Sayın Cumhurbaşkanına son çağrımdır

1.

Uçak yolcularına yapılan son çağrı gibi bir çağrı bu…

Eğer çağrıya uyarlarsa uçağa binecekler, çağrıya uymazlarsa uçağı kaçıracaklardır.

Meğerki son çağrıdan sonra bile, bilinmez bir nedenle ya da ilahi lütufla uçak tehirli olsun…

*

2.

Ülkemiz 15 Temmuz 2016 tarihinde insanlık tarihinin açık ara en alçak, en kapsamlı, en sinsi, en deyyuscasına, en pis, en namert, en insafsız, en acımasız ve en en en kalkışmasıyla karşı karşıya kaldı…

Ve tıpkı son çağrıdan sonra, hiç umulmadık, beklenmedik, hesap edilmedik, hayal bile edilmedik şekilde uçuşun tehir edilmesi gibi…

Ülkemizin işgali tehir edildi…

Elbet ilahi bir lütuf olarak…

Elbet Allah’ın cc bu aziz millete muhteşem bir ikramı olarak…

Elbet İslam’ın son ordusu olan bu millete Allah’ın cc muhteşem bir yardımı olarak…

Ne desek, ne söylesek, ne anlatsak…

Ne dememiz, ne söylememiz, ne anlatmamız millet olarak yaşadıklarımızı ifade etmeye kâfi gelmez.

*

3.

O meş’um gecede, o kapkaranlık gecede, o uzun mu uzun gecede bu milletin her ferdi, sarhoşu-ayığı, namazlısı-namazsızı, kadını-erkeği, genci-yaşlısı, görevlisi-görevsizi, yetkilisi-yetkisiz elinden geleni yaptı.

Fakat o gecenin görevi gereği en yetkili ve elbet en sorumlu kişileri olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Başbakan Binali Yıldırım’ın hayatlarını tehlikeye atarak aziz milletimize yaptıkları çağrı…

Sultan Abdulhamit’in yapamadığı çağrı…

Adnan Menderes’in yapamadığı çağrı…

Bu milletin en uzun gecesini kısalttı…

Bu milletin en karanlık gecesini aydınlattı…

Bu milletin en pis gecesini temize çıkardı…

Bu da hepimizin bildiği, insafı olanların gördüğü, milletten yana olanların tarihe altın harflerle kaydettiği bir gerçektir.

Bunu yaşadık ve ömrümüzce yaşatmaya devam edeceğiz.

Biliyoruz ki, unutursak, unutuluruz; örtersek, örtülürüz…

*

4.

Evet…

O geceden bugüne…

“Rabinoğlu Fetullah” diye imza atan kişinin adıyla anılan, aslında herkesin bildiği gibi, uzun erekli bir CİA projesi olan Fetullahcı Terör Örgütüyle (FETÖ) en gerekli mücadeleyi yapan kişi elbet Sayın Cumhurbaşkanı ve Başbakan Binali Yıldırım başta olmak üzere, ülkemizin yönetim kademesinde olan yetkililerimizdir.

Yaklaşık iki yıldır süren bu mücadelede, kimi yanlışlar yapılmış olsa da, esas olarak polisimizin ve yargımızın görevlerini başarıyla yaptıklarını söyleyebiliriz.

Görevlerini değil başarıyla yapmak, hemen hiç denecek kadar az yapanlar ise:

Diyanet Teşkilatı…

Başta YÖK olmak üzere Akademi Dünyası…

FETÖ yapılanması dışındaki cemaatler…

Medya dünyasının çok büyük bölümü…

Sanat dünyasının çok büyük bölümü…

İş dünyasının çok büyük bölümü…

Siyaset dünyasının Cumhur İttifakı dışında kalanları…

Kanaat önderi konumunda başköşelere oturtulan, ne söyleyecek diyerek ağızlarına bakılan kişiler…

İla ahir…

Hal böyle olunca iş yine başa düşüyor ve işini yapmayan kesimlerin ve kişilerin görevini yapmak da Sayın Cumhurbaşkanının üzerine düşüyor…

*

5.

Ve bütün bu yazdıklarımdan sonra…

Sayın Cumhurbaşkanına Son Çağrım şudur:

_Öncelikle Rabinoğlu Fetullah’ın izi sürülmeli, nereden nereye geldiği, nereden nereye niçin geldiği, nerede ne zaman nasıl yetiştirildiği, nerede ne zaman kim/ kimler tarafından yetiştirildiği kayıtlara/ belgelere dayalı olarak açıklanmalı ki bu kişinin İslam’la alakasının olmadığı, tıpkı Lavrens gibi özel bir ajan olduğu anlaşılsın.

Anlaşılsın ki, izine basan ahmaklık derecesinde aptal olan muhipleri uyansın, tevbe etsin ve tekrar İslam’a dönsün.

Aksi halde 1646 yılından beri, tam 400 yıl Sabatay Sevi’nin izinden gidenler gibi…

Bu aptallık derecesinde ahmak olan FETO muhipleri, FETO bağlıları, FETO haşhaşileri, FETO kulları mehdi, mesih, kâinat imamı olarak gördükleri Rabinoğlu FETO’nun izini bırakmazlar.

Tıpkı Kadiyanilik gibi, Bahailik gibi sapık dinler ortaya çıkar, hem o dine mensup olacak insanlarımıza hem de ülkemize yazık olur.

Çünkü tıpkı Sabatay Sevi’nin bağlıları gibi içine kapanacak olan bu sapık dinin mensupları her türden şer odakları tarafından ülkemiz aleyhinde kolaylıkla ve ucuz bir şekilde kullanılabilir.

Ve asıl yapılması gereken ama yapılamayanlara gelince…

Bilinen bir gerçektir ki, yarım asrı aşkın bir süredir mehdi, mesih, kâinat imamı olarak ortalıkta dolaşan…

Üstüne giydirdiği ve itiraz etmesi gerekenlerin de itiraz etmediği bu kimlikleriyle haşa Allah cc ile görüşen…

Allah’ın cc haşa kendisine pay ayırdığı…

Yüklendiği hizmet aşkıyla Cebrail Parti kursa bile hizmeti bırakıp Cebrail’in kuracağı partiye girmeyen…

Her an Peygamberimizle, Hz Ebubekir ve Hz Ömer ile görüşebilen bir sümüklü büyücüyü ahmak muhiplerinin, bağlılarının, kullarının, tapıcılarının bırakması asla mümkün değildir.

Bu gerçeği bilip, bu ahmakların iyileştirilmesi için bir şeyler değil, çok şeyler yapılmalıdır.

Aksi halde bu ahmaklar bu ülkenin de bu milletin de başına bela olacaklardır.

Ülkeyi de, bu aziz milleti de gelecek bu büyük beladan kurtaracak olan sizsiniz…

Sayın Cumhurbaşkanım…

Vakit geç olmasın…

Bunun içindir ki bu son çağrımdır diyorum…

Allah cc yar ve yardımcınız olsun…

Allah’a cc emanet olun…

Selamet üzere kalın…

http://enpolitik.com/kose-yazisi/2178/sayin-cumhurbaskanina-son-cagrimdir.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar