Mizah niye yok?

Son zamanlarda, özellikle politik alanda mizahın olmadığı söyleniyor.

Neymiş?...

Eski siyasetçiler mizahî eleştiriye açıkmış, şimdikilerin mizaha tahammülü yokmuş…  Eh.. siyasetçiler mizaha tahammül edemiyorsa, mizahçılar da bir şey üretemiyorlarmış.

Türk siyasetinde son 70-80 yılın mizahını az çok bilen biriyim. Kimisini yaşayarak gördük, kimisini de duyduk veya okuduk.  Şunu açıkça söyleyeyim, eski zamanlarda da politik mizahımız zayıftı.

Politik mizahın, yönetenlerin olumsuz tavrı yüzünden zayıf olduğunu söyleyenler, siyaset dışı mizahın çok güçlü olduğunu söyleyemez.

Mizahta da dönemler vardır… Şu dönem şu tür mizah anlayışı, bu dönem bu tür mizah anlayışı hakim olur. Mesela bizim gençlik yıllarımızda, artık Akbaba dergisi mizahı hiç etkili değildi; Gırgır hakimdi mizah dünyasına. Biraz müptezel, daha çok cinsellik yönü ağır basan bir mizah anlayışı idi Gırgır’ınki. Sonra bunun türevleri peydahlandı ama 1990’lardan itibaren eski mizah anlayışı değer kaybetti.

Şimdi niye mizah yok?...

Birkaç sebebi var.

İlk sebep, Türkiye değişirken yeni dönemin mizahı üretilemedi. Yani, kusura bakmasınlar, Türkiye değişirken mizahçılar değişmediler ve eski Türkiye alışkanlıkları ile mizah yapmaya kalktılar ve başaramadılar. Kendilerini yenileyemedikleri gibi, yeni “level”ın gereği olan zekaveti gösteremediler. Yani zekâları devre dışı kaldı.

İkinci sebep, özellikle bu iktidar zamanında mizah yaptığını zannedenler, mizah yapmadılar, şahsiyet suikasdi ve aşağılamalarla dolu sarkastik saldırılar yaptılar.  Keskin zekayı tatile gönderenler, ilkesiz muhalefet etme refleksiyle hareket ettiler ve karşılarındakilere leş muamelesi yapma alçaklığı gösterdiler. Eh… Bu durumdan da mizah değil, hakaret ve aşağılama çıkar.

Üçüncü sebep ise muhaliflerle değil, iktidarla ilgili. İktidar kendini çok kasıyor. Hâlâ “Kemalist saldırı ve tehlike korkusu” ile kovalanma ve korunma refleksinin belirlediği tavır ve üslup ile hareket ediyorlar. Devamlı kovalanmak ve kaçmak, rahat ve geniş bir üslubun doğmasına engel oluyor; endişeli bir zihniyet yapısının oluşmasına yol açıyor. Tabii bu korku ve endişe atmosferi, sürekli gerginlik doğurduğu için mizaha müsait değildir.

Demem o ki mizahın günlük hayatımızdan çekip gitmesi, sadece iktidara mâl edilecek bir olgu değildir. Sayın Binali Yıldırım, bugüne kadar gördüğüm başbakanların arasında, kendisiyle alay edebilen tek insandır. Demirel, Ecevit, Özal, Mesut Yılmaz, Yıldırım Akbulut, Tansu Çiller, Nihat Erim, Ferit Melen başbakanlık yaptılar ama hiç biri Binali Yıldırım kadar kendileriyle alay edebilme başarısı gösteremediler. Böyle bir başbakana zekice bir espri ile yaklaşsanız, normal karşılar. Ama Gezi olaylarında olduğu gibi, mizahı küfür zanneden alçakların yaptıkları mizah değil, şahsiyet suikasdidir.

Zekice yapılan bir espriye Sayın Cumhurbaşkanımızın da olumsuz bakmayacağına eminim. Geçmişte yaşanan birkaç olayda, espri sınırlarını aşan hakaretler söz konusuydu ve hiç de zekice kurgulanmış espriler de değildi. Bayağı, adi, sarkastik şeylerdi.

Uzun lafın kısası, bugünün mizah anlayışı henüz şekillenmedi. Eski zihniyetle mizah yaptığını zannedenler, Cem Yılmaz’ın deyişiyle “Bulaşık teli ile keselenmeye kalkıyorlar” ve bu da olmuyor tabii.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/2112/mizah-niye-yok.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar