Seçim için ters işlem stratejileri


Önümüzdeki seçimin bana heyecan vermeyişi sonucun şimdiden belli, heyecanlı yanı ise sistem değişikliğinin resmen kabul görmüş, onaylanmış olmasıdır.

Bu seçimi önemli kılan Türkiye’nin zaten karar verdiği başkanlık sistemine fiili olarak geçmesidir. Bu kararı esasen derin millî yapısı harekete geçen devlet vermiştir. Başkanlık sistemi şu aşamada iç ve dış olaylara hazırlıklı olmak, etkili hamleler yapmak ve istikrar için gerekli görülmüştür. Talihimiz ve tarihimiz nihayet çatışmaya girmeksizin uzlaşmış devlet ve millet, ortak kaygılar, amaçlar etrafında birleşmiştir. Bu birliktelikle seçimi Cumhur ittifakının kazanacağını açık seçik hissediyorum.

                

Baskın seçimle Türkiye’nin ne yaptığını, yapmak istediğini artık yıpranmış, demode olmuş politikaları ile Avrupa anladı. Bütün batı ve Siyonistler anladı. O nedenle hiç umulmadık zamanda baskın seçimle hepsi şoka girdi. Hemen hiçbir hain girişimlerini sahneleyemeden imkânsız kaldılar. Yani oyunlarını tezgâhlamaya fırsat bulmadan basıldılar. Baskın seçim demem biraz da bu yüzdendir. Değilse 2019 Ağustosuna kadar başta terör olayları olmak üzere en alçak saldırılar planladıklarından kimsenin kuşkusu olmasın. Eş zamanlı olarak bir yandan siyaset içinde fesat odaklarının isteğine uygun manipülasyonlar yapılacak, diğer yandan uyuyan hücreler canlandırılacak, ekonomik saldırılar başlatılacaktı. Bunların hemen hepsi çöktü. İlk zamanlarda neye uğradıklarını bilememenin şaşkınlığı ile Fransa’nın, Almanya’nın, Hollanda’nın siyasetçileri, erken seçim kararına karşı verdikleri beyanatlarla gerçekten gülünç oldular.

Erdoğan’ın temsil ettiği millî, demokratik, muhafazakâr blok Abdullah Gül sahneye sürülerek parçalanmak istendi. Kumpas hiç ummadıkları bir kanattan bozuldu. Meral Akşener çok esaslı bir görev icra ederek hem bu oyunu boşa çıkardı hem de Pensilvanya’dan emirle bedavaya transfer edildiği düşünülen 15 biçare milletvekilini ofsayda düşürerek CHP’nin etik kıymeti zaten tükenmiş duruşunu bozdu. Daha ilk gün büyük strateji ustası edalarıyla ekranlarda çalım satan Kılıçdaroğlu üç gün geçmeden büyük bir bozgun yaşadı. ‘Partililere bozgun yaşattı’ dememiz daha doğru olacaktı. Çünkü kendisinin ossaat ne dediğini, ne yaptığını unuttuğu, umursamadığı veya öyle gözüktüğü ortadadır. Yaptıklarının sonuçlarının ne olup olmadığını bildiğini, çevresinde kendisine bildirecek akil insanların da olduğunu sanmıyoruz.

Şimdiye kadarki gelişmelerin CHP’ye yaramadığı söylenebilir. CHP şimdiden kaybetmiştir. CHP’nin keskin ulusalcıları aday arayışı sırasında Abdullah Gül’e yönelişe, sonra Saadet Partisine yanaşmaya sıcak bakmamışlardır. En son milletvekilliği listesi de büyük huzursuzluk yaratmıştır. Şu andan itibaren Muharrem İnce ve ekibi tamamen tasfiye olmuştur. Listede 5 Saadetliye yer verilmiştir. Bu CHP’nin cefasını çekmiş üye için de seçmen için de kabul edilebilir bir durum değildir. Ayrıca, ancak sorumsuz bir feodal işleyiş içinde görülecek tarzda, sanki alınıp satılabilen köleymişler gibi İP’e peşkeş çekilen 15 milletvekilinin hesabını, asıl onlara temsil yetkisi veren halk, kendi seçim bölgelerinde soracaktır. O insanlar başkasına peşkeş çekilecek, ipotek konulacak, kiralanacak oyumuz yok diyeceklerdir. Ya da aracı kurumları devre dışı bırakarak söz konusu partiye doğrudan destek verecektir.

CHP’liler kendilerinden bekleneni yapmış, bu seçimi bile parti içi hesaplaşmanın fırsatına dönüştürmüşlerdir. Çünkü bu partinin ülkeyi yönetmek gibi ne bir talepleri ne birikim ve yetenekleri vardır. Olmayan yönetme yeteneklerini ebediyen kaybetmişlerdir. Şimdi de bir kez daha kaybedecekleri bir yarışa zorlanmışlardır. Gittikçe küçülen partide bir koltuk kapmak, en akılcı hedef olmuştur. Bu amaç için olsa bile çalışmak onlara ağır gelmektedir. Hele bu mübarek ayda iş büsbütün zor olmaktadır. Tanıtım ve propaganda aç olarak yürütülemez. Bir kenarda zıkkımlansan olmaz, dilini, damağını ıslatmak için bir iki kadeh yuvarlasan hiç olmaz.

Seçim çalışmaları bütünüyle Muharrem İnce garibinin üzerine yıkılmıştır. Partatililer, tatil beldelerinde veya genel merkezlerinde keyif çatıyorlardır. Belki Cihangir gibi, Bağdat Caddesi, İzmir Çeşme veya Kordonboyu, Ankara Çankaya gibi semtlerde bir iki salon toplantısında bir iki 23 Nisan konuşması yaparlar, ardından laikliğin elden gittiğinden dem vururlar, umutlarını kestikleri orduyu göreve çağırırlar, sokakları hareketlendirmekle tehdit ederler ve elbette hile karıştırılacağından dolayı seçim sonuçlarını şimdiden kabul etmeyeceklerini söylerler, bizi AB’ye şikâyet ederler, başka da bir şey yapmazlar. ‘Gel bakalım Muharrem.’ İyi ki seçim oldu da seni tasfiye ettik Muharrem. Şimdi git seçimi bizim adımıza da kazan Muharrem! Bizim işimiz var Muharrem. 25 Haziranda biz vekil koltuğumuza otururuz sen de avucunu yalarsın Muharrem. Asıl o zaman anlarsın bu partinin neden iktidar olamadığını. Muharrem de bütün külfeti kendisi çekecek, ülfetleri diğerlerine bırakacak ölçüde enayi değil elbette. CHP’nin başkalarını budala sanan akıllıları partiyi muazzam bir yol ayrımına getirmiş durumdalar.

İçeriksizliğin, politikasızlığın, sorumsuzluğun bir partiyi ne hallere düşürdüğünü çok yakında göreceğiz. Kendi payıma ben yakın bir gelecekte CHP’yi hedef alan yeni bir iç hesaplaşma ve yeni bir parti yapılanması görüyorum. İşin tuhafı bu CHP, Saadeti, Saadet de CHP’yi yakmıştır. Kimse kimseye yaranamamıştır. Diğer partileri analiz etmeden önce HDP’nin ve Demirtaş’ın durumu düşünülmelidir. Bana göre Demirtaş, dışarıda olsa içeride olduğundan daha az oy alır. Burada bir ters işlem var. Yani şu an Demirtaş’ın tutukluluk hali ona puan getiriyor. Getiriyor ama bu oran barajı aşacak keyfiyette değil. Hüda Par’ı da bu seviyede düşünebiliriz. Bu iki parti, Saadet’in oylarını emiyor. Bu partiler olmasaydı, Saadet barajı aşacak seviyeye gelebilirdi. Ancak bu olmayacak, onlar da barajı aşamayacak. Peki bu siyasi tabloya nasıl yansıyacak?

Müthiş bir dizayn. Bölgede HDP de, Saadet de, diğerleri de çıkamayınca elbette Ak Parti bütün vekilleri alıp götürecek. Yazın bunu bir yere. Bölgede bütün milletvekillerini Ak Parti kazanacak. Bu ona fazladan en az 50 milletvekili kazandırmış olacak. O nedenle bu hesapla denge kuranlara göre Demirtaş’ın serbest bırakılması riskli bir durum. Riski, HDP oylarını alta indirmesi. Yani, sıfırlanmaya yüz tutmuş HDP oyları biraz yükselsin istenmektedir. Anlayacağınız programı dizayn edenler, hemen hiçbir ters ihtimale şans tanımamışlar.

Akşener, bu seçimin en şanslısı olabilir. İP’in devletin gözetiminde bir parti olduğu ve verilen ilk görevi başarıyla yerine getirdiği görülmüştür. Kadıncağız, seçimi tehlikeye sokacak karşı bloğu darmadağın etti, daha ne yapsın? Şimdiki görevi ne? Huzursuzları bir çatı altında toplamak. Fetö’ye, CHP’nin, MHP’nin küskünlerine şemsiye olmak. Bu huzursuzların da kontrol altında tutulması, sakinleştirilmesi, deşarj edilmesi, göz önünde, göz altında tutulması gerekmiyor mu? Kontrol dışında yapacakları işleri bizim denetimimiz ve bilgimiz dâhilinde yapsın diyen üst akıl, şimdiden seçim sonrası organizasyonlara başladı bile. Hiç olmazsa Kandil’e, Münbiç’e yönelik hazırlıklara bakanlar bunu görür.    

http://enpolitik.com/kose-yazisi/2233/secim-icin-ters-islem-stratejileri.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar