Siyasetin filtresi bozuldu

ABD’nin Suriye topraklarını top ateşine tutması Esad açısından karşıtlarına esenlik vermiş olsa da, sonucu pek de hayra alamet değildir. Terörü besleyen ABD, boşuna bir yerlere bomba atmaz. Hele de Müslüman kanı dökülmesinden zerre kadar üzüntü duymaz...
Ancak muhalefetin dediklerini pek de tutarlı sayamayız. Kılıçdaroğlu, “Ağır silahların denendiği Suriye toprakları” açıklamasına ben de katılırım, ancak PKK destekli HDP ile el altından dirsek temasında bulunması, samimiyet testinde yakayı ele veriyor.
Öyle ya, sen kimden yanasın?

Şimdi de, doların yükselişe geçişiyle birlikte muhalefetin ittifak arayışlarını hesaptan düşmek yerine tam da bir kaos yaşanıyor. Çünkü geçmişe göre bu tip ittifaklar ateş ile barutun yan yana gelmesi gibi bir şeydi. Şimdi ise ateş barut ile uzlaştı, demektir ki 2019 seçimlerinin fitili ateşlemeye hazır. Sırf iktidarı düşürmeye yönelik planların içini de dışını de göreceğiz...
Ak ile kara geçitte belli olacak

Filtre meselesi...
Siyaset bozulunca her şey de taşıdığı anlam itibarıyla bozuluyor. Yetkililerin buna aklı ermeyecek kadar vahim bir dizayn dolaşıyor devlet kademelerinde. Hem de yetkili kimdir diye sorsanız kimseler bilemez, akıl da erdiremez. Bozok filtre, motoru da şanzımanı da bozuyor.
Gidişat düne göre elbette ki iyi, en azından lokantaların astronomik bir sayıda artışı ile evlerden yemek pişirme derdi kalktı, göbekler yağ bağladı. Eskiden açlığa çare aranırdı şimdi ise kiloları atmaya çare aranıyor. Estetik yaptırarak renk değiştiriyorlar.

Çakallarla kurtların hikâyeleri malum. Önce kurtlar doyacak kalanı da çakalların olacak. Ekonomi düne göre düzelmiş olsa da düzen değişmedi. Üstten koyunca alttan çıkıp gidiyor. Başta bir kısım belediyeler olmak üzere, vakıf- dernek adı altında sürekli yardım toplayan kuruluşların denetlenmediğini düşünüyorum. Bal tuttukları için parmaklarını yalama hakkını mahfuz tutmaları günün konusu. Ayrıca hem gıda sektöründe hem de ticarette ki kontrolsüzlük da filtre bozukluğunu andırıyor. Yanlış beslenme, içki, sigara, hava kirliliği, uyuşturucu, fuhuş, stres gibi nedenler yüzünden devlet hastalara hastane ile hekim yetiştiremiyor. İnsanlar bu kadar hiç hasta olmamıştı.

Savaşın elbette ki bir faturası olacak... Bedavadan savaş yapılarak üstelik zafer elde edildiği hiç görülmemiştir. Amenna... Ancak eğitim dediğimiz temel meselede iktidar kadrolarının yaya kalışını kimselere izah edemiyoruz. İmam hatip okulları bile tayt seferberliğinde yarışıyor. Gerçi Kemalistler bu tip çağdaş(!) bir eğitim yapısından memnun, onlara göre eteğin uzunu değil kısası makbul. Şarabın da yıllanmışı... Kılıçdaroğlu, rakı ile şarabı haramdan saymadığı için kürsülerden haram yemediğini haykırarak duvara tosluyor. Öte yandan manzara pek de iç açıcı değil...
İslam’ın haram saydığı her ne varsa onun ipine sarılarak hayat felsefesini kuranlar beş yıldızlı sanatkar ayaklarında kutsanmalarını doğru bulamayız. Haramın savunucularına meşrulaştırıcı paye vermek bu iktidarın işi olmamalıydı. Sonuçta kefareti var...

Her şeyi ile bataklığa doğru saplanmakta olan bir nesil var karşımızda, ahlak ve maneviyat denilen meziyetlerimizi giderek tüketiyoruz. Maalesef, milli eğitim yetersiz, kendilerine bile hayrı olmayan bir kısımları bilgisayar tombalasından ülkenin dört bir tarafına öğretmen olarak atanmalarıyla eğitim asla düzeltilemez. İstikbale yön verecek muallimler gerekiyor. İktidar özel dershane sömürüsünü yıktı fakat yerine adil olanını bir türlü kuramadı.

Eğitim dedik, akabinde adaletin de filtresi bozuk. İstinaf mahkemeleri denildiğinde itiraz etmiştim, bu düzende istinafın davayı daha da uzatacağı şeklinde ki görüşümü bu günkü uygulama teyit ediyor. Üzülerek söylüyorum, bu tip ithal menşeli bir yargıdan asla adalet çıkmaz. Üç sene süren bir alacak davasının istinafı da en azından iki senedir. Bu dava Yargıtay temyizine tabi ise üzerine bir iki sene daha ekle eder yedi sene...
Yedi senede çıkıp gelene adalet mi diyeceğiz?

Kaldı ki liyakatsizlik hem devlet kademelerinde hem de yargıda ayrı bir sorun. Görüyorum, yıllarını geçirdiği kurumunda bir gece ansızın alınarak yerine getirilen daha dünkü memur. Hele de önüne gelene fetöcü suçlaması bu arenada oldukça kimilerinin işine yarıyor. Gizli bir el kadro değişikliğinde etkin olunca AK partililer dışarı, darbe heveslileri masa başına. Özellikle AK partililerin dışlanmasını yetkililerin görememesi başlı başına bir filtre bozukluğudur.
 Tamir desen, bir zamandan sonra olmaz, doğru hurdaya.

Madem inkılap deyip her şeyi yıktılar, sen de devrim diyerekten her şeyi düzeltmek zorundasın, değilse zaman az. Tespitimi mazur görün, şu anda ülke üçüncü Abdülhamit devrini yaşıyor desem yeridir. Başta bir kişi, etrafında dolaşan kimi tilkiler. Abdülhamit elini nereye atsa, ihanet dolu... Hatta hanımı hariç çocuklarına varıncaya kadar... Şimdi de benzerlerini görüyoruz, zamanın olumsuzları işbaşında. Yollar ara sokaklara kadar tutulmuş, siyasetin filtresi oldukça arızalı, güneşin batmasına yarım saat var...

http://enpolitik.com/kose-yazisi/2141/siyasetin-filtresi-bozuldu.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar