayarak, unvanı kaldırmak yerine  Dr.Öğr. Gör. olarak tenzili rütbe vermek istemesinin zorlarına gittiğini, 
h) Bütün yanlış eleştirilere rağmen, 193 üniversite rektöründen birisinin dahi ağzını açmadığını, yanlarında durmadığını,
j) Bir oyunun parçası halinde yıpratıldıklarını belirterek; bundan böyle sadece Dr. unvanını kullanacaklarını ve kurumlarındaki idari görevlerden çekilmeyi, sadece derslere girmeyi düşündüklerini belirtiyorlar.
Oysa, bu isteğe bırakılmamalıdır ve  beklenmemelidir!..
ÇÖZÜM  (her zaman vardır):
Sadece  “yabancı dil barajını”  geçemedikleri için -yarım mı desek- akademisyen sayılmayan!, Y.Doç.lar;
1/Rektör Danışmanlığı, Dekan, Dekan V., Dekan Yard., Enstitü Müd.,Enstitü Müd.Yard., Müdür, Müdür V., Müdür Yard, Bölüm Başkanlığı, Bölüm Başk.Yard, ABD ve ASD Başkanlığı görevlerinden derhal alınmalıdırlar!..
2/  Kurumlarında verdikleri; Lisansüstü, Doktora/Sanatta  Yeterlik programlarındaki dersler alınmalı, Doç. ve Prof’lara verilmelidir!.. 
3/ Doç. bile olamayan bu  akademisyenlere, akademik zam ve  teşvik uygulamasından da vazgeçilmelidir!...
3/ Kurumlarında yaptıkları onaylanmış projeleri, uluslararası program/çalışma  izinleri iptal edilmelidir!...
4/ Kurullardaki görevleri  iptal edilmelidir!...
5/ Sadece lisans derslerine girmelerine izin verilmelidir!...
6/ Doç. ve Prof. lardan kalırsa, lojman  tahsis edilmelidir!..
 Sistem bu şekilde  rayına oturtulmalı! ve yabancı dili  -ne şekilde olursa olsun-  geçenlere -MV.B.Satır’ın TBMM’de verdiği rakam 5000 üzerindedir-  kapılar sonuna kadar açılmalıdır!... (.)
Böylece, milli-manevi-bağımsız-demokratik Türkiye’de;  yabancı dilin, bilim/sanata göre ne kadar önemli olduğu tüm  akademisyenlere ve dosta-düşmana öğretilmelidir!..
NOT: Memurlar.net’te (10.03.2018) yer alan haber; “Yükseköğretim Kurulu, daha önce lisans programlarında ders vermemiş öğretim üyelerinin yüksek lisans programlarında ders vermesini uygun gördü.”
 Yani, ben iletişim Dr. olarak, bir lisans programında bu alanda ders vermedim, ama bu alanda yüksek lisans  programlarında ders verebilirim!.. Olacak iş mi? Kalite böyle yakalanır mı!...Oysa; lisansı dışında başka bir alanda yüksek lisans  yapanların, yüksek lisans yaptıkları alanda kadroya geçirilmesinin, akademik yapıya ve lisansın özelliğine gölge düşürdüğü, alan lisans mezunlarının  önünün kapatıldığı/engellendiği bir sorun  olarak ortada duruyor. Bunu, her konferansımızda müzik  lisans öğrencileri sorguluyor.  Meslekleşme/kıdem çok önemli... Bizlerde; sınıf öğretmenlerinin müzik derslerine girmemesini, mutlaka branş öğretmenlerinin girmesini istiyoruz.  Gereksizmiş!...Alın size bir sorun daha!...

http://enpolitik.com/kose-yazisi/2072/mevcut-36-bin-y-doc-dr-dr-ogr-uyesi-idari-gorevlerden-alinsa-nasil-olur.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar