“Devlette devamlılık” esastır, bazı sanatçıların "hak ihlalleri" çözülmeli?

Bugünkü yazımla Yeni YÖK’e sesleniyor ve “müzik tarihine” olumsuz bir not düşmek istiyorum…

Bize yıllardır öğretilen; devlet yanlış bir iş yaparsa, mutlaka yeni gelenler onları düzeltir. Yani, devlet kimseyi -bile bile- mağdur etmez. Hak-hukuk vardır...Yani, bugün fazlasıyla ihtiyacımız olan “etiklik”

Oysa vereceğimiz örnek, tam tersi? Ve, mağduriyet 34 yıldır sürüyor. Konunun muhatabı elbette YÖK ve MEB…Ama, yıllardır, o kadar başkan ve yönetim kurulu üyeleri geçti, başvurduk, anlattık. Ama hala çözülemedi?

Yasa: 1983 yılında çıkan 2809 sy.kan. geçici 10 md. 2. fıkrasında Y.Doç.lik için 4 yıl, Doç.lik için 8 yıl, Prof luk için 15 yıl ve üniversite mezunu olmak şartı vardı...

(Resmi Gazete Tarihi: 02.02.1985 Resmi Gazete Sayısı: 18654)

Konuyu son defa anlatalım.

Konservatuarlarda çalışan sanatçılara, üniversiteye uyum amacıyla unvan hakkı verilmişti. Prof.Dr.Ayhan Songar başkanlığında, 5 kişilik bir alt komisyon kuruldu.(Prof.Dr.Ayhan Songar, Prof.Dr.Altan Günalp, Prof.Dr.Efruz Edgü, Doç.Dr. Güner Yavuz, Doç.Dr Yavuz Aksoy)

1984 yılı ortasında Milliyet gazetesi (A.Güçlü), "havadan Prof. luk", "kavalcı Prof. lar geliyor" başlığı ile, eline geçirdiği taslak listeyi yayımladı ve olumsuz bir kampanya yaptı...

Bunun üzerine, YÖK yaptığı/yayınladığı yönetmeliğin, kurduğu komisyonun  arkasında durmadı ve "böyle bir çalışma yok" diyerek, listeleri geri çekti.

Listelerdeki Tenakuzlar…

İlk listede “uygun görülmeyen” olarak adı geçen; Ş.Aksu (Y.Doç.), R.Ayangil (Y.Doç.), Y.Tura (Doç.) olarak atandı. Diğerleri zaten ilkokul, lise ya da İstanbul Belediye Konservatuarı mezunu oldukları için -üniversite mezunu olmadıklarından- unvan alamadılar.

İkinci listede ise Prof. olarak adları geçenlerden; N.Giray (Doç./emekli),B.Tarlabaşı(Y.Doç./emekli),A.Turan (Doç. sonra Prof. oldu/rahmetli),T.Yakarçelik (lise mezunu olduğu için alamadı),M.C.Atasoy(Doç./rahmetli),İ.Özgen (Y.Doç./emekli),S.Öztürk(Doç./emekli), Ş.Önaldı(Doç., yıllar sonra başka bir üniversiteden Prof. oldu/emekli),E.Berker(Doç./sonra Prof. oldu/rahmetli),C.E.Ökten(Doç./sonra Prof. oldu/emekli),G.B.Çeliker(lise mezunu olduğu için alamadı),H.Aksoy(Doç./rahmetli),T.Korman(lise mezunu olduğu için alamadı/rahmetli),A.Yavaşça (Doç. açıklanınca istifa etti, Prof. yapıldı, geri döndü/emekli),Y.F.Kutluğu(Doç./rahmetli), E.Deran(Doç./bir süre sonra Prof. oldu),S.İçli(Doç./bir süre sonra Prof. oldu/rahmetli),

Doç.ve Y.Doç.lerden ise;

S.Erguner (Y.Doç./Dr. yaptı/ geçtiğimiz günlerde Doç.oldu, şimdi 5 sene bekleyecek, yazık değil mi?),C.Ünal(Y.Doç.), A.F.Emiralioğlu(Y.Doç./emekli), Göktan AY(Y.Doç./Dr. yaptı), Ç.Körükçüoğlu(Y.Doç./korodan emekli), M.Torun(Doç./bir süre sonra Prof. oldu), F.Değerli (Y.Doç./6 ay sonra Doç. /bir süre sonra Prof. oldu/emekli), Ş.Yılmaz(Y.Doç.), N.İdemen(Y.Doç./emekli)

İlk alt komisyon, o kadar çok etki altında kalarak çalışmıştı ki;

1/ Üniversite mezunu olmayan bazı sanatçıları bile unvan listesine koymuş, bazılarını koymamıştı,

2/ 15 yılı dolduran sanatçılar arasında bile farklılıklar yapmıştı. F.Değerli,B.Tarlabaşı ve  İhsan Özgen'in Y.Doç.liği gibi... S.Erguner ve şahsımın Y.Doç.liği gibi..

Bir süre sonra, “başvuruları olmadığı” halde YÖK (1985); N.Atlığ, A.A.Saygun’u ve bir tiyatro sanatçısını (hatırlayamadım)  Prof. olarak atayarak, onlardan bir üst komisyon kurdu. N.Atlığ o günleri şöyle anlatmış:

"..Bir gün gazetelerde, Türk Musikisi Devlet Konservatuarı’ndan bazı kişilerin doçentliğe ve profesörlüğe terfi ettirileceklerine dair haberler, adları geçenlerin fotoğraflarıyla birlikte yayınlandı. İçlerinden, konuyla ilgili beyanatlar verenler de vardı. Birkaç gün sonra, Mimar Sinan Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Gündüz Gökçe, mahrem kalması ricası ile, gazetelere yansıyan terfi listesinin bir alt komisyonun hazırladığı liste olduğunu, Üniversitelerarası Kurul’un bu listeyi kabul etmediğini, Kurul’da Ahmet Adnan Saygun ile benim profesörlüğe yükseltilmemin bahis konusu edildiğini, hazırlıklı olmamı da ilâve ederek açıklamıştı. Bu görüşmeden birkaç gün sonra, Alt Komisyon’un üyesi olduğunu sonradan öğrendiğim Prof. Dr. Ayhan Songar telefonla arayıp Prof. Doğramacı’nın benimle görüşmek istediğini ve aynı akşam birlikte evine davetli olduğumuzu söyledi. Gittiğimizde, sayın Doğramacı, Adnan Saygun, Türk Musikisi Devlet Konservatuarı Müdürü Prof. Dr. Lütfü Zeren ve YÖK’ten birkaç üye ile birlikteydi. Batı müziğinden Adnan Saygun’un, Türk Müziği’nden ise benim profesörlüğe getirilmemin düşünüldüğü ifade edildi. Adnan Saygun ve ben, öğretim üyeliği hakkında bir talebimizin olmadığını ifade ettikten sonra, konservatuarlarda ders verebileceğimizi, kabul edilecek 10 senelik bir süre zarfında konservatuar mezunlarının doktora ve doçentlik gibi akademik aşamalardan sonra profesörlüğe yükseltilmelerinin uygun olacağını ileriye sürdük. Doğramacı, teklifimizi kabul etmedi ve “Ben bu arkadaşların terfi ve sınavları için Avrupa’dan öğretim üyesi mi ithal edeceğim?” diyerek konuyu kapattı. Birkaç gün sonra Ankara’ya çağrıldık. Saygun’dan ve benden talepname istendi. Biz talepkâr olmadığımız için talepname vermeyi kabul etmedik. Bir ‘ara formül’ olarak, profesörlüğe seçildikten sonra en az üç yıl görev yapacağımıza dair taahhütname imzaladık. Nihayet Üniversitelerarası Kurul’un onayı ile değişik sahalardan altı kişinin profesörlüğe yükseltilmesi, 27 Şubat 1985 tarihinde kesinleşti." (M.Güntekin, Nevzad Atlığ'ın  Tanıklığında,SF.92-93)

Yaşanmış gerçekler…

Örnek 1: Rahmetli A.Songar ile odasında bir tören öncesi sohbetimizde, kendisine; "hocam, unvanlardan kimse  memnun değil" dediğimde; "Göktan hocam, bana söyletme, bunların hepsini yazıyorum…Sizdeki o gazetelere çıkan  sarışın kadın var ya, şu koltuğun dili olsa da konuşsa, buradan çıkmazdı" dedi.

Örnek 2: B.Tarlabaşı'nın son mektubu:

“İTÜ TMDK Çalgı Eğitimi Bölümü’nde “Kaval” Öğr.Gör. YÖK’ün Üniversitelerarası Kurulu tarafından, şahsıma layık görülen, ancak bugüner kadar hala tebliğ edilmeyen ve bunca yıl mağduriyetime neden olan Prof. unvanım hakkındaki bu bilgiler, beni seven, hatırlayan, dost, arkadaş, öğrencilerim ve tüm dinleyenlerimedir...Bu kazanılmış haklarımdan hiçbir zaman, asla vaz geçmediğimin bir hatırlatması olarak bilinmesi gerekir ki; 1985’te YÖK.(üniversitelerarası Kurul) tarafından görevlendirilen (merhum) Prof.Dr.Ayhan Songar, Prof.Dr.Altan Günalp, Prof.Dr.Efruz Edgü, Doç.Dr. Güner Yavuz, Doç.Dr Yavuz Aksoy’dan oluşan YÖK Komisyonu , öğretim üyesi olmak için baş vuran sanatçı  öğretmenlerin  durumlarını incelemiş, bazı sanatçıları Prof. luğa, bazılarını Y.Doç. ve Doç. yükselttiğini, bazı sanatçıların isteklerini ise bilimsel çalışmaları ile öğretim durumları yetersiz olması yüzünden reddettiğini gazetelerin baş sayfalarında haber olarak duyurmuştu...Adı geçen komisyon Burhan Tarlabaşı’nın, Fransızca sınavından sonra, alanındaki bilimsel/sanatsal çalışmalarını değerlendirmiş, 30 Ocak 1985’ de kendisine  Prof.luk unvanını uygun görmüştü....Ne var ki, lâyık görülen bu akademik ünvan ne YÖK ve ne de Konservatuar  Müdürlüğü tarafından  bilinmeyen  bir nedenle,  bu  güne  kadar  Burhan Tarlabaşı’na hâlâ, bir türlü tebliğ edilmemiş, yıllarca mağdur edilmesine neden olmuş, iş bu ihmal ve haksızlık  da bir türlü akıllardan çıkmamıştır...”

Sonra kurulan N.Atlığ başkanlığındaki 3 kişilik komisyonla biraz daha düzene girdi, ancak bir yanlış daha yapıldı. Kanunla belirlenen süreler 1983 yılı sonuna kadardı.

Ancak, son listeler Aralık 1987'de ilan edildi. Ve, bazı Y.Doç. sanatçıların, 4 yılı daha yok edilmiş, hesaplanmamış oldu.

Yani, diyelim ki, şahsımın Y.Doç.liği 1983 yılı sonuna göre doğruydu...Peki, benim unvanım Aralık 1987 sonunda geldi. 4+4= 8 dolayısi le Doç. olmam gerekmez miydi?

Gerekirdi elbette..

Biz, Y.Doç.ler;

1/ Genç ve yeni mezun olduğumuz için dava açmaya çekindik. Dava açanlar hep kazandı, unvanlarını aldılar.

2/ Devletimize ve dolayısıyla YÖK'e güvendik. Devlet devamlıdır hakkımızı verir dedik!. Kısaca, bizler büyük bir hata yaptık. Heyhat!...

Ve, 1987'den sonra, her başvurumuza, "yapacak bir şey yoktur", "bir defalık verilmiştir" yazısı gönderildi. Oysa, yukarda yazdığım gibi Y.Doç.ler, kısa bir süre sonra Doç., Doç.ler kısa bir süre sonra Prof. oldular.

Devlet adına YÖK, kendi kendisi ile çelişti.

Bizler temiz kalpliliğimizin, dürüstlüğümüzün acısını çek(tik)iyoruz.

Emekliliği yaklaşmış Y.Doç. sanatçılar olarak, Yeni YÖK'ten, bir yönetmelikle "hak iademizin" yapılmasını, 2809 sy.kan. geçici 10.mad. 2.fık. göre Y.Doç. yapılarak mağdur edilmiş, bu arada   "Dr. yapmış sanatçılara"  Prof. unvanının verilmesini arz ve talep ediyoruz?

Devletin devamlılığına  gölge düşürülmesin?

Allah aşkına söyleyiniz; Hakkımız değil mi?

MİLLETİN DUASI!...

‘Milletin Duası’ türküsü için buluşan ünlü isimler, seslendirdikleri türküyle Türkiye’nin sesi olmuş. Orhan Gencebay, İbrahim Tatlıses, Cengiz Kurtoğlu, Yavuz Bingöl, Sibel Can, Seda Sayan, Alişan, Fettah Can, Kutsi, Metin Şentürk, Elif Buse Doğan gibi ünlü isimler ‘Milletin Duası’ türküsünde buluşmuş. Klip prodüksiyonu Simurg Stüdyo tarafından yapılan video klipte ünlü isimler birlikte kamera karşısına geçmiş. Bestenin sözleri şöyle;


Analar aslan doğurur
Vatan aşkıyla yoğurur
Yiğit burda harman olur
Milletine siper olur
Heyy...

Mehmedim cephede vurur
Düşmana dünya dar eder
Düşmesin Gönlüne keder
Milletin duası yeter
Heyy...

Yıkar bendi dağlar aşar
Mazlumun derdine koşar
Hak yoluna başın koyar
Mehmedim ey can Mehmed

Mehmedim cephede vurur
Düşmana dünya dar eder
Düşmesin gönlüne keder
Milletin duası yeter
Heyy...

“Türkiye’nin sesi oldu”  denilen beste, hiçte denildiği gibi ses getirmedi. Eseri hazırlayanların hepsi dostumuz ama, söylemek isteriz ki;

1/ Şiir zorlamadır...

2/ Ezgisi  semahlara çok benziyor, özgün değildir…

3/  Dua; Tanrı’ya yalvarma, Tanrı’dan yardım dileme’dir. Manası; “istemek, çağırmak ve davet etmektir.” Şiirde, bu hissiyat verilememiştir...

Dolayısıyla, taraftarlarca önce abartılı ortaya atılmış, ama sonra sessizliğe gömülmüştür.

 “Müzik siyaset üstüdür”, “yanlışı kabul etmez”  unutmayalım…

http://enpolitik.com/kose-yazisi/2238/devlette-devamlilik-esastir-bazi-sanatcilarin-hak-ihlalleri--cozulmeli.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar